Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
SONRAKİ HABER: İnşaatta Güven Azaldı
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

İslamabad'a İmrenmek

Başkentimizdeki büyük başarısızlığı telâfi etmemiz artık mümkün değil midir acaba? Şimdiye kadar inşa edilmiş binaları ortadan kaldıramayız, değiştiremeyiz elbette. "Eski Ankara"nın yanı sıra bir "Bozuk Ankara" da var. O, çirkin cesametiyle yerli yerinde kalacak. Acaba bir "Yeni Ankara" yaratılamaz mı?

Cumhuriyet ANKARA/Talât HALMAN
İslamabad'a İmrenmek

b>Ankara'nın kent olarak kişiliksizliğine, mimari kimliği yönünden yavanlığına öteden beri üzülmüşümdür. Cumhuriyet Ankara'daki sayfamı okuyanlar, başkentimizin "dünyaya örnek" olmak fırsatını kaçırmış olmasına esef edip durduğumu bilirler sanırım. Kaç kere şu soruları ortaya attım: Ankara neden Türk kenti olmayı da başaramadı? Uluslararası modern mimarinin öncülüğünü yapmayı da... Niçin özgünlükten, hatta özelliklerden yoksun?

Ankara, ulusal hayal gücümüzün cılızlığının bir anıtı olarak gelişti. Oysa, Mustafa Kemal Paşa'nın tasarladığı başkent, bir yaratıcılık şaheseri olmalıydı ve olabilirdi. Bunun için gerekli olan, siyasal iradenin Cumhuriyetin öncü mimarlarına estetik yetki vermesi ve yurtdışından, Alman ekolünün temsilcileri yerine başka ülkelerde sivrilmeye başlayan deneyci, avangard mimarları getirtmesiydi. O zamanlar için kolay değildi bunu yapmak. Dolayısıyla, zaten "hayal gücü yoksulu" olan siyasilerimiz ve yüksek bürokratlarımız, köşeli, hantal, meymenetsiz, katı, kasvetli, somurtkan mimari üsluplarına teslim oldular. Acıklı sonuç, günümüzün abus ve abuk Ankarası'dır. Başkentimiz, zevksiz pragmatizmin ve baştan savma formalizmin güdük bir şaheseri...

Bu acı duyguları geçen ay Pakistan'ın başkenti İslamabad'da geçirdiğim birkaç gün boyunca yeniden yaşadım. Sıfırdan yaratılan o kentte benim özlediğim mimarlık serüveni, birçok yönden başarılı olmuş. Kent tasarımı bakımından ne kadar övgüye değer, onu söylemek zor ama hiç değilse, devlet binaları, bazı yabancı büyükelçilikler, evler ve şirketler, camiler ne kadar övülse yeridir, diyebilirim. Onların Anayasa Mahkemesi'nin ve bizimkinin cephelerini, onların başlıca devlet yapıları ile bizimkileri karşılaştırmak, yeterince ikna edici.

İslamabad'ı yaratanlar, hem rasyonel hem sanatkârane bir anlayışla, birçok büyük yapıda, Hint Yarımadası'nın, İslam geleneğinin ve cesur modernizmin üsluplarından sentezler yapmışlar. Binaların kimisi, herhangi bir ülkede, avangard mimarinin üstün başarılı örnekleri olarak kabul görür. Ama bence, en çarpıcı güzellikte olanlar, sentezlerden doğanlar... Bunların kimisi, yaratıcı yenilikleriyle sarsıyor insanı, kimisi, Tac Mahal gibi lirik, huzurlu, simetrik, büyüleyici...

Pakistan'ın başkentindeki ana caddelerden geçerken, bir Ankara sakini olarak, İslamabad'ın yaratıcılarını yürekten alkışladım, kıskandım, cesaret ve maharetleri için kutladım.

Bu hayranlığım, Türkiye Cumhuriyeti'nin Pakistan'daki yeni Büyükelçisi Engin Soysal ile zarif eşi, piyanist Tülay Soysal, Yıldız Kenter ile beni, Faysal Camisi'ne götürdüklerinde kat kat arttı. Faysal Camisi, Ankara'nın sancılı bir döneminde başarılı bir belediye başkanı olarak iz bırakmış olan büyük Mimar Vedat Dalokay'ın eseri... Daha doğru bir deyimle "şaheseri".

Başkentlilerimiz, esefle, hayretle, belki haklı bir öfkeyle anımsayacaktır ki Ankara, gericilik diye tanımlanabilecek bir gelenekçilik yüzünden, Dalokay'ın olağanüstü eserinden yoksun kalmıştı. Kocatepe Camisi'nin yapılmasına karar verildiğinde açılan yarışmada, Dalokay'ın projesi jüri tarafından birinci seçilmişti ama sonradan, vetoya uğradı. Bu çığır açıcı, huşu verici, ruhu yüceltici "yeni cami" yerine, yüzyılların eskittiği ve bıktırdığı bir üslubu sürdüren şimdiki Kocatepe inşa edildi. Ankara, ulusumuz ve tümüyle İslam âlemi için bir övünç vesilesi olacak Dalokay şaheserinden yoksun kaldı.

Dalokay, projesini İslamabad için 1969'da açılan uluslararası yarışmaya gönderdi. 17 ülkeden 43 proje gelmişti. O jüri de, Dalokay'a birinciliği verdi. Pakistanlı "gelenekçiler" de hemen ve birkaç yıl Dalokay'ın getirdiği mert ve cömert yeniliklere karşı çıktılar. Ama Pakistan'ın cesur yenilikçileri - Türkiyemiz'i utandırırcasına - ağır bastılar. 1976'da temel atıldı, 1986'da Faysal Camisi, tüm görkemiyle gözlere gönüllere açıldı.

