Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

YEM Genel Müdürü Güven Cantürk Yapı Sektörünü Değerlendirdi

Yapı-Endüstri Merkezi Genel Müdürü Güven Cantürk, konuk olarak katıldığı televizyon programlarında son yıllarda Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörü olarak gittikçe büyüyen yapı sektörünü değerlendirdi.

yapi.com.tr



b>Yapı-Endüstri Merkezi Genel Müdürü Güven Cantürk, konuk olarak katıldığı CNN Türk ve Kanal Türk’te yayınlanan ekonomi ve iş dünyasının nabzını tutan televizyon programlarında son yıllarda Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörü olarak gittikçe büyüyen yapı sektörünü değerlendirdi. Cantürk’e göre 1999 depreminden sonra yaşanılan kriz döneminden 2004 yılına doğru çıkabilen, 2005 yılında gösterdiği rekor büyümeyle dikkat çeken yapı sektörü, 2006 yılını da, kendi uğraşı dalı dışında 150 sektörü de peşine katarak başarıyla kapattı. Geçtiğimiz yıl içinde en büyük ilerlemenin gözlendiği konut sektörünün 2007 yılında kabul edilecek Mortgage yasasıyla daha da büyüyeceğini ileri süren Cantürk, Türkiye geneline bakıldığında nitelikli konut ihtiyacının öncelikli karşılanması gereken bir sorun olduğunu belirtiyor.


CNN Türk – İş Yemeği / 04-01-2007




Geçen yılın lokomotifi olan inşaat sektörü verimliğini bu yıl sürdürebilecek mi? Yapı-Endüstri Merkezi Genel Müdürü Sayın Güven Cantürk’le bunu konuşacağız. Sayın Cantürk, önce biraz Yapı- Endüstri Merkezi sektörün neresinde bunu konuşalım...
Yapı-Endüstri Merkezi, yapı malzemesi üretenlerle tüketenler arasında bir köprü görüyor. Bir bilgi merkezi aslında. Bir yayın bölümümüz var, mimari ve kültür sanat alanlarında yayınlarımız var. Yapı Fuarları’nı düzenliyoruz. Yapı sektörünün en önemli ürünlerinden Yapı Kataloğu bizim tarafımızdan üretiliyor. Sektörel raporlar hazırlıyoruz.

Aslında sizin için sektörün düşünce kuruluşusunuz diyebiliriz?

Öyle diyebiliriz. 365 gün yapı sektörüyle temas halindeyiz.

Objektif bir gözlemci olarak , inşaat sektöründe 2005 yılında başlayan yükselişin 2006’da geldiği noktayı yorumlar mısınız?

Yapı sektörünün depremden sonra yaşadığı krizin ardından, 2005 yılında ciddi bir hareketlilik oldu. Sektör yüzde 21 buçuk oranına kadar genişledi. 2006 yılını da yaklaşık yüzde 20 civarında bir oranla kapattı. İnşaat sektörü çok lokomotif bir sektör. Kendi uğraşı dalı dışında 15o sektörü de peşinden sürükleyebiliyor, dolayısıyla inşaat sektörüne sadece yapı olarak bakmamak lazım. Sigortacılık, bankacılık, ahşap, cam, çimento gibi çok çeşitli sektörleri de peşinden sürüklüyor.

Geçen yıl ve bu yıl, alt sektörlerde görülen en hızlı büyüme hangi sektörlerde gerçekleşti?

Yapı sektöründe en ciddi büyüme konut sektöründe oldu. İnşaat sektörünü üçe ayırmak mümkün: konut yüzde 60, konut dışı binalar yüzde 20, devlet yatırımları da yaklaşık yüzde 20 civarında. Dolayısıyla konut yapılarında çok ciddi bir atış gözlendi. Umuyorum ki, 2007’de mortgage sisteminin ön plana çıkmasıyla bu hız devam edecek.

