Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Kapitalizmin Dekoru Olarak Kent

Kentlerimiz, "pazar malı" haline geldikçe, gerçeklerin ardında gizlendiği bir "peçe" şeklini alıyor. Görünmez kılınan emeğimizin cisimleştiği, işimizin ve yaşamımızın mekânları, kapitalizmin istediği gibi süslediği bir dekor olmaktan çıkmalı.

Birgün Gazetesi



Bir şehri kıskanıyorum, benim böyle neyim var" Haydar Ergülen

Dekor, bir yeri süsleme amacıyla verilen düzen olarak tanımlanmakta. Dekor kavramının düzen kavramına içkin bir özellik taşıması, günümüz kenti ile kapitalizmin kurduğu bağı ortaya koymaya çalışırken bu kavrama başvurmamızı anlamlı kılıyor. Tabii, dekor ile tasarım arasındaki yüksek ilişkiyi de bir yandan hatırlamakta fayda var.

Guy Debord, "Gösteri Toplumu" adlı eserinde şehirciliği, kapitalizmin doğal ve insani çevreyi ele geçirmesi olarak ele almakta ve kapitalizmin uzamın tamamını kendi dekoruymuş gibi yeniden yarattığına dikkat çekmekte.

Peki kapitalizmin kendi deîcoruymuşçası-na yarattığı uzamın yani kentin günümüzdeki anlamı ne? Kentsel mekânın dönüşümü neden son dönemde gündemin ön sıralarında yer alan en önemli başlıklarından?

Bunda elbette pek çok değişkenin etkisi var. Ancak bu sürecin önemli unsurlarından birini yeni-liberal özelleştirme politikaları oluşturuyor. Kentsel rantın ve tasarımın, kent mekânında ciddi bir kaynak dağıtım sistemi ve zenginleşme aracı olarak kullanılması, hükümetin yandaş firmalara sağladığı olanaklar, kamu arazilerinin özelleştirme sürecinin parçası olarak pazarlanması gereken alanlar olarak değerlendirilip hızla metalaştırılması dikkate değer etmenler.

'Pazar malı' araziler
Karl Marx ünlü eseri Kapital'de birinci bölümü meta kavramına ayırır. Marx, kapitalist üretim tarzının egemen olduğu toplumların zenginliğinin "muazzam bir meta birikimi" olarak kendini gösterdiğini ve bunun biriminin tek bir meta olduğunu söyler. Meta, bizim dışımızda olan ve taşıdığı özellikleri ile, şu ya da bu türden insan ihtiyaçlarını gideren bir şeydir. Bir nesnenin meta değeri taşıması için onun bir kullanım ve değişim değerinin olması gerekir. Kentsel mekânın kullanım değeri yanında bir de değişim değerine sahip hale getirilmesi yani pazarlanması onun me-talaşmasının biricik nedenidir. Kentin merkezinde konumlanan ve toplumun ortak çıkarı için kullanılabilecek devasa arazilerin "pazar malı" haline getirilerek, peşkeş çekilmesi, sadece söz konusu arazilerin değil, kentlinin yaşamını çeşitli yönlerden doğrudan ilgilendiriyor. Sonuçta pazarlanan sadece bir toprak parçasından ibaret değil, aynı zamanda kentlinin insanca ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı da pazarlanıyor.

Günümüzde meraların dünyası, paranın ve gücün dünyası. Bu dünyada yaşamını sürdürmek için emeğini satmaktan başka çaresi olmayan geniş halk kitlelerinin yeri yok. Zaten yeni rant alanları açmak için yoksulları yerlerinden yurtlarından etme amacı taşıyan kentsel dönüşüm projeleri bunun göstergesi değil mi? Debord, toplumun bir gösteri alanına dönüştüğünü ve bununda temelinde yatan temel etmenin meta fetişizmi olduğunu tespit ediyor. Ona göre meta fetişizmi ilkesi, imajlar seçkisinin duyumsal dünyanın yerine geçtiği gösteride gerçekleşmekte ve bu yolla hem duyumsal hem de duyum üstü şeyler tarafından toplum tahakküm altına alınmakta. Bu anlamıyla gösterinin görünür kıldığı şey yaşanmış her şey üzerine hâkim olan meta dünyası. "Gösteri, metanın toplumsal yaşamı tümüyle işgal etmeyi başardığı andır. Görülebilir olan sadece metayla kurulan ilişki olmakla kalmaz, ondan başka bir şey de görülemez: Görülen dünya metanın dünyasıdır."

Bu noktadan baktığımızda toplumsal yaşamın yurdu olan kentlerimiz bugün metanın işgali altında.

Terry Eaglton "İdeoloji" adlı eserinde, gerçek insani ilişkilerin, "meta fetişizmi" yüzünden, şeyler arasındaki gizemli ilişkiler gibi gördüğüne işaret ediyor. Ona göre, bu durum bir dizi ideolojik sonuç doğurmakta. Bunlardan birincisi; toplumun gerçek işleyiş tarzının ve emeğin toplumsal karakterinin metanın dolaşımının arkasında gizlenmesi. İkincisi ise toplumun bu meta mantığı ile parçalanması. Toplumsal yaşamın cansız varlıklar tarafından baskı altına alınması, toplumun, insanlar tarafından inşa edilen bir şey olarak al-gılanamamasına ve insanlar tarafından değiştirilemez bir şey olduğu inancının yaratılmasına hizmet etmekte.

Kentlerimiz, "pazar malı" haline geldikçe, gerçeklerin ardında gizlendiği bir "peçe" şeklini alıyor. Görünmez kılınan emeğimizin cisimleştiği, işimizin ve yaşamımızın mekânları, kapitalizmin istediği gibi süslediği bir dekor olmaktan çıkmalı.

F. Serkan ÖNGEL

http://www.yapi.com.tr/haberler/kapitalizmin-dekoru-olarak-kent_53128.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!