Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Çırağan Eski Görkemli Günlerini Arıyor

1910 yılında yanan ve 1991 yılında restore edilerek otele dönüştürülen Çırağan Sarayı'nın, eski anlatılarda "Boğazın en muhteşem yapısı" olarak anıldığı görkemli günlerine dönmesi için bir renovasyon projesi hazırlandı.

yapi.com.tr
Çırağan Eski Görkemli Günlerini Arıyor




















1910 yılında yanan ve 1991 yılında restore edilerek otele dönüştürülen Çırağan Sarayı'nın, eski anlatılarda "Boğazın en muhteşem yapısı" olarak anıldığı görkemli günlerine dönmesi için bir renovasyon projesi hazırlandı. Hikayesi Sultan II. Mahmut ile başlayan, Sultan Abdülmecid tarafından tekrar inşaa ettirilen saray, mimari ihtişamı ile lüks yaşamın modern konforunu birleştirecek.

Soldan sağa Henri Blin, Fuat Köroğlu,
Prof. Dr. Nurhan Atasoy ve Hande Tözün

'Çırağan Sarayı Yenilenme Projesi 2007', Çırağan Sarayı'nda yapılan bir toplantı ile basın mensuplarına tanıtıldı. Toplantıya, Çırağan Palace Kempinski Genel Müdürü Henri Blin, Ziyafet Müdürü Fuat Köroğlu, Prof. Dr. Nurhan Atasoy ve İç Mimar Hande Tözün katıldılar.

Henüz dört aydır Türkiye'de olduğunu hatırlatan ve gelir gelmez de sarayın yenilenmesi gibi büyük bir görev üstlendiklerine değinen Henri Blin, bunun büyük bir sorumluluk olduğunu söyledi. "Bakarsan saray olur, bakmazsan sarayımsı olur" diye konuşan Blin, söz konusu çalışma için pekçok uzmanın görüşünün alındığını belirterek şöyle devam etti.

"Sarayın iç dekorasyonu gündeme geldiğinde, pekçok kişi sarayın renk yapısını dile getiriyordu ve bununla ilgili yorumlarda bulunuyordu. Boğazın güzel mavisini değiştirmek mümkün değil, böyle bir niyetimiz de yok. Ama Sarayın renklerini değiştireceğiz".

Projenin danışmanlığını yürüten Osmanlı Sanatı Uzmanı Prof. Dr. Nurhan Atasoy da, Çırağan Sarayı'nın oryantalizm üslubunun güzel bir örneği olduğuna işaret ederek, tarihçesi hakkında kısa bir bilgi sundu. 1910 yılında yanan Sarayın, Boğazda çürük bir diş gibi kaldığını anlatan Prof. Dr. Atasoy, ünlü mimar Sedat Hakkı Eldem'in zamanında kendisini çağırdığını ve Sarayın bir otel olarak yeniden işlevlendirilmesi için kendisinden destek istediğini anımsattı.

Projenin tasarımını yapan Saray Mimarı Hande Tözün ise, projenin içeriği hakkında kısa bir sunum yaptı. Buna göre, yeni tasarımın, sarayın orijinal oryantalist iç mekan özelliklerinden yola çıkarak, 19. yüzyıla özgü eklektik bir harman olması amaçlanıyor. Oryantalizme özgü renk ve bezemeler tavanları süslerken, duvar yüzeylerinde ise beyazın zerafeti kendini göstererek doğuya özgü unsurlar, batılı tarzda mobilyalar ile harmanlanacak. Varolan davet mekanları çeşitliliği, saray ihtişamında dekore edilmiş özel odaları ve yeni davet salonları ile arttırılacak.

Yaklaşık 5 Milyon ABD Dolarlık bir bütçenin ayrıldığı çalışmaların 2007 Nisan ayında tamamlanması öngörülüyor.

Kısaca Çırağan Sarayı

Bugün Çırağan Palace Kempinski İstanbul'un bulunduğu yer 17. yüzyılda Kazancıoğlu Bahçesi diye bilinirdi. 1648'de Sultan Murat IV, bu yöredeki bahçeyi kızı Kaya Sultan ile eşi Sadrazam Melek Ahmet Paşa'ya verdi. Çift yazlarını, buradaki ahşap köşkte geçirirdi. 18. yüzyıl başlarında Sultan Ahmet III, bu köşkü ve bahçeyi kendi damadı Nevşehirli İbrahim Paşa'ya bağışladı. Damat İbrahim Paşa ve eşi Fatma Sultan "Çırağan Şenlikleri" olarak tarihe geçen dillere destan meş'aleli kır eğlencelerini burada düzenlerlerdi.