Altyapıdan bahsetmek istiyorum. Seçim yılındayız. Hükümetin belli kısıtlamaları var. Ancak, altyapı kaleminin, normal standartlarda, en azından bizim ayarımızda büyüyen Avrupa ülkelerindeki kadar yüksek olması gerekmez mi?
Avrupa Birliği’nin bize getirmiş olduğu bir takım nimetler var. Hükümet de artık bu nimetleri kullanacak ve önceki dönemlerde yapılan popülist politikalar da göz önünde olmayacak diye düşünüyorum. Çünkü artık sorunlar belli. Özellikle büyük kentlerde trafik sorunu çok önemli bir hale geldi. Doğru altyapı projeleri yapılacak diye umut ediyorum.

Konutta hızlı bir yükseliş yaşadık. Bugün gelinen durumu ve sektörün önümüzdeki yıla nasıl hazırlandığını aktarabilir misiniz?
Türkiye geneline baktığımızda konut ihtiyacı gözlenmiyor. Hatta yazlıkları da hesaba katarsak konut fazlasının olduğunu söylemek bile mümkün. Ancak nitelikli konut alanında boşluk var ve nitelikli konuta ihtiyaç çok. İstanbul’da yaklaşık yüzde 90’ı kaçak. Bunların en kısa sürede yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Bu durumda etkili olan, arsa arzının maalesef çok az olması. Bu alanların bir takım değişim projeleriyle arsa arzı haline getirilmesi gerekiyor.

İstanbul’un her yerinin konut yerine dönüştürülmesi tabii ki doğru değil. Bu konuda alternatif çözümler üretilebiliyor mu?
Örneğin, 3. köprüyle ilgili gelişmeleri basından takip ediyoruz ama su havzalarında bir takım yıkılmalara sebep olacak. Onların çok önemli şekilde korunması gerekiyor. Bence bu büyüme şehir içinde olmalı, eski, ömrünü tamamlamış binaların yeniden değerlendirilerek nitelikli konut haline dönüştürülmesi gerekiyor.

Pek çok büyük metropolde olduğu gibi, dikine yükseliş İstanbul için kaçınılmaz. Sizin görüşünüz nedir ?

Altyapı çözülmeden dikine yükselmenin mümkün olmaması lazım. Levent ana arterini düşünün, o bölgede metro olmasına rağmen hem otopark alanlarında hem trafikte çok ciddi sıkıntılar var. Yerleşim birimlerinin şehircilik planlarına uygun olarak yapılması lazım. Ben bu bölgede dikine yükseleceğim diye inşaata açılmaması lazım. Belediyeler şehircilerle oturup çalışmalı. Şu anda metropoliten çalışma planı buna göre yapılıyor gerçi ama maalesef bazı yanlış uygulamaları da görüyoruz.

Önümüzdeki yıl itibariyle sektörün yakından takip edeceği şey mortgage yasası olacak. Bu yasa neden bu kadar önemli, bankalar belli ölçülerde kredi veriyor zaten, mortgage tüketici ayağında neyi değiştirecek?

Tüketicinin bir takım kolaylıklara ihtiyacı var. Milli gelirin artması lazım, Türkiye’nin ekonomisiyle direk olarak etkili. Önümüzdeki dönemde çalkantı yaşanmazsa, ki ben seçim sürecinin ekonomiye etkili olacağını düşünmüyorum, mortgage yasası çıkacak ve insanlara güven ortamı yaratacak ve uzun süreli borçlanma yapabilecek.

Geçen yıl özellikle çalkalanmalar sonrasında, yapı sektöründe bir takım konsolidasyonun kaçınılmaz hale gelebileceği, bazı projelerin tamamlanamadan devredileceği yönünde şeyler konuştuk. Bu çekinceler bu yıl için de geçerli mi?
Şu anda söz konusu değil. Her dönemde bazı kötüler elenecektir ama bunu büyük miktarda olacağını tahmin etmiyorum. Ayrıca her konuda ciddi gelişmeler oldu. Hazır betonun depremden sonraki yükselişi, kontrol sisteminin yerleşmesi, yalıtım sektörü ve yalıtım bilincinin oluşması çok önemli gelişmeler. Sadece yalıtımla bile yaklaşık yılda 4 milyar dolar civarında bir sarfiyat önlenebiliyor. Bu rakamın giderek artmasıyla daha da büyük bir tasarruf sağlanabilir.

