Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 

Çevre ile İlgili Davalar Yok Edilmek İsteniyor!

Danıştay’ın yapısında değişiklik yaratacak yasa tasarısının yarattığı tepkiler sürüyor. Çevre ve kent ile ilgili davalar açan TEMA Vakfı Hukuk Danışmanı, Çevre Hukukçusu Avukat Ömer Aykul, tasarıyı değerlendirdi. Aykul, tasarı ile çevre ve kent davalarının yok edilmek istendiğini kaydetti.

Çevre ile İlgili Davalar Yok Edilmek İsteniyor!

Çevre Hukukçusu Ömer Aykul, yapı.com.tr’ye yaptığı özel açıklamada, “Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Aykul, Tasarıyı madde madde değerlendirerek, değiştirilen bu maddelerin çevre ve kent davalarına nasıl yansıyacağını belirtti.  Ömer Aykul, öncelikle tasarının kanunlaşması halinde Anayasa’ya aykırılık teşkil edeceğini söyleyerek,  “Anayasanın 2. maddesi ‘Türkiye Cumhuriyeti Bir Hukuk Devletidir”, 36. maddesi “Herkes hakkını her türlü mercide ve yargı makamında arayabilir” ve 125. maddesi olan “idari işlem ve eylemlere karşı yargı yolu açıktır” maddelerinin işlevsiz bırakılmasıdır. Anayasaya 3 yönü ile aykırıdır” şeklinde konuştu.

“Çevre ve kent ile ilgili davaların yok edilmek istenmesidir”

Aykul, tasarıya karşı öncelikle Danıştay’ın karşı çıkması gerektiğini belirterek, bu tasarının idari yargıyı, idare dava hakkını yok etmeye yönelik olduğunu kaydetti. Aykul, “Tasarı, çevre ve kent ile ilgili açılan davaları yok etmek demektir. Yapılmak istenen budur” dedi.

“Danıştay kaldırılmıştır”

İdari yargılama usulü kanununda değişiklik yapıldığını ifade eden Aykul, “Bu tasarıyı getirmek yerine ‘idari yargı, Danıştay ve idare mahkemeleri kaldırılmıştır’ dense çok daha anlaşılırdı. Değişiklikler bununla eşdeğer” dedi.

“Hukuka aykırılıkları uygulamada görmeyen ‘hukuk’”

Aykul, İdari yargılama usulü kanunundaki yapılmak istenen değişikliklerle haksızlık sonucu açılan davanın dayanağı olabilecek yönetmelik, tüzük gibi daha önceden yürürlükte olanlara karşı artık aynı idari işlemle birlikte dava açılamayacağından bahsetti. Aykul, hukuka aykırılıkların sadece bir yönetmeliğin yayınında veya bir planın ilanı anında değil, daha sonra uygulamada da çıkabileceğinden, kanunun bu yöndeki değişikliğinin sıkıntı doğurabileceğini belirtti.

“Vatandaş çevre düzeni planını, imar planını, nazım planını, nereden bilecek?”

Aykul, bunun kent davalarına yansımasını şu şekilde anlattı: “Bir olay olur, bakarsınız olay adaletsizdir. “Peki nasıl adaletsiz olmuş?” dersiniz, Dönersiniz bakarsınız, dayanağı olan yönetmelik adaletsizdir. Hatta öyle bir uygulama vardır ki, yönetmeliğin dayanağı kanun “anayasaya aykırı” ise siz mahkemeye, “yargılamayı durdur, ve dosyayı  Anayasa Mahkemesi’ne götür” dersiniz. Mahkeme de bakıp uygun bulursa, dosyayı Anayasa Mahkemesine gönderir. Bu kanun tasarısı ile bunun başlangıç noktasını ortadan kaldırıyorsunuz. Çevre ile ilgili başka bir örnek verelim. Diyelim, çevre düzeni planları, imar planları askıya çıktı.  Siz plana baktığınızda, oradaki hukuksuzluğu, şehir plancılık ilkelerine aykırılığı başlangıçta fark edemediniz. Ama bir uygulama oldu. İşin ucu size geldi dokundu. Bir baktınız ki bir idari işlem yapıyorlar. Diyelim sizin taşınmazınıza el atıyorlar. Sizin taşınmazınıza el atmanın dayanağı olan bir  plan var. Yeni tasarıya göre, artık mahkemeler bu konuda “Zamanında plana davayı açsaydın” diyebilecek. Vatandaş çevre düzeni planını, imar planını nazım planını, nereden bilecek. Şeklen dava açma hakkınız var, ama plan hükmüne dokunamadığınız için davayı kazanma şansınız yok. Böylece anayasanın 36. maddesindeki “temel hak olan hak arama özgürlüğü” şeklen var gibi, görünse de özünde tümü ile kaldırılmış oluyor. Bu son derecede tehlikeli bir madde”

“Bu ülkede 12 Eylül gibi bir olay mı oldu?”

