Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

2009 Kayıp, Ya 2010?

2009’un kayıp yıl olmasının ardından 2010’un aynı kaderi paylaşmaması, büyük ölçüde dış dünyada yaşanacaklara bağlı. Dış dünya, başta ABD olmak üzere, rahat değil. W biçimindeki kriz tezi hızla taraftar buluyor. Yani, ilk dibi gördükten sonra, yeşil filizler gördüğünü sananlar, suyun üstüne tam çıkamadan yeni bir kuyuya doğru iniyor olabilirler…

Cumhuriyet Gazetesi
2009 Kayıp, Ya 2010?

Ekonominin gerçek suretini gösteren büyüme verisinin bu yıla ait ikincisi yarın açıklanacak. İlk çeyrekte yüzde 14’e yaklaşan küçülmenin ardından ikinci çeyreğin küçülme oranı için tahminler yüzde 7-9 arasında küçülme şeklinde. Benim tahminim yüzde 8.4 küçülme. Yarın, bu ne kadar isabetli tahmin, göreceğiz.

Hem IMF’den hem TÜSİAD gibi kuruluşlardan 2009’un tamamı için beklenen küçülme oranı yüzde 6. Hükümet, bir türlü doğuramadığı “orta vadeli program”da küçülmeyi, dili varmasa da yüzde 6 gibi kabul etmek zorunda. Bu durumda, ilk çeyreği yüzde 14’e yakın, ikinci çeyreği yüzde 9’a yakın küçülmüş ekonomi, eğer yılın tamamında yüzde 6 daralmaya fit ise, temmuz-eylül dönemi küçülmesini yüzde 4.5 küçülme, son çeyreği de -baz etkisiyle- yüzde 3 büyüme olarak kabul edecek.

Bu tablonun adına “toparlanma” demek güç. Bazı rüzgârlar, Türkiye’nin toparlanmasını hızlandıracak gibi bir duygu verse de, gerçek biraz farklı. En önemli rüzgâr, sıcak para girişi ile ilgili. Küresel krize kapılırken toplamı 65 milyar doları bulan sıcak para stoku, izleyen aylarda hızla geri çekildi ve şubatta 32 milyar dolara kadar geriledi. Bu, tabii ki bir kur şoku yarattı. Hatırlayın; 1.8 TL’ye çıktı dolar bir ara. Ama sonra, ne olduysa, bazı şaibeli döviz girişleri yaşandı önce. Mayıs sonunda 18 milyar dolara ulaşan şaibeli dövizler, “net hata-noksan” hanesinde yatıyordu. TCMB, bu dövizi açıklayamadı. Hazirandan itibaren ise, düşüyor görünen faizlere rağmen, hâlâ reel faiz kazandıran Türkiye, sıcak paraya yine adres oldu. Dışarıda sıfır faiz tatsızlığı yaşanırken Türkiye’de inmiş görünen faize rağmen en az yüzde 1.5 reel faiz sıcak parayı tekrar çekti. Özellikle de devlet kâğıtlarına yönelen sıcak para, üretime, ulusal gelire hemen etki etmiyor. Sadece kuru aşağı itiyor. Dövize hücumun önünü kesiyor, kur şokları yaşanmadığı için krizin gerçek etkilerine karşı bir uyuşturucu işlevi görüyor. Hatta tüketim malları ithalatına yol açarak içeride fiyatları da terbiye etmeye hizmet ediyor. Onun için de TCMB, bu durumdan pek memnun ve kur arttırılsın diyen ihracatçılara, badem bıyığı altından gülüyor Başkan Yılmaz…

***

Sıcak para, büyük bütçe açıkları vererek iç borç stokunu 308 milyar TL’ye fırlatan AKP iktidarını finanse ediyor ama üretime bir hayrı yok. Çünkü hem ihracatta, hem iç pazarda henüz heyecan yok. Bu olmayınca, sıcak paranın üretimin artmasına katkısı sınırlı. İhracatta heyecan her ay azalıyor ve yıllık bazda 100 milyar doların altına düştü. Üçte birden fazla azalma var ihracatta. İhracat olmayınca, sanayi üretimi de belini doğrultamıyor. Bir ara aceleyle arttı, artıyor diye heyecan yaratan sanayi üretiminin, mevsimsel ve takvim özellikleri dikkate alındığında haziranda, artmak bir yana, yüzde 0.4 düştüğü görüldü. Sanayi üretimi hazirandan temmuza yüzde 1 kadar artmış görünüyor ama yine mevsimsel ve takvimsel etkilerden arındırıldığında negatif bir rakam ortaya çıkacak.

Biraz umut yaratan cephe, konut. Düşen faizlerle birlikte konut kredilerine talep var ama, öte tarafta da büyük konut stokları var. Yani milli geliri arttıracak yeni üretim yerine, bu kredi pompası, uzun süre stok eritmeye yarayacak bir gelişme olabilir ancak.

***

2009’un kayıp yıl olmasının ardından 2010’un aynı kaderi paylaşmaması, büyük ölçüde dış dünyada yaşanacaklara bağlı. Dış dünya, başta ABD olmak üzere, rahat değil. W biçimindeki kriz tezi hızla taraftar buluyor. Yani, ilk dibi gördükten sonra, yeşil filizler gördüğünü sananlar, suyun üstüne tam çıkamadan yeni bir kuyuya doğru iniyor olabilirler…

ABD, belini doğrultamadan, AB kendine gelemiyor. AB, özellikle Türkiye için can alıcı özellikte. İhracatının yarısından çoğunu AB’ye yapan, bu anlamda tedarikçi sanayici olarak bir tür bağımlılık yaşayan Türkiye’nin, AB’den, yeniden siparişlere ihtiyacı var. Bu siparişler başlamadan -bir paradigma değişikliği de söz konusu olmadığına göre- sanayinin belini doğrultması kolay değil. İç pazarda ise -sefil reklam kampanyalarına rağmen- bir hareketlenme yok. İşsizlik, inşaat, tarım ve turizmdeki mevsimsel etkilerle biraz hafiflemiş görünse de, hâlâ en büyük sorun. Dolayısıyla, iş güvenliğinden, yarınından emin olmayan çoğu çalışan, harcamaya da cesaret edemiyor.

Bunu bir de, süfli simit, çiçek, sakız, oyuncak al kampanyalarını düzenleyenler ve konu mankenleri anlayabilseler…

http://www.yapi.com.tr/haberler/2009-kayip-ya-2010_72167.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!