Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Babalarını Yiyen Çocuklar: Günümüz Kentleri




* Şevki Vanlı'nın bu makalesi, Mimarlık Dergisi'nin 341. sayısında (Mayıs - Haziran 2008) yayınlandı.

ŞEHİRLERİMİZİN TALİHİ

Tıpkı insanlar gibi şehirlerin ve yapıların da bir kaderi olduğuna inanmaya başladım. Çünkü şehir bilimi, matematik veya fizik formülü gibi tartışılmaz kesin kuralları olan bir alan değildir. Bir yapının doğuşu, seçilen arsanın çevreye olan bağımlılığı, sahibinin programı ve mimar seçimindeki isabet, inşaatçının başarı düzeyi ve nihayet yapıyı kullananın ona saygısı ve sevgisi. .. Aslında ortamın kültürünü oluşturan öğelerin gelişmişliği, o yapının tali hi nde yönlendirici olduğu düşünülürse, sarmalın karmaşıklığı ortaya çıkacaktır.

Şehirlere gelince, konunun boyutu çok farklı olsa da, sürecin benzerliği ilginçtir. Orada da, mevcut mirasla yeni isteklerin çatışması, yönetim ve onların plancı seçiciliği, plan ve mülkiyet çatışması, kentsel planlar ve projelerin uyumla bir sonuç araması, uygulama ve bakım, toplumsal bir mutabakat, gelişmişliğin beklenti leriyle tasarlanacaktır.

Bu yazımda kamusal olayların üst düzeydeki yönetim sorunlarının üzerinde duracağım.

Erken Cumhuriyet döneminde, şehirlerimizin güzelteşnrurnest, çağdaşlaştırılması öncelikli planlama düşüncesi gündeme gelmiş olsa da, bunu yüklenecek veya yol gösterecek yerli uzmanların eksikliği, aynı nedenle ithal edilecek yabancıyı seçme olanağımızın da bulunmaması anlamına gelmektedir. Şehirlerimizi düzenleme işine parlak bir başlangıç yapmış değiliz. Bu yazımda niyetim son yılları eleştirmektir.

Belediyelerin o zamanki kısıtlı planlama çalışmaları, makro düzeyde, şehir formunu, yaşam biçimini etkileyen, şehirlere kimlik kazandıran nitelikte değildi. Bunlar, Bayındırlık Bakanlığı'nın Y"1tkililerince bir küçük tüzükle kontrol ediliyordu. 1955 yılında, imar ve iskan Bakanlığı'nın kurulması ve Ankara planının yarışmaya çıkarılması önemliydi. Kazanan projenin yaklaşımı, mevcut oluşumun yağ lekesi şeklinde büyümesiydi. Yani Ankara'nın otuz yıllık birikimine, gelecek için yeni, köklü bir karar getirilmesinden uzak durulmuştu. Mevcut yerleşime, büyümenin getireceği yük ve dünyadaki, bizi de etkileyen değişim düşünülmeden, var olana, aynı anlamda ekler yaparak sürdürülen bir büyümeydi. Örneğin, şehrin merkezini batıdaki ovaya taşımak gibi köklü kararlar alınması yerine, maliyeti, uygulama ve bakımı zor ve pahalı yatay ve dikey bir yoğunluk artışıyla tepelik bölgeye yeni nüfus kabul edilmekteydi.

1940'larda kamu personeline dönük istanbul, Ankara ve İzmir'de yapılan kooperatif uygulamaları, mimari olarak başarılı sayılabilir. Bunlara planlama ve üretim bakımından "toplu konut" denmesi de artık dilimize yerleşmiştir. Böylece üretim teknolojisinin de, yerleşim politikalarında önemli yeri olduğu belirtilmiştir. şehirlerin büyümesine katkı sağlayan bu kamu girişimleri, 1950'lerde Ataköy ile zirvesine ulaşmıştır. Dığer taraftan, alışılmış şehir apartmanlarının, yedi kişiyle başlayan asgari kooperatif ortakları sayısı için kalfalar tarafından üretildiğini görüyoruz.

TÜMÜNÜ GÖSTERSONRAKİ SAYFA HABERİN DEVAMI:   1  |   2  |   3  |   4  |   5  |   6  |   7  |   8
http://www.yapi.com.tr/haberler/babalarini-yiyen-cocuklar-gunumuz-kentleri_95845.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!