Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Sudan mı Fedakârlık Etmeli, Yoksa Yapılaşmadan mı?

Havza planlamanın sadece yönetime bağlı bir süreç olmadığından yola çıkılarak, üst ölçekten alt ölçeğe doğru gelişen ekolojik ve bütüncül bir planlama anlayışı ile ele alınması gerçeği ile hareket edilmelidir.

Birgün Gazetesi/Gökçe TORUN
Sudan mı Fedakârlık Etmeli, Yoksa Yapılaşmadan mı?

b>İstanbul'un özellikle 1980'li yıllardan itibaren yoğun göç ve ciddi bir yapılaşma sorunu ile karşı karşıya olduğunu biliyoruz. Giderek artan nüfus, kent içindeki dönüşüm ve bu sürecin kontrol altına alınamayışı ile kentin gelişiminin kuzeye doğru kaymakta olduğu ve bununla birlikte su havzalarını ve orman alanlarını tehdit ettiği gerçeği her platformda vurgulanıyor. Fakat, bu gerçeği reddeden ya da umursamayan bir yerel yönetim ve merkezi yönetim ile karşı karşıyayız...

Havza alanları artık kentin çeperlerindeki kaçak yapılaşma, yanlış arazi kullanımı ve yerel yönetimlerin rant elde etme amacıyla uygulamaya koydukları ıslah planları sonucu ortaya çıkan ve çözümü güç sorunlarla karşı karşıya. Bununla birlikte su toplama havzalarında giderek artan sanayi faaliyetleri de önemli bir tehdit olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü havza alanları içerisindeki dereler, imalat sanayii için hazır su kaynağı olarak önemli bir yer seçimi kriteri haline geldi.

Evsel atıklar ve sanayi kuruluşlarının oluşturduğu kirliliğin dışında gübreleme ve ilaçlama gibi tarımsal faaliyetler, orman alanlarındaki maden işletmeleri ve çöp döküm alanları da havza alanlarında yer alan diğer kirletici unsurlar. Bu süreçte önemli tarım alanları da parsellenerek satılmakta ve koruma politikasından yoksun yapılaşma şartları ile planlama süreçleri devam etmektedir.

2B alanlarında işgale devam
Can alıcı nokta, devletin ve yerel yönetimlerin uyguladıkları politikalarla süreci hızlandırması ve teşvik etmesidir. Orman kanununda yapılan değişiklikler ve orman statüsünden çıkarılan alanlar kontrolsüz kentsel büyümeyi teşvik etmekte, bu durum hem orman hem de havza alanlarının işgale uğramasının önünü açmaktadır.

1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planları da bu soruna henüz çözüm getirememiştir ve sorun alt ölçekli planlara atıfla geçiştirilmeye çalışılmaktadır. Oysa bu bir yasal boşluk sorunudur. Alt ölçekte bu yasal boşluğu kapatmak imkânsızdır. Alt ölçek planların 2B alanlarındaki yapılaşmayı durdurmaya yetecek yaptırım gücü yoktur.

Yine aynı şekilde ulaşım gibi büyük kentsel yatırım kararlarıyla merkezi yönetim havza alanlarındaki yasadışı yapılaşmayı yasallaştırmakta ve 1980'lerin Sultanbeyli örneğinde olduğu gibi ilçe statüsü ile ödüllendirmektedir.

Gerek TEM-2. Boğaz Köprüsü gibi önemli ulaşım kararları ile gerekse havza alanlarında yer alan organize sanayi bölgeleri ile İstanbul'un en önemli havzalarından Elmalı ve Ömerli kaderi ile baş başa bırakılmıştır. 3. Boğaz Köprüsü projesi ile de Alibeyköy Barajı benzer bir durum ile karşı kaşıya kalacaktır. Mevcutta yaklaşık 150 bine yakın nüfus bulunan Alibeyköy havzasında 3. köprünün çevre yolu bağlantıları ile birlikte bu nüfus daha da artacak ve hazırlanacak planlar çözümü mümkün olmayan fiziki ve sosyal sorunlarla boğuşmaya devam edecektir. Çünkü su toplama havzalarında yetki sorunundan kaynaklanan yönetim sorunu ile birlikte plansızlıktan kaynaklanan yanlış arazi kullanımı hâkimdir ve belde belediyelerinin Büyükşehir Belediyesi'ne bağlanmasını sağlayan 5216 sayılı yasanın çıkarılması dahi bu sürecin işleyişine etki edememiştir.

Yasal düzenlemeler yetersiz
Mevcut politika ve yasal düzenlemeler yetersizdir. İçme Suyu Havzaları ile ilgili İSKİ Yönetmeliği 1995 yılına kadar havzaları korumaya yönelik bir tutum içerisindeyken aynı yıl yapılan değişiklik ile birlikte korumaya değil tam tersine kullanmaya ve yapılaşmaya açmaya yönelik bir tavır takınmıştır. Bu umarsız tavır diğer kurumlarda da gözlemlenmektedir. İl Tarım Müdürlüğü yine aynı şekilde tarım alanlarını korumaya yönelik bir yaklaşım yerine; mutlak korunması gereken tarım alanlarını imara açarak, rant elde etme şehveti ile hareket etmektedir. Kurumların kendi içlerinde büyük pastadan pay kapma isteklerinin yanında vurgulanması gereken diğer bir konu da havzalarda pek çok yetkili kurumun olması ve bu kurumlar arasında işbirliğinin olmayışıdır.

Havza planlama ve yönetimi
Bu noktada havza planlama ve yönetiminin önemi bir kez daha vurgulanmalıdır. Ne yazık ki, ülkemizde havza planlama kavramı sadece nüfusun su sorununu karşılamaya yönelik içme suyu kaynağı yaratma ve bu konuda projeler geliştirme ile sınırlı kalmaktadır. Havza planlamanın sadece yönetime bağlı bir süreç olmadığından yola çıkılarak, üst ölçekten alt ölçeğe doğru gelişen ekolojik ve bütüncül bir planlama anlayışı ile ele alınması gerçeği ile hareket edilmelidir. Aksi takdirde İstanbul'da kentsel gelişme kuzeye doğru devam edecek, bizler de ormanlar ve içme suyu kaynaklarımızdan yapılaşma uğruna fedakârlık etmek durumunda kalmaya devam edeceğiz...

ETİKETLER: yeşil
http://www.yapi.com.tr/haberler/sudan-mi-fedakarlik-etmeli-yoksa-yapilasmadan-mi_52968.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!