Sektör kendi içinde yine çift haneli bir büyüme gerçekleştirebilecek mi? Seçim yılında sektörün beklentileri nedir?
Türkiye çok dinamik bir ülke. Yapı malzemeleri ihracatı ülke ihracatının önemli bir kısmını kapsıyor. Yurtdışındaki müteahhitlik hizmetlerinin artmasıyla, bu ihracat pazarlarının artmasıyla bir sıkıntı olacağını zannetmiyorum.

Geçen yıl çimentoda böyle bir sıkıntı yaşanmıştı özellikle toplu konut taleplerinden kaynaklanan sanırım...

Sektörün hızlı büyümesinden kaynaklanan böyle sorunların olması normal ama zaman içinde çözülen bir şey. Şu anda bir sorun yok..

Biraz da Yapı-Endüstri Merkezi’ne dönmek istiyorum. Fuar cephesini biraz anlatır mısınız?

İstanbul, Ankara ve İzmir’de YAPI Fuarları düzenliyoruz. Fuar, aslında eğitici özelliği olan bir organizasyon. İstanbul Yapı Fuarı, bu yıl 2-7 Mayıs’ta Tüyap fuar alanında gerçekleşecek. Birebir projelerde kullanılacak malzemelerin seçilmesi, eksiklerin tamamlanması açısından son derece önemli. Türk yapı malzemesi sektörü de bütün yeni ürünlerini o fuarda sergiliyor. Yurtdışından da çok ciddi bir ziyaretçisi oluyor. Firmalar yurtdışı bağlantılarını da bu fuarda gerçekleştirebiliyor.

Sektörde ihracat hacmi ne kadar tahmini olarak?

Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 11-12si civarında gerçekleşiyor.

Milli gelir rakamı da çok çarpıcı.....

İnşaat sektörüyle ilgili olan bütün dalları birbiriyle ilişkilendirdiğimizde bu oran yüzde 30’lara çıkıyor. Türkiye’nin gayri safi milli hasılasının 370 milyar dolar olduğu düşünüldüğünde çok ciddi bir rakam bu, dolayısıyla yapı sektörü çok önemli bir sektör.

Dönem dönem depremi çok konuşuyor oluyoruz ve inşaat sektörü de şöyle bir hareketleniyor. Sizin Yapı-Endüstri Merkezi olarak bu konuda herhangi bir tavsiyeniz, İstanbul’un belli bölgelerinde yapılacak düzenlemeler için tavsiyeniz oluyor mu?

Türkiye’nin deprem kuşağında olduğu bir gerçek, deprem bir gün olacak. Bilim adamlarının söylediği farklı görüşler de var. Benim kendi görüşüme göre, 60 yıl içierisinde yüzde 30’luk bir oran var. O yüzden baştan kriterlere uygun olarak yapılan sağlıklı yapılar bu hasarı en aza indirgeyecektir.

Sektör geçen sefer çok zan altında kalmıştı. Bu olaylardan ders çıkartıp bir ilerleme yaşandı mı? Yapı sektörü kriterler konusunda kendini yeniledi mi? Bu yıl belli malzemelerin kullanımı konusunda öne çıkanlar oldu mu?
Hazır beton sektörü özellikle çok önemli hale geldi. Bir inşaatın iki önemli maddesi vardır, biri demir çelik diğeri çimento ve beton üretimidir. Hazır beton üretimiyle bu standart kontorol altına alınmış olundu. Bunun sürdürülmesi gerekiyor. Ayrıca kontrolluk mekanizması da belediyeler tarafından çok sıkı takip ediliyor. Dolayısıyla yeni yapılan binalarda bir sorun olacağını düşünmüyorum. Ancak eski binalar için, İstanbul çevresinde deniz kumunun kullanıldığı, çimentonun karaborsaya düştüğü dönemler yaşadık. Bir binanın betonunu sulamazsanız mukavemeti çok büyük ölçüde kaybedilir, su sıkıntısının olduğu dönemlerde yapılan binalar son derece sağlıksız. Ancak artık böyle bir durum yok.

