Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Wright’ın ‘Rüyasını' İnşa Etmek

Frank Lloyd Wright’ın 1950’de projelendirdiği New York yakınlarındaki göl evi projesi, yıllar sonra hayata geçiriliyor. Mimarın hayranları ise eldeki plan, perspektif ve görünüşlerden oluşan sınırlı veriyle yola çıkılan bu girişime tepkili.

The Guardian/Steve Rose



img src="http://www.yapi.com.tr/Uploads/HaberMedya/20002006/haberler\haber\48007.jpg" align="right" hspace=5 vspace=5>Frank Lloyd Wright’ın 1950’de projelendirdiği New York yakınlarındaki göl evi projesi, yıllar sonra hayata geçiriliyor. Mimarın hayranları ise eldeki plan, perspektif ve görünüşlerden oluşan sınırlı veriyle yola çıkılan bu girişime tepkili.

F.L. Wright, New York’a bir saat uzaklıktaki Mahopac Gölü’nde yer alan küçük ada için tasarladığı evi ‘rüya evi’ olarak nitelendiriyordu. Wright’ın ‘rüyası’, yıllar sonra adayı satın alan emekli bir yapı malzemesi tedarikçisi olan Joe Massaro tarafından gerçekleştiriliyor.

Ustaların eserlerinin tamamlanabilmesi için, ölüm aşılamaz bir engelken, mimarlar için durum biraz farklı. Ölümünden 47 yıl sonra Wright’ın ünü eserleriyle yayılmaya devam ediyor. Kurmuş olduğu ‘Taliesin Architects’ Wright’in mirasını yaşatmaya çalışıyor. Wright öldüğünde arkasında 500 kadar inşa edilmemiş proje bırakmıştı.

Massaro’nun hayata geçirmeye çalıştığı evin ilginç bir öyküsü var. 1950 yılında Ahmed Chahroudi tarafından satın alınan Mahopac Gölü’ndeki 4 bin metrekarelik adada Chahroudi’nin ısrarıyla bir ev projesi hazırlamaya başlayan Wright, üçgen ızgara sistemine oturan ve göl kenarındaki kaya oluşumlarıyla iç mekânların serbest akışını bütünleştiren bir tasarım yaptı. Binada Şelale Evi’ni andıran, gölün üstüne doğru konsol yapan bir balkon da yer alıyordu.

Chahroudi’ye göre, aralarında Şelale Evi’nin sahibi Edgar Kaufmann’ın da bulunduğu bir sohbette Wright, Kaufmann’a adada yapacağı evin Şelale Evi’ni geride bırakacağını söylemişti. Ancak evi inşa etmeye yetecek kadar maddi kaynak bulamayan Chahroudi, yine Wright’ın tasarladığı küçük konukevinde yaşamaya başladı.

Wright’ın tasarımının kendisine daha önce de gösterildiğini, ancak o zamanlar bunun inşa edilebileceğini düşünmediğini söyleyen Massaro, adayı satın aldıktan sonra bunun başarılıp başarılamayacağını merak ederek bu işe giriştiğini, inşaat iznini aldıktan sonra durumun daha karmaşıklaştığını söylüyor.

Öncelikle adanın konumu inşaatı güçleştiriyordu. Kullanılan bütün yapı malzemeleri, yazın küçük botlarla, kışınsa buzların üstünde adaya taşınmaktaydı. Beton için gereken kum bile, adaya torba torba taşınmıştı.

Ancak Massaro, daha işe koyulmadan büyük problemlerle karşılaştı. Wright, adayı bir kez ziyaret etmiş ve proje için 3 ay çalışmıştı. Projeden kalan çizimlerin tümü, bir kat planı, bir perspektiv ve üç cephe görünüşünden ibaretti. Kendisine rehberlik yapması için mimarın mirasını ve arşivini saklayan Frank Lloyd Wright Vakfı’na başvuran Massaro, beklemediği bir durumla karşılaştı.

Massaro, kendisinden, adayı satın almak için ödediği miktarın neredeyse yarısını talep eden ve projenin kullanımı için telif ücreti isteyen Vakıfla çalışmaktan vazgeçti. Massaro, telif konusunda da Vakıfla davalık oldu. Dava sonucunda, çizimlerin asıl sahibinin Ahmed Chahroudi olduğu ve adanın el değiştirmesiyle çizimlerin mülkiyetinin de artık adanın yeni sahibine geçtiği yönünde karar verildi.

Massaro çareyi, Wright’ın eserleri üzerine birçok yazısı olan ve 1970’lerden beri bir kısmı da rekonstrüksiyon olmak üzere kırka yakın binası üstünde bizzat çalışan mimar Thomas Heinz’a gitmekte buldu.

Çizimleri tersine doğru işleyen bir yöntemle ele aldığını söyleyen Heinz, binanın ayakta durabilmesi için aydınlatılması gereken pekçok karanlık noktayı, Archicad yazılımının da yardımıyla çözdüğünü belirtiyor. Teknik olarak bina Wright’ın tasarımı olsa da, mimarı Heinz olmuştu.

