Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Kent ve Kaos

Kentlerde kaos içinde yaşayarak ya da yaşamak zorunda bırakılarak bir kültür yaratıyoruz aslında; kaos kültürü... Hepimiz birer kaos kentliyiz...

yapi.com.tr/Filiz Yavuz



Fotoğraf: Nihat Karadağ

Hayatımızın bilmem kaç saatini trafiğe kurban veriyoruz her gün. İtiş kakış binebildiğimiz otobüste “ittirdin-ittirmedim”, “ilerle-ilerleyecek yer yok” tartışmasını her sabah başka insanlarla yapıyoruz, özel araçlarımızdan sabahın bu saatlerinde hep tıkanan şu trafiğe sövüyoruz.

Asık suratlarımızla, bize az önce çarpıp geçen adama küfrederek, işe yetişme telaşında, kim bilir kaç kişiye de biz çarpıyoruz daracık kaldırımlarda. Ayağımızı burkma tehlikesiyle yürüdüğümüz bozuk kaldırımlar, belediyecilik anlayışına olan güvenimizi daha çok sarsıyor her adımımızda. Yağmur yağdığında, yerinden oynamış kaldırım taşlarının altındaki su birikintilerini sıçratarak ,"Hansel ve Gratel"cilik oynamaya mahkum ediliyoruz.

Bürolarda nefes alamayıp pencereyi açmamızla kapatmamız bir oluyor. Zira içeri dolan “gaz ve toz bulutu” ofisin havasından daha kötü. Savaş çıkmış da top atılıyormuş izlenimi veren, yandaki inşaat makinelerinin sesleri de cabası...

Bilmem ne gökdeleninin, bilmem kaçıncı katındaki ofisimizden hemen arka taraftaki gecekondunun bahçesinde oynayan çocukları zar zor seçebiliyoruz. Aslında onlara çok yakınız, ama görebilecek kadar değil...

Öğle yemeklerimizi aceleyle yiyoruz. Aceleyle işe geri dönüyor, “Otobüsü kaçırırsam trafiğe kalırım” diyerek aceleyle yürüyoruz iş çıkışlarında.

En çok sevdiğimiz yolda yürürken bile mutlu olamıyoruz. Küçüklü büyüklü tabelalar sinirlerimize dokunuyor, reklam panoları asabımızı bozuyor çünkü. O çok sevdiğimiz yolun manzarası reklam kuşağına çoktan dönüşmüş durumda.

Sinemaya ya da tiyatroya gidiyoruz akşamları. Ama sanata karşı gösterdiğimiz naiflik, sokağımızda patlayan kanalizasyon borusuyla kayboluveriyor. Bir türlü tamir edil(e)meyen kanalizasyon boruları nedeniyle, sularımız kesiliyor. İşte o anda “sanat” gözümüz dönüyor, yetkililere biz değil, içimizdeki canavar bağırıyor.

Kendi oksijenimizi kendimiz üretmek için -betonlaşmaya inat- çiçek bile yetiştirmiyoruz ufacık evlerimizde. Zaten güneş de görmüyor ya çoğumuzun evi... Bodrum katında yaşamıyorsak eğer güneşimizi, önümüzdeki -neredeyse bitişik yaşadığımız- yüksek apartman engelliyor zaten.

Yürürken kafasına inşaattan bir tuğla düşen adamın ya da belediyenin kazıp, açık bıraktığı çukurda kurtarılmayı bekleyen çocuğun haberi artık bizi şaşırtmıyor, sadece daha paranoyak yapıyor. Her an her şey olabilir çünkü bu kentte! Güvende hissetmiyoruz kendimizi asla ki; güvende de değiliz zaten.

Yorgun bir şekilde döndüğümüz evlerimizde “deprem olur”, “hırsız girer” korkusuyla diken üzerinde uyuyup, uykumuzu alamadan yine aynı döngünün içinde buluyoruz kendimizi.

Belki günümüzü tıpatıp böyle geçirmiyoruz ama, üç aşağı beş yukarı benzer şeyler yaşıyoruz. Böyle yaşayarak ya da yaşamak zorunda bırakılarak bir kültür yaratıyoruz aslında; kaos kültürü...

Hepimiz birer kaos kentliyiz...

http://www.yapi.com.tr/haberler/kent-ve-kaos_49595.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!