Yapı-Endüstri Merkezi’nin bu yılki yayın programında neler var?

Yapı-Endüstri Merkezi’nin etkinliklerini detaylı olarak www.yem.net ve www.www.yapi.com.tr sitelerinden izleyebilirsiniz. Mimarlık ve kültür-sanat konularında yaptığımız yayınlara da kitapevimiz üzerinden ulaşmanız mümkün .





Kanal Türk – Ekonomi Gündemi / 05.01.2007



Bugün Türkiye ekonomisinin öncü sektörlerinden, ekonominin 150 alanıyla ilişkili inşaat sektörü, 2005 yılında en fazla büyüyen, 2006’nın ilk yarısını da 1. sırada kapatan inşaat sektörünü konuşacağız.. Krizden ilk etkilenen ve en son çıkan sektör olarak tanımlanan inşaat sektörünü 2007’den neler bekliyor konusunu Yapı-Endüstri Merkezi Genel Müdürü Güven Cantürk’e yönlendireceğiz. Sayın Cantürk, inşaat sektörünü 2007’de neler bekliyor? 99 depremini yaşayan sektör, 2001 krizini de atlattıktan sonra, yüzde 21.buçukluk büyüme gösterdi. 2006’nın ilk yarısında yüzde 19.3’lük büyüme, ikinci yarıda ise durgunluk gözlendi. Bütün bunların ışığında 2006 yılını nasıl değerlendiriyorsunuz?

99 depreminden sonra krize giren inşaat sektörü, yapılanma süreci durakladı. 2004’ten sonra hareketlendi ve 2005 yılında da yüzde 21 buçukluk rekor bir büyüme gösterdi. 2006 da bu büyüme kısmen sürdü, 2006 yüzde 20likbir büyüme süreciyle kapandı. İlk yarıdaki ivme ikinci yarıya yansımadı. Rakamlar henüz açıklanmadı ama o düzeyde olacağını tahmin ediyoruz. Haziran ayındaki global krizden etkilendi inşaat sektörü. Dövizdeki yükseliş etkiledi ama Türkiye’de nitelikli konut açığının olması bu süreci çok fazla etkilemedi diye yorumlayabiliyoruz.

Aralık ayı enflasyon rakamlarında konutta yüzde 14’lük bir artış görülüyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Konutta yüzde 14lük an sebebi olarak, Türkiye’deki özellikle büyük yerleşim yerlerinde arsa stoğunun kısıtlı olması, arsa maliyetleri inşaat maliyetlerine yansıyor.

2007’ye bu sorunlar yansıyacak mı?
2007’de de arsa sıkışıklığı yansıyacak, ancak şehir içindeki mevcut ekonomik ömürlerini tamamlamış binaların yeniden değerlendirilmesi söz konusu. TOKİ, belediyelerle ortak projeler yürütüyor. Bunların devreye girmesiyle daha makul fiyatlarda projeler üretilebilecek diye düşünüyoruz.

Hep bir konut açığından bahsediliyor, İstanbul’da 700 bin rakamında bir konut açığından söz ediliyor. Sizce böyle bir konut açığı var mı?
Türkiye’de genel bir değerlendirme yaparsak, aslında konut sıkıntısı yok, hatta yazlık evleri de hesaba kattığımızda konut fazlasının bile olduğunu söyleyebiliriz. Ama Türkiye’nin en büyük sorunu nitelikli konutların olmaması. Bu yeni projelerde de sosyal donatı alanları, teknik hizmetlerin de üst seviyede olmasıyla, yatırımcılar daha yeni projelere kaydı. Bunların hem satışı daha kolay hem deprem dayanıklı hem de sosyal donatı alanları zengin projeler.