Faysal, dünyanın en büyük camilerinden biri... Haşmetli Margalla Dağları'nın eteğinde, ta uzaklardan görülebilecek bir yükseklikte. Dalokay, İslam âlemini dolaşıp değişik cami üsluplarını incelemiş. Yarattığı sentezde, yarı küre biçiminde kubbe yerine, çöl çadırı şeklini seçmiş. Dört minarenin esin kaynağı Türkiye ama bizdekilerden bile zarif: Cennete yükselen incecik ama güçlü dört kalem gibi... Mihrabın orda, ortadan bir sayfası açık bir Kur'an heykeli... Tavandan Türk usulü muazzam bir avize sarkıyor, binbir büyüsüyle... Yedi buçuk ton ağırlığında, bin ampul yanıyor dört bir yanında. İç mekâna cennet mavisi çiniler egemen. Tahminler değişiyor ama cami içinde aynı anda 24 bin kişinin namaz kılabildiği söyleniyor, avluda 40 bin kişinin daha... Çevrede namaz kılabilenlerle birlikte toplam sayı, 100 bin kadar.

Dalokay, kadınlar için de nefis bir mekân yaratmış Faysal Camisi'nin içinde. Bu bakımdan, Hint Yarımadası'nın ya da genellikle Batı Asya'nın geleneğine aykırı, yenilikçi bir iş yapmış. Özellikle Pakistan'da Faysal Camisi'nden önce, kadınlar camilere pek giremezmiş. Tümüyle Dalokay'ın yaratısı insanı, mimari sanatını, manevi değerleri yüceltiyor, güzelleştiriyor. Bu şaheserden yoksul kaldığı için, Ankara bedbaht. İslamabad, bir yeni başkentin bomboş bir arazi üzerinde, gerek müstesna bireylerin, gerek aydın bir siyasal iradenin azmi sayesinde, gelenekle yenilikleri birleştirerek ne güçlü bir şehircilik eseri yaratılabileceğinin görkemli kanıtı.

İmrendim ve kıskandım. Ankara'ya aynı fırsatı vermeyen iktidarlara gücendim ve öfkelendim.

'Yeni Ankara?'
Başkentimizdeki büyük başarısızlığı telâfi etmemiz artık mümkün değil midir acaba? Şimdiye kadar inşa edilmiş binaları ortadan kaldıramayız, değiştiremeyiz elbette. "Eski Ankara"nın yanı sıra bir "Bozuk Ankara" da var. O, çirkin cesametiyle yerli yerinde kalacak. Acaba bir "Yeni Ankara" yaratılamaz mı?

Nasıl gerçekleşmez "Yeni Ankara?" Avanta ve ranta dayalı şimdiki rejimle, yaratıcılıktan nasipsiz bir belediyeyle, ülkeye yenilik getirmek istemeyen bir siyasal iktidarla, sanatkârı değil de kârı baş tacı eden bir iktisatla. Nasıl gerçekleşir? Yukardaki koşullar olumluya dönüşürse... Başkenti ihya etmeye azimli, güçlü bir başkan başa geçerse... Ankara'nın kaderine "Devrimci" bir ya da birkaç mimar egemen olursa...

Böylesine yetki ve yetenek sahibi mimarları var mı ülkemizin? Var. Hem de düzinelerle...

Kendilerini Ankara'da ve başka kentlerde heyecan verici güzelliklerle kanıtlamış olanların adlarını sayayım (ötekiler hoş görsün beni):

Behruz Çinici, Ragıp Buluç, Cengiz Bektaş, Doğan Tekeli, Özgür Ecevit, Erkut Şahinbaş... Geçen ay, The New York Times gazetesinin tam bir sayfa ayırdığı, Ağa Han Mimarlık Ödülü sahibi, Harvard Üniversitesi'nin büyük önem vererek kitabını yayımladığı ve stüdyo yönettirdiği Han Tümertekin var ki davet edilse başkentimize yeni bir çehre getirebilir. ABD'de ve başka ülkelerde olağanüstü başarılar kazanan bir mimarımız da Mustafa Kemal Abadan'dır. Nermin Abadan ­ Unat ile Rahmetli Prof. Yavuz Abadan'ın oğlu. Dünyanın en önemli mimarlık firmalarından Skidmore Owen'ın yıllardır ikinci başkanı. Mükemmel eserleri arasında New York Camisi vardır, görmelere değer. 80 bin camimizin hemen hepsinin birbirine benzediği Türkiyemiz'de, hele Ankara'da - Vedat Dalokay'a yaptırılmayan - olağanüstü bir camiyi Mustafa Kemal Abadan'a yaptırabilsek, ya da başka herhangi bir binayı...

Çağımızın "efsane" mimarlarından Frank Gehry'nin İstanbul'da bir büyük bina yaratması, yakınlarda kesinleşti. Bizim için bir müjdedir bu. Gehry, keşke, başkentte de bir - daha iyisi birkaç - eser yaratsa... Şimdiye kadar yanlış ve yetersiz gelişen Ankara, böyle kalacak yakın gelecekte. Ama başkentin çevresinde özellikle Eskişehir doğrultusunda, taptaze, özgün, özenli kişiliklere sahip "uydu kentler" ya da elverişli geniş bir arazide bir "yeni Ankara" yaratılabilir. Boynumuzun borcudur bu, bir vatan görevi, bir yaratıcılık ödevi.

http://www.yapi.com.tr/haberler/islamabada-imrenmek_52554.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!