Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

AKM Değil Bu Zihniyet Yıkılmalı

Bugün herkes biliyor ki AKM'nin sorunu, binanın değil, yönetim modelinin köhnemiş olması. Sütlüce'de, Ayazağa'da bugün yapıldığı anda enkaza dönüşen kültür merkezlerinin durumu bu sorunu ortaya koyan iki önemli örnek oluşturuyor.

Radikal İKİ
AKM Değil Bu Zihniyet Yıkılmalı

b>Atatürk Kültür Merkezi ile ilgili kararın gerekçeleri Atilla Koç tarafından şöyle açıklanıyor: "Hesapladık, eski binanın onarılması yeni bir binanın yapılmasından pahalı. Bu nedenle AKM'yi yıkacağız ve yerine, yanındaki otoparkı da kullanarak iki misli büyüklükte yeni bir bina yapacağız. Bu projeye karşı çıkmak, AKM yıkılmasın demek, açıkça söyleyeyim, gericiliktir."

Bakan haklı. Böyle konular karar verildikten sonra tartışılmaz. Bu açıdan açıklamada iki çelişki var: Bunlardan birincisi sorunun AKM'nin fiziksel varlığı üzerinden tartışılmakla birlikte, aslında başka bir soruna, yönetim sorununa işaret etmesi. İkincisi mimarlık gibi yaratıcı bir uğraşa kamunun tanıdığı rolle ilgili. Bakan "oturduk hesapladık, yeni bir inşaat daha ucuz" diyor.

Oysa ilgili herkes bilir ki, başta kültür merkezleri olmak üzere, yarışmaya açılan simgesel yapıların inşaat maliyetleri proje elde edilmeden hesaplanamaz. Kültür merkezleri ya da başka bu tür önemli binaların maliyetini mimari proje elde edilmeden kestirmek imkansızdır. İnşaatın maliyetini önceden bildiğini iddia etmek, yarışma fikrini baştan ciddiye almamak demektir. Söz gelimi Jorn Utzon'un Sidney'de yelkenli gemiye benzetilen ve kentin simgesi haline gelmiş olan binası sıradan bir yapının en az beş misline mal olabilir.

Şimdi herkes şunu merak ediyor: Sayın Bakan bu projeyi rüyasında mı gördü de maliyetini hesapladı? Avan projesi bile olmayan bir binanın maliyeti nasıl hesaplanır? Bir kültür merkezi askeri lojman inşaatı mıdır ki maliyeti önceden hesaplanabilsin?

Maliyet nasıl hesaplanır?
"Mevcut bina zaten ekonomik ömrünü tamamladı, onun için yıkılması gerekli" savı da bu açıdan çelişkili: Nasıl projenin elde edilmesi için yarışma açılması gerekiyorsa, mevcut bir yapının ne olacağının ya da nasıl dönüşebileceğinin ortaya konması için de mimari çabaya ihtiyaç olmalı. Yeni bina yapılması için nasıl mimari bir çalışmaya başvurulması gerekiyorsa, mevcut önemli bir tarihi yapıyla ilgili kararın da gene profesyonel bir yöntemle alınması beklenmeli. Sonuçta bu çaptaki önemli bir binanın mimari niteliklerinin yeniden değerlendirilmesi için de mimari bir çabaya ihtiyaç var. Hele hele bu yapı AKM gibi modern mimarlık tarihinin önemli yapılarından biriyse.

Bu sözleri duyunca insanın aklına şunları söylemek geliyor: İstanbul'da ille de hiç tartışılmadan yıkılması veya yeniden yapılması gereken bina aranıyorsa, o AKM değil, bu tür yönetim hataları yüzünden yıllardır sürünen kültür merkezlerinin enkazları olmalı. Elbette ki AKM'nin aynen korunması, yıkılması da dahil olmak üzere, yenilenmesi, onarımı, değiştirme-ekleme yapılması gibi bütün yaklaşımlar tartışılabilir, görüşülebilir.

Uygulama tekelini elinde bulunduran kişilerin bazı görüşleri daha baştan gericilik ya da ilericilik yaftasıyla sunmaları, bir görüşe, yaklaşıma önceden ipotek koymaları doğru olmaz. Çünkü AKM'nin nasıl dönüştürüleceği, nasıl yapılandırılacağı meselesi, kentte kültürün nasıl yönetileceği, kamunun nasıl bir rol oynayacağı ile ilgili hayati bir konu...

Bugün herkes biliyor ki AKM'nin sorunu, binanın değil, yönetim modelinin köhnemiş olması. Sütlüce'de, Ayazağa'da bugün yapıldığı anda enkaza dönüşen kültür merkezlerinin durumu bu sorunu ortaya koyan iki önemli örnek oluşturuyor. (Keza bir modern sanatlar müzesi haline dönüşmekteyken fuarcılık ve el sanatları çarşısı haline gelen Eyüp'teki Feshane binası da.)
Kültürün kentlerin dönüşümünde en önemli unsur olarak görüldüğü bir dönemde, bu sorunun Türkiye'de yalnızca özelleştirme optiğinden ele alınması büyük bir çelişki olarak görülmeli. Kamu elindekini bir an önce özelleştirip, kültüre para yatırmak yerine gelir elde etmeyi hedefliyor. Değişimin bir inşaat projesi olarak görülmesinin nedeni de bu.

Yönetim modeli köhnedi
Özel sektör hizmet üretebilir, kültür merkezlerini işletebilir, destekleyebilir ama parasal getirisi olmayan yaratıcı işlere, kentin ufkunu geliştirecek uğraşlara her zaman yeterince uzanamaz. Bu tür mekânları bir fuarcılık ve kongre merkezi gibi işletip kâr etmeyi amaçlayabilir. Mevcut bir binayı yıkıp başka tür bir programa elverişli hale getirmeye çalışabilir. Arkeolojik kültür mirasında dahi -zaman zaman karşılaştığımız gibi kâr amaçlı dar bir perspektiften- amaçlananlar kent açısından bir felaket olabilir.

Kamu ise kâr beklentisi olmadan, kültürel dönüşüm meselesine başka açılardan yaklaşabilir. Kimi zaman bir kültür mirasını ya da mimari bir eseri korumak için zarar etmeyi göze alabilir.

İstanbul'da birçok sanatçı etkinlik gerçekleştirecek imkanlar ve mekânlar bulamazken, kentin en önemli kamusal mekânlarının bugün otopark, iş merkezi, kongre ve fuarcılık alanı olarak değerlendirilmesi kent açısından bir sorun olarak görülmelidir. Kentin dönüşümünde çıkar gruplarının etkili olması, kültür ve sanatın arka planda kalması önemli bir sorundur.

Bu sorunun bedelini ise yalnızca kültür kurumları değil, bütün kent öder. Kültür açlığı karın açlığı gibi kolayca hissedilmez, ama en az onun kadar etkiler. Bir düşünelim, Paris'teki Pompidou Kültür Merkezi'nin basit bir ticari işleve indirgenmesi, örneğin bir kongre merkezi yapılması, kente verilebilecek en büyük zarar olmaz mıydı?

Demek ki AKM 'yıkılsın mı, yıkılmasın mı' tartışmasının su yüzüne çıkardığı önemli bir sorun var. Bu sorunu tartışmak zorundayız. Kamu, kültür merkezlerini, müzeleri yönetemiyor ve her konuda olduğu gibi, özel sektörün bu alanlara yatırım yapmasını amaçlıyor.

Oysa Avrupa Kültür Başkenti seçilen ve seçilmeyen diğer kentlerde olduğu gibi İstanbul'un da bu tür kurumları geliştirmek ve yönetmek için karma bütçeli bağımsız kültür kurumları oluşturması zorunlu. Eğer bu konuda bir gelişme sağlanması isteniyorsa, kamu kâr amaçlı kuruluşlara gitmeden önce bağımsız kültür kurumları ile ilişki kurmalı ve AKM, müzeler ve kentteki kültürel faaliyetleri kültürün profesyonel dünyasına açmalı.

Korhan GÜMÜŞ / İstanbul 2010 YK üyesi

http://www.yapi.com.tr/haberler/akm-degil-bu-zihniyet-yikilmali_52605.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!