Markalı konutlar şu anda fazlasıyla ön planda, özellikle büyük şehirlerde . Şu anda 10 bin gibi bir rakamdan bahsediliyor. Bu rakamı nasıl değerlendiriyorsunuz, göğe yükselen binalar gittikçe artıyor İstanbul’da...
Her dönemde bu tip yeni işlerde maalesef bazen dozaj kaçıyor. Bu süreç belki daha yaygın tutulmalıydı. Şu hızlı gidiyor bu sektör şu anda ama duraksama gerçekleşecek.Özellikler de mortgageın gelmesiyle değişecek.

Türkiye mortgage’a hazır mı?
Mortgage ekonomik süreçte bir problem olmazsa, siyasi etmenlerin ekonomiyi çok da etkileyeceğini düşünmüyorum. Mortgage devreye girerse, milli gelirde de artış olursa mortgage uygulanması gereken bir yöntem .

Mortgage dolayısıyla sektörü bekleyen riskler nelerdir? Siyasi istikrarın uygulanması çok ön planda olacak...
Doğru projeler üretilirse bunların alıcıları mutlaka çıkacaktır. Çünkü bir sermaye birikimi var, insanlar birikimlerini öncelikle ev işlerini halletmekte kullanıyorlar. Dolayısıyla nitelikli konutlarda yaşamak herkesin arzusu. Şu andaki mevcut pozisyonlarını bir üst sınıra taşımak için , bu birikimlerini mortgageın da desteklemesiyle gerçekleştireceklerdir diye umuyorum.

Yapı sektörü bir anlamda tüm sektörlerin yüz akı gibi. Yerli sanayiye dayanıyor, dışa bağımlı değil, ihracat sınırları geniş....

Sektör büyük ölçüde yerli sanayiye dayalı. İnşaat malzemesi iç kaynaklardan karşılanabiliyor. Müteahhitlik hizmetleri Türkiye’de çok gelişmiş durumda. Yurtdışından firmalarla rekabet etmesi çok büyük bir avantaj. İnşaat sektörüne paralel olarak demir çelik, cam, plastik, mimarlık mühendislik sektörlerini de hesaba kattığımızda, GSMH açısında yüzde 30’lara çıkabiliyor. Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 11’lik bölümünü de inşaat malzemeleri oluşturuyor. İnşaat malzemeleri dünyada çok önemli. Mesela çimento ihracatında Türkiye dünyada ilk üçte. Beyaz çimento üretiminde dünyada birinci sırada, demir çelik üretiminde AB içinde 3. , dünyada ise 11. sırada. Cam üretiminde Avrupa’nın yüzde 8’lik ihtiyacını Türkiye karşılıyor.Seramik kaplama üretiminde 3. sırada.

Bu rekabet gücünü nereden alıyor Türkiye?

Türkiye’deki sermaye birikimi, teknolojik yatırımla beraber çok ciddi rakamlara ulaştı. Tasarım konusu da gündeme girdiği için Türkiye rekabet edebilir hale geldi. Şu anda, inşaat sektöründeki sanayicilerimiz yurtdışındaki bazı firmaları satın alıyorlar. İngiltere’de, Almanya’da bir çok Türk firması inşaat malzemesini Türk markalarıyla oralarda üretiyor.

Bu yükseliş grafiği önümüzdeki yıllarda da sürecek mi?
Dünyada ticaretin şekli ciddi biçimde değişiyor. Büyük balık küçük balığı değil, hızlı balık yavaş balığı yutuyor. Özellikle 11 Eylül’den sonra bir milat oldu, herşeyde çok ciddi bir değişim var.