Tamamlanmasına birkaç ay kala evin çevresinde yüründüğünde, Wright’ın izlerini görmek mümkün. Dar ve alçak olan girişin ardından; altıgen planlı, ışıklıkla aydınlatılan, zemini maun kaplı geniş bir hole giriliyor. Buradan başlayarak odalar, üçgen ızgara sistemini izleyerek 60 derecelik açılarla yerleşiyor. Yukarı katta ise bir kitaplık ve konsol balkon bulunuyor. İç mekânda farklı kodlar bulunsa da yapıda bant pencerelerle daha da vurgulanan kuvvetli bir yataylık sözkonusu. Üçgenler üzerine kurulu sistemin dış cephedeki geometrik bakır panellerden aydınlatma armatürlerine ve mobilyalara kadar tüm detaylarda yansıtıldığı binada, herşey birbiriyle uyumlu.

Massaro, odaları birleştirerek daha büyük odalar elde etme şansı varken, Wright’ın orijinal tasarımına dokunmayı istemediğini ve evin, onun tasarladığı gibi inşa edilmekte olduğunu söylüyor.

Ancak Massaro, Wright’ın projesine gösterdiği sadakate rağmen eleştirilerin hedefi olmaktan kurtulamıyor. Milli bir servet olması nedeniyle Wright’ın mirasına, mimarlık çevrelerinde duygusalca yaklaşılıyor. Örneğin, Wright tarafından yapılmış evlere sahip olanlar, yeni ‘Wright Evleri’nin ortaya çıkmasını engellemeye çalışıyorlar. Yerel medya ve internet forumlarında, mimarın ölümünden sonra mirasına dokunulmasının doğru olup olmadığı tartışılıyor. Bu çevreler, “inşa edilmemiş bir Wright projesinin yeniden gündeme getirilmesinin kâr amacı güdülmesinden kaynaklandığını” ve bunun “Wright’ın mirasına ya da kültüre bir katkısı olmayacağını” iddia ediyorlar.

Massaro ise bunu şöyle yanıtlıyor: “Bu işe kalkışmamak, Beethoven’ın bir senfonisini bulup onu çalmamaya benzerdi.” Massaro’yu eleştirenlerin beznetmesi ise şöyle: “Massaro ve Heinz Beethoven’ın yarım bir senfonisini buldular ve eksik notaları tamamlamaya çalışıyorlar”. Buna katılmamak elde değil çünkü kesitlerin, uygulama projesinin ve detayların yokluğunda, hâlâ verilecek pekçok estetik ve pratik karar bulunuyordu.

Heinz bu eksikleri gidermek için daha önce üzerinde çalıştığı Wright’ın diğer yapılarına özellikle de yakındaki üçgen planlı ‘Reisley House’ ve adadaki konukevine baktığını söylüyor. Havalandırma, güvenlik kameraları ve ışıklandırma gibi çağdaş ihtiyaçlar yapıyı zedelemeyecek şekilde entegre edilirken, 21. yüzyılın imar kanunlarıyla 1950’lerde tasarlanmış bir evin aynen inşa edilmesinin zaten güç olduğu bir gerçek.

Detaylardaki bir başka tartışma konusu da, Wright’ın büyük kaya parçalarını kullanarak ürettiği kâgir duvarlar oldu. Wright’in detaylarında duvar yüzeyinden 1-2 santimetre dışarı çıkan bu kaya parçaları, Massaro’nun elinde daha çok konsol yapan bir biçime bürünüyor. Massaro bu gerekliliğin, duvarın içinde bulunması gereken yalıtım tabakasından kaynaklandığını söylüyor.
Wright bu tür sorunlarla karşılaşmıyordu ancak tasarımları konusunda oldukça hassastı. Özellikle, kendi yapılarında başkalarının mobilyalarını kullanmaya şiddetle karşı çıkarken, kendi bakış açısıyla uyuşmayan iç mekân düzenlemelerine de müdahale ediyordu. Hayatta olsaydı, Massaro’nun kararlarına Wright’ın tepkisinin ne olabileceği merak konusu.

Massaro ise “Wright hayatta olsaydı, binayı kullanacak kişi olarak, seçimlerim konusunda onu ikna edebilirdim” diye düşünüyor.

Eğer Massaro hayalini gerçekleştirebiliyorsa, diğerleri neden yapamasın? Hâlen New York Buffalo’da tarihi Wright binalarının bulunduğu bölgede yeni yapılar yükselirken, geçen sene “Mavi Gök Mozolesi” (Blue Sky Mausoleum) tamamlandı. ‘Taliesin Architects’ de, bir gaz istasyonu ve tekne sığınağını bitirmek üzere. Cevabını arayan soru ise, Wright reprodüksiyonlarının “ebedi oldukları için mi”, yoksa “bu ismin sahip olduğu ünün maddi getirilerinden dolayı” mı inşa edildiği.

Massaro’nun buna cevabı şöyle: “Wright’ın neyi yapıp neyi yapmayacağıyla ilgili tartışma bir yana bırakılırsa, bu bir ‘Frank Lloyd Wright’ binası. Ve Şelale Evi’ni aşacağını düşünüyorum. Dolayısıyla, onun en iyi eseri olacak ve ben gittikten sonra da uzun yıllar burada olmaya devam edecek”.

Derleyen: Sena Özfiliz

http://www.yapi.com.tr/haberler/wrightin-ruyasini-insa-etmek_48007.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!