Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
SONRAKİ HABER: İnşaatta Güven Azaldı
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

İzmir’in Köprüleri

Köprüler hemen her yerindeydi, İzmir’in. Örneğin Altınyol’un girişinde, Meles Çayı’nın üstündeki köprü.

Evrensel Gazetesi/Bülent HABORA



ocukluğumda, “İzmir’in kavakları, dökülür yaprakları” türküsüyle tanışmıştım. Eğer ‘Bir besteci olsaydım bugün, “İzmir’in köprüleri, güldürür görenleri” diye mizahi bir türkü bestelerdim. Oldum olası köprüleri ve kent içindeki merdivenleri severim. Onları görme olanağım olsa da, olmasa da, eğer onlarla ilgili bir kitap ya da albüm çıkmışsa alırım. Dünyanın en güzel köprülerinin bulunduğu Leningrad ve bence dünyanın en güzel merdivenlerinin bulunduğu İstanbul.

Leningrad’ı görmedim, ama bendeki köprü albümlerine bakıyorum, zaman zaman. İstanbul’u neredeyse sokak sokak dolaştığım için hemen hemen tüm merdivenlerini, merdivenli sokaklarını biliyorum. Ama yine de İstanbul’un merdiven albümlerine göz atıyorum...

Köprü ve merdiven tutkum, doğal olarak, İzmir’de de sürdü. Özellikle Hatay semtiyle sahil arasında merdivenler vardı. Tabii başka yerlerde de... Ama hem sayıca azdı, hem de tekdüzeydi.

Köprüler hemen her yerindeydi, İzmir’in. Örneğin Altınyol’un girişinde, Meles Çayı’nın üstündeki köprü. İlk geldiğimiz yıllarda, daha 300-400 metre uzaklıktan köprüye yaklaştığımız belli oluyordu. Çünkü “Kaynatılmış kaka kokusu” ortalığı kaplıyordu. Burnunuzu kapatsanız da, kolonyalı mendil kullansanız da o koku içinize işliyordu. Hele o “Kolonya esanslı kaynatılmış kaka kokusu” yıllar boyu aklımdan çıkmadı.

O zamanlar birileri vardı, İzmir’i yönettiklerini sanan. “İzmir’i Akdeniz’ in incisi yapacağız” diye reklam panoları asarlardı. Beceremediler, inciyi Akdeniz’den alıp, İzmir’e getiremediler. Piriştina Belediye Başkanıyken kurtulur gibi olduk, ama şimdilerde yine başladı, için için.

İzmir’e göç ettiğimiz ilk yıllarda bol bol viyadük (Köprü sözcüğünün alafrangacası) inşaatıyla karşılaştık. Hele o Alsancak’ın girişindeki beton ayaklar mezarlığı?!.. Birilerini köşe etmişti bu ayaklar, ama İzmirliler de kallavi bir kazığı yemişlerdi. Atalarımız ne diyordu? “Vergini öde ki, bu sana yol, su, elektrik olarak gelsin.” Unutmuşlar, sonuna “Viyadük ayağı olarak girsin”i ekleyebilirlerdi. Ama yine de bu ayaklar işe yarıyor, “Buket telefonunu bekliyorum” gibi haberleşmelerde kullanılıyor. Ayrıca Dubailileri, Norveçlileri, Almanları, İngilizleri görmeyenlerin “Türkiye, Türklerindir” yazıları ya da “Fenerbahçe Avrupa Şampiyonu olacak” gibilerden “Dünya Türklerin olacak” yazılarıyla donatılıyor...

Anadolu Caddesi üzerinde de bir viyadümtrak köprü yapımı var. Anladığım kadarıyla Fatih’in İstanbul’u fethi sırasında başlamış inşaat ve sanırım dünya Türklerin olacağı zaman bitecek. Onu saymıyorum....

Ama bir de Konak’ta vardı, viyadük taslağı. Sanırım Şehir Plancısı Tuncay Karaçorlu söylemişti, “Bu mezarlığı Açıkhava Oda Tiyatrosu haline getirelim,” diye. Ama her şeyi bilen hiç yanılmayanlar takımı bu mezarlığı yol haline getirdiler. Ve birkaç gün önce de açılışı yapıldı.

Ama köprünün en kalabalık saatlerinde bile, “Nüfus sayımı günü”nü yaşıyor. Eminim yakın bir gelecekte, anneler-babalar çocuklarını oraya götürürler, oyun oynamaları için. Çünkü araba altında kalacak diye bir tehlike yok. Araba geçmiyor ki...

8 yıl önce temeli atılmış. Ve 16 milyon dolar (Yani 21 milyon YTL, yani 21 trilyon eski TL) harcanıp yapılmış. Hicran Özdamar’ın fotoğrafını (Cumhuriyet, 8.9.2006) görünce, “Hadi İzmirliler, pamuk eller cebe,” dedim içimden. Çünkü bu komediyi yargıya taşıyan Avukat Noyan Özkan diyor ki:

“Köprülü kavşağın yapımına dayanak olan hukuki işlemler, Anayasaya, uluslararası sözleşmelere, çevre, kıyı, imar, kültür ve tabiat varlıklarını koruma yasalarına, ulaşım ilkelerine aykırıdır. Kamu kaynakları haksızca ve savurganca kullanılmıştır. Danıştay’da devam eden dava sonunda viyadüğün ortadan kaldırılma olasılığı vardır. Bu durum göz önüne alınmamıştır.” (Milliyet Ege, 14.9.2006)

İki olasılık var, ya Bergama’daki altın madeni olayı gibi Danıştay kararını kimse iplemez ya da yolu bulunup, halledilir yahut da parası İzmirlinin cebinden çıkmak üzere yıkılır...

Velhasıl İzmir’in köprüleri de Aziz Nesin’lik...

http://www.yapi.com.tr/haberler/izmirin-kopruleri_48459.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!