Kurumsal firmalar artıyor. TOKİ 2007’de hayli yaygın bir yapılaşma öngörüyor, 250 bin konut hedefi var ve emlak gayrimenkul yatırım ortaklığı arsalarında bir yapılaşma sözkonusu. Peki Türkiye doğru biçimde yapılaşıyor mu? Bu projeler plan dahilinde mi gelişiyor?
Depremden sonra yapı sektöründe olumlu değişiklikler oldu. Özellikle hazır beton kullanımının güvenlik açısından mecbur kılınması sektörü geliştirdi. TOKİ’nin de elinde hazır bulunan arsaları projelere dahil etmesiyle çok ciddi bir gelişim oldu. 2005 yılındaki hızlanmada TOKİ de büyük rol oynadı. Kontrolluk sisteminin gelişmesi, inşaat teknolojilerinin de bu inşaatlara yansımasıyla çok büyük gelişmeler oldu. Ayırca belediyelerin kontrolluk sistemlerinin oluşması, diğer kontrol mekanizmalarının devreye girmesi önemli bir gelişme.

Çarpık yapılaşmaya ne diyeceksiniz?

Bunu da kısmen önüne geçiliyor. Siyasi seçim döneminde bir takım tavizler verilmezse bu gelişim projeleri geriye doğru projeler haline dönüşecek.

2007’ye ilişkin beklentileriniz ?
2007’de siyasi çok ciddi bir etkileşim olacağını tahmin etmiyorum. Ekonomi Türkiye’de hızını aldı. Zaman zaman inişler çıkışlar olacaktır. İnşaat sektöründe de mortgage’ın çıkmasıyla, konut sektörünün ivmesiyle çok ciddi bir mesafe katedileceğini zannediyorum.

Yapı-Endüstri Merkezi’nin bu noktada 2007 hedefi ve sektördeki rolünü nasıl sürdürecek?
Yapı-Endüstri Merkezi yapı malzemesi üretenle tüketenler arasında bir köprü görevi görüyor. İçindeki bilgi merkeziyle sürekli sektöre bilgi sağlamaya çalışıyor. Türk Yapı Sektörü Raporu bu bilgi üretiminden bir tanesi. Her sene hazırlanan, Aralık ayında çıkan bu raporda bütün inşaat sektöründeki alt sektör grupları bu raporda irdeleniyor. Kültür sanat mimarlık ağırlıklı, periyodik yayınlarımız var. Sektör için çok önemli olan Yapı dergisi 33 yıldan beri yayınını sürdüren bir dergi. Yapı Kataloğu da aynı şekilde, artık her yıl çıkacak. Yapı malzemesi kullanıcıları için çok önemli bir kaynak. 3 fuar organize ediyoruz İstanbul, İzmir ve Ankara’da. Yapı fuar İstanbul’da 2-6 mayıs’ta TÜYAP’ta gerçekleşecek. Elektronik ortamda www.yapi.com.tr yapı sektörü için çok önemli bir portal, yapikitabevi.com mimarlık ve sektörün kitapları için önemli adresler.

Bundan sonra yapı sektörünün Türkiye’deki gelişimi için öngörünüz nedir? Hangi alanda yönelimler olacak ihtiyaçları neler olacak?

Müteahhitlik hizmetleri yurtdışında çok gelişiyor. Türk müteahhitleri dünyanın her yerinde imzalar atıyor, önemli işbirlikleri yapılıyor. Yapı malzemesi üretimi ihracatta ciddi bir yükselişe geçti. Türkiye’de bir takım önlemlerle, kontrolluk mekanizmalarının oluşmasıyla inşaat sektörü de yukarıda. Dolaysıyla yaşam alanalrı çok daha modern projelerle doğru tarafa doğru gidecek diye düşünüyorum.

Müşavirlik açısından da gelişmeler var..
Müşavirlik sektörü de çok gelişti. Şu anda mimarlarımız yurtdışında önemli projelere imza atıyor.

Çok teşekkürler...

http://www.yapi.com.tr/haberler/yem-genel-muduru-guven-canturk-yapi-sektorunu-degerlendirdi_50842.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!