Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Kyoto Protokolü ve Yükümlülükler

Her şeyden önce, bu onay kararı, karar alıcılara etik bir yükümlülük vazediyor. Etik yükümlülük, ulusal bir sorunla değil, tüm dünyayı ve gelecek kuşakları ilgilendiren bir sorunla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini kavramaktan geçiyor. Buna inanmalıyız. Bunun gereği olarak, konuya ilişkin yoğun çaba sarf eden sivil inisiyatiflere daha fazla kulak

Radikal İKİ
Kyoto Protokolü ve Yükümlülükler

İklim değişikliğine karşı ülkelere sera etkisi yapan gaz emisyonunu düzenleme/azaltma yükümlülüğü getiren Kyoto Protokolü, TBMM’de 06.02.2009 tarihinde onaylandı. Öncelikle, Kyoto Protokolü’nün, Türkiye’nin de tarafı olduğu 1992 tarihli Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin nihai amacına ulaşması için yapılmış uluslararası bir anlaşma olduğunu söyleyelim. Sözleşme, BM’nin kabul görmüş evrensel ilkeleri doğrultusunda atmosferdeki sera gazı birikimlerini, insan faaliyetlerinin iklim sistemi üzerindeki tehlikeli etkilerini önleyecek bir düzeyde durdurmayı hedefliyor.

Kyoto Protokolü ise, ülkelere, ulusal ve bölgesel kalkınma önceliklerini gözeterek ve özel koşullarını dikkate alarak farklı sorumluluklar yüklüyor. Nihai amaç, gaz emisyonlarını azaltmak. Bu bakımdan düşünüldüğünde, son yıllarda karbon emisyonundaki artış konusunda dünya liginde üst basamaklara doğru hızla tırmanan Türkiye’nin atmış olduğu adım son derece önemli hale geliyor. Protokolün onaylanmış olması gaz emisyonunu azaltmak bakımından bugünden bir yükümlülük getirmiyor. Yükümlü olmak için Kyoto Protokolü’nin Ek-B listesinde yer almak gerekli. Türkiye ise henüz bu sınıfta değil. 2012 tarihinde yeni bir protokol imzaya açılacak ve şayet imzalarsak oradaki şartlara uymak durumunda kalacağız. Yeni protokolün hazırlıkları şimdiden başlamış durumda. Bu nedenle mevcut protokole taraf olmamız, hazırlıklara katılım bakımından önemli. Dolayısıyla Kyoto Protokolü’ne bugün atılan imza, