Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Altın Soygunu

Yasa ile ruhsat sahibi şirketler, kendi beyanına dayalı çıkarttığı altının sadece yüzde 2'sini devlete ödemektedir. Ayrıca; “şirket çıkarttığı madeni yurt içinde ve kendi tesislerinde işleyip ek katma değer sağlarsa, bu tesislerde değerlendirilen maden miktarı için alınan devlet hakkının 50'si alınmaz” demektedir. Yani, Türkiye Cumhuriyeti

Cumhuriyet EGE



AKP'nin hazırladığı ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından onaylanmayan Maden Yasası'ındaki değişiklikler, daha sonra Abdullah Gül tarafından imzalanmış ve yürürlüğe sokulmuştur.

Bu değişiklikle, İZMİR/ Efemçukuru, Kavacık, Payamlı, Küçükkaya köylerinin bulunduğu  bölgenin yer altı zenginlikleri, su kaynakları, ormanları, üzüm ve zeytinciliği, çevresel ve kültürel değerleri, kısacası bölge insanlarının geleceği batı emperyalizminin İsrail, Alman ve Kanada bağlantılı çok uluslu yabancı şirket çıkarlarına feda edilmektedir. Bölge, İzmir'e sadece 25 km, Güzelbahçe ilçesine de 10 km uzaklıktadır.

Yer altından çıkartılacak altın madeninin diğer bileşen ve madenlerden ayrıştırılması, yıkama yöntemiyle ve bölgenin yer altı suları kullanılarak yapılacaktır. Elde edilecek her 3 gr altına karşılık yaklaşık 3 ton yeraltı suyu gerekmektedir. Altın cevherinin su ile ayrıştırılması işleminde  cıva, çinko, kurşun gibi diğer maddeler de serbest hale gelmekte ve bu durum binlerce ton suyun zehirlenmesine neden olmaktadır.

Ancak sömürge ülkelerinde rastlanabilecek mevcut maden yasası ile bölge ormanları, yer üstü ve yer altı suları, zeytinlikler, üzüm bağları ve bölgede yüzlerce yıldır yaşayan halkın geleceği tehdit altındadır.

Yaklaşık bir yıldır yöre köylülerinin arazileri ve bağları yabancı şirketlerin devreye soktuğu taşeron kişiler tarafından satın alınmakta, yani köylünün arazisi toplatılmaktadır. Köylünün kafası karıştırılıp, altın madenine karşı çıkılmaması yönünde  birçok oyun tezgahlanmaktadır. Kimi köy muhtarının maddi çıkar karşılığı altın madeninden yana olduğu ve köylüyü bu yönde etkilemeye çalıştığı artık her köy kahvesinde konuşulur hale gelmiştir.  Mevcut Maden Yasası ile yapılan uygulamaların gerek bölgeye, gerekse ülkemize verdiği zarar ört bas edilirken, bölgede yapılması planlanan Çamlı Barajı'nın köylüyü mağdur edeceği  propagandasına hız verilmesi dikkat çekicidir. Oysa baraj, bölgede organik üretime geçiş için bir fırsattır. Her geçen gün artan nüfusu ile İzmir halkının artan su ihtiyacı görmezden gelinmektedir. Baraj gölü ile bölgenin iklimi olumlu yönde değişecektir. Arıcılık, seracılık ve organik tarım uygulamaları ile köylünün geliri artırılabilir.  Nüfusu 3 milyona yaklaşan İzmirıe sadece 25 km mesafedeki bu bölgede Şirince örneği bir gelişme ile doğaya uyumlu  kır kahveleri, seyir terasları, doğa gezinti ve spor olanakları hayata geçirilirse zeytin ve bağcılığın yanı sıra çevre halkının ekonomik kalkınması da sağlanmış olacaktır.  Daha önce onaylanmış olan Çamlı Barajı ÇED raporu  süresinin uzatılmamasının nedeni, barajın altın madenine engel oluşturacağındandır.

AKP'nin Maden Yasası'nda yaptığı bazı değişikliklere, yani minareyi çalmadan kılıfının nasıl hazırlandığına  göz atalım:

Çevre Kanunun 10. maddesine ekleme yapılarak maden arama faaliyetleri çevresel etki değerlendirmesi ( ÇED ) kapsamı dışına alınmıştır.

3573 Sayılı Zeytin Yasası'nın 20. maddesi “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 km mesafede zeytinyağı fabrikaları hariç; kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez” denmektedir. Ayrıca Zeytin Yasasının 20. Maddesinde “ zeytin sahaları daraltılamaz” denmektedir. Mevcut hükümetin ilgili birimleri, şirketlere maden arama ve işletme ruhsatı verebilmek için, tapularda zeytinlik ve bağ olarak geçmesine karşın, söz konusu bölge arazilerindeki zeytinlikleri “makilik”, bağları da “ağaçlandırılacak arazi “ olarak nitelendirmiştir.

Yasa ile ruhsat sahibi şirketler, kendi beyanına dayalı çıkarttığı altının sadece yüzde 2'sini devlete ödemektedir. Ayrıca; “şirket çıkarttığı madeni yurt içinde ve kendi tesislerinde işleyip ek katma değer sağlarsa, bu tesislerde değerlendirilen maden miktarı için alınan devlet hakkının 50'si alınmaz” demektedir. Yani, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hakkı yüzde 1 olmaktadır. O da  şirketlerin kendi beyan edecekleri miktar üzerinden!

AKP'nin çıkardığı ve şu anda uygulanan Maden Yasası ile Türkiye işte  böyle soyuluyor.

Ülkenin duyarlı ve yurtsever insanları; İzmir/Efemçukuru'ndaki altı soygununa  karşı birleşiniz!

http://www.yapi.com.tr/haberler/altin-soygunu_61696.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!