Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Ekonominin Mimari Mantığı

'Çağdaş Kapitalizmin Mekânsal Örgütlenmesi'nde, toplumsal yarar, halka hizmet gibi klişelerin önemsenmediği mekân tipleri irdeleniyor.

Radikal



AĞDAŞ KAPİTALİZMİN MEKÂNSAL ÖRGÜTLENMESİ
Hakkı Yırtıcı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2005, 204 sayfa, 10.5 YTL.

Türkiye'de (ve hatta dünyada) çağdaş kapitalist ekonomik yapılanma ile mimarlığın ilişkisi üzerinde düşünmeye yönelik neredeyse ısrarlı denebilecek bir direnç var. Bu alanla ilgilenen az sayıda araştırmacı varsa bile, onlar da genellikle mimarlık disiplininin içinden gelmezler. Fiziksel çevrenin nasıl biçimlendiği konusuna kapitalist üretim ilişkilerinin tanımladığı bağlamın içinden bakanlar daha çok sosyal bilimciler olmuştur. Mimarlar ise, Max Weber'in anıtsal deyişiyle, 'para mesajın kutsallığını bozar' saptamasına uygun davranırlar. Kuşkusuz, daha fakültelerin ilk sınıflarında bile mimarlığın ekonomik boyutuna vurgu yapılır. Ancak, orada ekonomiden kastedilen, reel ekonomik ilişkiler değil, öncelikle yapı üretiminde tasarruf gerekliliğidir. Yani, geleneksel ahlâkın içindeki erdemlerden birini bir kez daha yeniden üretmektir yapılan.

Rant, faiz, kâr...
Mimarın, çok 'yüce' toplumsal, estetik, hümanist, ekolojist vs. amaçları olduğu varsayıldığı için, mimarlığın kapitalist dünyanın rant, kâr, faiz gibi 'pespaye' gerçekleriyle ilişkisi olamaz. O, kendi çalışma alanını ve etkinliğini ekonomi-üstü bir düş dünyasında tasarlayacağı yanılsamasıyla tahayyül etmeye alışıktır. İdeal çevre düzenleri var etmesi beklenmektedir. O nedenle, ekonomi gerçekleriyle tesis edebileceği tek ilişki, neredeyse onlara karşı mücadele etmektir. Ne var ki, gerçekte böyle bir mücadelenin verilebileceği zemin de yoktur ortada. Bireyler farkında olsun olmasınlar, ekonomik ilişkiler yapı ve proje üretimi de dahil tüm etkinlik alanlarına kendilerini dayatırlar. Mimarın işvereniyle ilişkisinden mimari eylemin nesnesi olan mekân üretimine dek her konu, kapitalist ekonomik ilişkiler ağına, buğday veya otomobil üretimi ya da turistik hizmet sektörü kadar sıkıca bağımlıdır.

Mimarlığı yeniden tarifleme
O hâlde, mimarın bu ekonomi-ötesi tahayyülü ne işe yarar? Tabii ki, mimarlık ve yapı üretim sektörlerini ekonomiden özerk hâle getirmeye yaramaz. Olsa olsa, mimarın kendi çalışma alanı üzerindeki yol haritası olan mesleki ideolojisini kurumsallaşmış bir ikiyüzlülükle inşa etmesini sağlar. Bir yanda, söylemler, kuramsal açıklamalar, mimarlığa ilişkin idealler olarak dile getirilenler, mesleki amaçlar, görünürde saf insani içerikli bir değerler manzumesi olarak takdim edilirler.

Mimar dünyayı her tür baştan çıkarmaya direnerek daha iyi kılan, hatta fiziksel çevreyi kurtaran bir tür kahraman olacaktır. Öte yandaysa, aynı mimar kendisi görmezden gelse de, kapitalist üretim ilişkileri içinde olağan bir hizmet sektörü elemanından başka bir şey olmayan, ekonomik varlığı sayısız benzeri kadar kırılgan olan ve idealize edilmeye hiç uygun sayılamayacak işleri yapan bir meslek adamıdır. Bu ikilem, mimarı sadece kendi ekonomik varlığını umutsuzca inkâra yönlendirmez; aynı zamanda, mesleki etkinliğinin nesnelerine (mekânlara ve inşa edilmiş çevre bütününe) karşı da derin bir naiflikle bakmaya yönlendirir.