İngiliz Sefiri Edward Wortley Montagu'nun 1717-1718'de İstanbul'da bulunan eşi Lady Mary Wortley Montagu ölümünden sonra basılan ünlü mektuplarında o ilk Çırağan Sarayı'nı şöyle anlatır: "Boğaziçi'nin en güzel köşelerinden birinde yer alır; hemen arkasındaki tepenin bir yanı mükemmel bir koruluktur. Müthiş büyük bir yapıdır; muhafız bana sarayın sekizyüz odası olduğunu söyledi; kendim saymadığım için bu sayının doğruluğu konusunda birşey söyleyemem ama sayının çok büyük olduğu da açıktır; sarayın her yanı bol bol mermer ve altın yaldız kullanılarak, meyve ve çiçek resimleriyle bezenerek süslenmiştir. Bütün pencerelerde İngiltere'den getirilmiş kristal camlar takılıdır; koca bir imparatorluğun servetini yöneten genç bir adam tarafından yaptırılmış bir sarayda bulunabileceğini düşüneceğiniz her türlü pahalı ihtişam bu sarayda mevcuttur."

Sonraki iki yüzyıl içinde bu ilk saray birçok kez yıkılıp yeniden yapılmış olmalıdır.

Ünlü Lale Devri'ni sona erdiren 1730 ayaklanmasından sonra saray boşaltıldı ve yıpranmaya terkedildi. Nihayet Sultan Mahmud I tarafından yeniden ele alındı ve yabancı sefirlere ziyafet mekanı olarak kullanıldı. Selim III'ün sadrazamı Yusuf Ziya Paşa sarayı satın aldı, yıktırdı ve Kirkor Balian'a mermerden yeni bir saray yaptırarak 1805'te padişaha armağan etti. Sultan Selim III sarayı kız kardeşi Beyhan Sultan'a armağan ettiyse de Beyhan Sultan bu armağanı geri çevirdi.

Sultan Mahmut II devrinde yazlık olarak kullanılan saray da yıktırılmış ve 1835-1843 arasında Garabet Balian tarafından daha büyük ölçekte yeniden inşa edilmiştir. Çok miktarda ahşap kullanılmış olmasına karşın, sarayın ana bölümü mermer ve taştan yapılmış, klasik tarzda kırk sütun yerleştirilmiştir.

Sultan Abdülmecid resmi ikametgahını 1855'te Topkapı Sarayı'ndan Dolmabahçe Sarayı'na taşımaya karar verdiğinde Çırağan Sarayı tekrar yıkıldı ve Nigoğos Balian tarafından yeniden yapıldı. Bugünkü sarayın temelleri işte o döneme aittir. Ne var ki, mali sorunlar ve "Kuleli Olayı" diye bilinen, Sultan'ın katline yönelik bir ayaklanma nedeniyle, sarayın inşası yarım kalmıştır. Saray ancak 1874'te Sultan Abdülaziz tahta çıktıktan sonra tamamlanabilmiştir.

Abdülaziz, kendi saltanatının bir simgesi olarak, sarayın Arap tarzında yapılmasını istedi. Bu amaçla İspanya ve Kuzey Afrika'ya, oralardaki ünlü yapıların çizimlerini yapıp getirmek üzere sanatçılar gönderdi.

Rivayete göre Sultan sarayın tasarımına o kadar çok karışmıştır ki, planlar onun onayını alıncaya dek yirmi kez çizilmiştir. Her biri bin altına mal olan saray kapıları Kaiser Wilhelm'in öyle çok hoşuna gitmiştir ki, bunlardan bazıları Kaiser'e armağan olarak verilmiştir. Bu kapılar bugün Berlin Müzesi'ndedir. Yeni Çırağan Sarayı için dünyanın her yerinden en iyi mermerler ve sedefler getirtildi; inşaatın toplam maliyeti beş milyon altın Osmanlı lirasına ulaştı. Ama Sultan Abdülaziz burada birkaç ay oturdu ve çok nemli olduğunu belirterek Çırağan Sarayı'ndan taşındı.

Sultanların eski ikametgahlarından olan bu saray da düşüşte olan Osmanlı İmparatorluğu'nun kaderini paylaştı. Bir askeri darbeyle tahttan indirilen Sultan Murat V, 1904 yılında ölene dek, ailesi ile birlikte bu sarayda hapis tutuldu.


O tarihten sonra sarayın yeni Meclis binası olmasına karar verildi ve Meclis 14 Kasım 1909'da Çırağan'da açıldı. Ama Meclis Çırağan Sarayı'nı ancak iki ay kullanabildi. Kalorifer dairesinde çıkan ve hızla bütün saraya yayılan yangın beş saat içinde bütün yapıyı kül etti; yalnızca taş duvarlar ayakta kaldı. Sayısız önemli belgenin yanı sıra paha biçilmez antikalar, yağlıboya tablolar ve kitaplar yok oldu.

1946'da Meclis sarayı, hizmet binalarını ve çevresindeki araziyi İstanbul Belediyesi'ne verdi; belediye de burayı kum ve inşaat malzemeleri dökme yeri olarak kullandı. Bir bölümü de yöre kulüpleri tarafından yüzme havuzu futbol stadı olarak kullanıldı. Sarayın son kalıntılarının da yıkılıp yok olması yalnızca zamanın insafına kalmış gibiydi.

www.yapi.com.tr: İç mekan fotoğrafları, çalışmaların tamamlandığı suitlerden birisine ait.


http://www.yapi.com.tr/haberler/ciragan-eski-gorkemli-gunlerini-ariyor_50179.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!