Tasarının 7. maddesi ile ilgili konuşan Ömer Aykul, idari davaların 60 günde açıldığını, bu tasarı ile bunun 30 güne indiğini belirtti. Aykul, 1980 darbesine kadar bu sürenin 90 gün olduğunu, 1982 yılında çıkartılan 2577 sayılı yasa ile bunun 60’a indirildiğine vurgu yaparak, “Bu ülkede 12 Eylül gibi bir olay mı oldu? Büyük bir hukuksuzluk mu, darbe mi var? Darbede bile hak arama 90 günden 60 güne indi, yarısı olan 45 güne indiremediler.60 günden 30 güne indirmek hak arama özgürlüğüne büyük bir tecavüzdür” dedi.

“Kişilerin müstakil dava açma hakları özünde yok ediliyor”

Tasarının 20a ve 20b maddelerini masaya yatıran Ömer Aykul, ivede yargılama usulünde de dava açma süresinin 15 güne düşürüldüğünü belirtti. Aykul, taslakta bulunan “grup davaları” bölümünde, taslağın kişilerin müstakil dava açma haklarını özünde yok ettiğini kaydetti. Aykul, grup davalarında hangi davanın emsal dava teşkil edileceği konusunun belirsiz olduğunun altını çizerek, kararın yargıçların takdirine bırakıldığını söyledi. Aykul, çevre davalarına etkilerini şöyle dile getirdi:

“Diyelim TMMOB Çevre Mühendisleri Odası bir dava açtı. Başka bir vakıf ve dernek de aynı konuda bir dava açtı. Burada mahkeme bunlardan herhangi birisini seçip, hangisinin emsal olacağına karar verebilecek. Hangisi olacağına yönelik düzenleyici bir işlem yok. Diyelim birisinde yürütmeyi durdurma talebi var, diğerinde ise yok. Birinin dayanakları zayıf, diğerinin çok daha güçlü. Oradaki hakim yürütmeyi durdurma kararı olmayanı ve dayanağı zayıf olanı seçebilir. Bütün bunlar grup davadır. Bu taslakta “emsal teşkil etme” lafını almışız, olabilecek en büyük hukuksuzluk içinde kullanıyoruz. Bir olumlu hukuk davranış türünün, bu kadar aksi bir yönde kullanıldığına ilk defa şahit oluyorum. Bu dava temyize gitti. Temyiz edildi. 2 yönden edilebilecek. Grup dava mıdır?  Değil midir?  Bir de öze yönelik temyizler. Emsal teşkil eden dava siz olmadığınız için öze yönelik temyiz edemeyeceksiniz”

“Grup dava kararı elektronik ortamda yayınlanacak”

Tasarıya göre, grup dava ile ilgili Danıştay’ın verdiği kararın elektronik ortamda yayınlanacağını ifade eden Aykul, “Tebligat hukukunda elektronik tebligat yok. Kararların ilgililere bizzat yazılı ve resmi olarak tebligatı gerekli. Elektronik tebligat sadece çağrı ve mahkemelere celpte var. Herkesin interneti, cep telefonu olmak zorunda değil” dedi.

“Çevre, kent, turizm, özelleştirme, acele kamulaştırma, ihale konularında  karar düzeltme yok”

İvedi yargılama usulünün acele kamulaştırma kararları, kentsel dönüşüm, özelleştirme yüksek kurulu, turizm teşvik kanunu, ihaleler hakkında geçerli olduğuna vurgu yapan Aykul, “Bunlarla ilgili alınan idari işlemlere bir üst mercilerde itiraz edilemeyecek. Burada alınan  kararlar ile ilgili yürütmeyi durdurmada, mahkeme ne verdiyse buna itiraz hakkın olmayacak.  Siz o kararı ancak, 7 gün içersinde temyiz edebilirsiniz. Normalde 30 gün. Artık avukat olarak karar bana tebliğ edildikten sonra 7 gün  içersinde temyiz dilekçemi hazırlamam lazım.idari davaların dosyaları, özellikle çevre davalarına ait dosyalar çok yüklü olur. Nasıl temyiz dilekçesi yetiştirilecek?  Temyiz süresi şeklen var, esasen yok hale getirilmek isteniyor.Bu düzenleme Anayasanın 2. ve 36. maddelerine aykırıdır. Diyelim itiraz ettik, temyiz ettik, Danıştay da onadı. Karar düzeltme hakkın yok. Yani çevre, kent, turizm, özelleştirme, acele kamulaştırma, ihale konularında  karar düzeltme de yok” dedi.

Eyüp Muhcu: Kentlerin Geleceği Karartılmak İsteniyor!

http://www.yapi.com.tr/haberler/cevre-ile-ilgili-davalar-yok-edilmek-isteniyor_114692.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!