Mekânlar, yapılar, kentler, peyzajlar sanki sadece estetik taleplere yanıt vermek için vardır. Onların da ekonomik gerçekliği inkâr edilmek istenir. Buna imkân olmadığı zamanlardaysa, mimari tasarım mekanik bir problem çözme işi, bir tür teknik hizmet olarak düşünülür. Mimari hizmet, kapitalist sistemin bir bileşeni değil, bir teknik işlemler bütünüdür sanki.

Hakkı Yırtıcı'nın Çağdaş Kapitalizmin Mekânsal Örgütlenmesi kitabı, mimarlık dünyasının ancak son yıllarda ve yavaş yavaş gerçek karmaşıklığıyla kavramaya başladığı bu sorunsala ilişkin önemli bir deneme. Yalnızca mekanik bir teknik işlem olarak görülen, o yüzden de 'olağan' mimarlık söylemlerinde kendisine yer bile bulamayan bir kapitalist etkinlik bölgesinin mimari arakesitini ele alıyor. Kitabında örnek olarak süper alışveriş merkezleri ve süper mağazalar gibi tüketim odaklarını kullanıyor. Sermayenin neredeyse üçboyutlu somutlaşmaları olan bu hipermarketleri var eden mantığı irdeliyor.

İşlev, toplumsal yarar, halka hizmet, mekânsal kalite, insani ölçek gibi mimarlık klişelerinin hiçbir anlamlarının kalmadığı bir mekân tipi üzerinde düşünüyor. Onların hangi reel mimari talep zemini üzerinde oluştuğunu sorguluyor. Kitabını ilginç ve önemli kılan ise, işi bu noktada sonlandırmayışı. Yani, Yırtıcı'nın metni bir hipermarket yapımı ve perakende sektörü mekânları planlama elkitabına uzaktan yakından benzemiyor. Daha da önemlisi, onların ortaya çıkmasına neden olan kapitalist üretim ilişkilerini kutsamaya niyet bile etmiyor. Aksine, çalışmasını eleştirel ekonomi-mimarlık ilişkisi araştırmaları yapmaya yönelik bir öneriyle bitiriyor. Daha açık bir deyişle, onun önerdiği şey, mimarlığı kapitalist ilişkiler katarının son vagonu yapmayı önermek değil. Mimarlığı ait olduğu gerçek ilişkiler bütünü içinde yeniden tarifleme yollarını açmayı öngörüyor.

'50' projesine gelince...
Yırtıcı'nın kitabının önemi de tam bundan kaynaklanıyor. Venturi'nin 'Las Vegas'tan Öğrenmek'te veya Koolhaas'ın hemen tüm yazılarında yaptığı şeyi Türkiye bağlamında yapmaya çalıştığı söylenebilir. Önerisi kabaca şöyle: Mimarlık epistemolojisi köhne ve artık kimseyi ikna etmeyen bir aşkın değerler epistemolojisi olmaktan çıkarılmalıdır. Mimarlık hangi ekonomik gerçekler zemininde var oluyorsa, değerleri, anlam ve amaçları, içeriği, beklentileri, mekânları, konstrüksiyonları ile o gerçekler içinde yeni bir bilgi alanı olarak tesis edilmelidir. Mimara olağan insan, mimarlık ürününe sadece olağan bir mekân, tasarıma olağan bir hizmet etkinliği kimliklerini kazandırma önerisidir bu. 50 'iyi' mimara 50 'iyi' apartman tasarlatarak topluma yol gösterme savları öne sürülebilen, apartman üzerinden ütopya tahayyül edilen, mimarlığın hâlâ seçkinci ekonomi-ötesi ideolojisinin gündem belirlediği 'eğlenceli' bir ülkede bu kitap ufuk açıyor. Mimarlık üzerine düşünmeye başlamak için öncelikle bu safiyetten kurtulmak, epistemolojik bir yenilenme gerçekleştirmek gerekir. Son bir not: Yırtıcı'nın kitabının temelini, İTÜ Mimarlık Fakültesi'nde Belkıs Uluoğlu yönetiminde yapılmış bir doktora tezi oluşturuyor. Böyle bir tezin yapılabiliyor oluşu için onu da özellikle kutlamak bir borçtur.

http://www.yapi.com.tr/haberler/ekonominin-mimari-mantigi_28605.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!