Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
BÖLÜM SPONSORU
İLİŞKİLİ HABERLER Karaköy meydanında yapılan yıkımlar, 1958 Ara Güler

"TARİHYİYEN!"

Yitirilen Bir Kentin Ardından Ağıt

Zeynep Saltabaş'ın "Yitirilen Bir Kentin Ardından Ağıt " başlıklı yazısı, MSGSÜ Mimarlık Tarihi Yüksek Lisans Programı’nda Dr. Öğretim Üyesi Özge Gündem'in "Eleştirel Görüş Yazısı" ödevi kapsamında hazırlanmıştır.

Zeynep R. Saltabaş
Yitirilen Bir Kentin Ardından Ağıt Şekil 1. Bursa, 1895.

Ahmet Hamdi Tanpınar’dan “Su sesi ve kanat şakırtısından/Billur bir avize Bursa’da zaman” dizesini her okuduğumda içimde Bursa’ya dair buruk bir his oluşur. Çünkü bu dizeler artık var olmayan bir Bursa’nın kelimelere dökülmüş halidir adeta. Bursa benim için hep özel bir şehir olmuştur. Çocukluğumun tatillerinde sık sık ziyarete gittiğim bu şehrin belki de eski günlerinden kalma son zamanlarına şahit olurken, aynı zamanda yıllar içinde geçirdiği değişimi de görmüş biri olarak bu satırları kaleme alıyorum.

Bursa’nın merkez mahallelerinden biri olan Şehreküstü Mahallesi’nde oturan ananemin balkonundan Tophane Saat Kulesi görülür; bir dağa yaslanmanın güveniyle çocuk zihnimde İstanbul’dan çok farklı bir coğrafyanın mekân intibâsı oluşurdu. Turgut Cansever’in, Osmanlı şehrinin en güzel vücut bulmuş hali olarak tanımladığı şehirdi Bursa. Yıllar içerisinde şehir merkezinde yükselen yüksek katlı binalarına, anneannemin evinden görülen o eşsiz tophane manzarasının, şehrin kalbine yerleştirilen bir AVM ile nasıl yok olduğuna şahit olmuştum. Şimdilerde ise bu şehir İstanbul’un bir takipçisi olarak her geçen gün plansız bir şekilde büyümekte ve kendi öz kimliğini kaybetmektedir.

Şekil 2. Alfred de Moustier Fotoğrafı, 1862.

Bursa’nın plansız büyüme furyasına henüz kapılmadığı yıllarda Tophane’ye çıkıp da sırtınızı Uludağ’a yasladığınızda, dağın eteklerine kurulmuş mütevâzı şehri ve arkasında uzanan uçsuz bucaksız Bursa ovasının manzarasını görürdünüz. Bugünlerde bu tepeden ovaya baktığınızda koskoca bir tarım arazisine kurulmuş yeni ve ruhsuz Bursa’ya şahit olursunuz. Ama asıl gözlerinizi kör edecek olan, eski şehrin merkez bir noktasına inşa edilen ve adeta Bursa’nın kalbine saplanmış bir hançer gibi duran, TOKİ tarafından inşa edilen yüksek katlı yapılar olacaktır. Her taraftan görünen kütlesel büyüklükleri ile şehrin semasına adeta bir karabasan gibi çökmüştür bu binalar. Yine bir kentsel dönüşüm masalı ile yola çıkan yöneticilerimiz; insani boyutlara sahip olan eski bir mahalleyi yok edip, inşa ettirdikleri bu yeni yapılarla bir şehre olabilecek en büyük ihaneti etmişlerdir. Artan tartışmalar neticesinde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın 2018’de kamuoyuna verdiği bu binaların yıkılacağına dair açıklama ise kulağa pek de inandırıcı gelmemişti zaten.

Şekil 3. Tophane’den Bursa’ya bakış, arkada Doğanbey TOKİ Konutları.

Nitekim verilen onca kat mülkiyeti karşılığında sınırlı kamu kaynakları ile yapı adasının tekrar kamulaştırılması adeta imkânsız görünmektedir. Binaların yıkılmasının getireceği maddi külfetten bahsetmiyorum bile. İşin asıl ironik yanlarından biri de bu yapılara yasal izni veren belediyenin, aynı zamanda Bursa’da Zaman isimli bir dergi yayınlaması ve bu dergide Bursa’nın eski zamanlarına dair yazıları yayınlarken, aynı zamanda neo-liberal şehir politikaları uygulayarak kendince güzelleştirmeye çalıştığı bir bölgeyi aslında yozlaştırmasıdır.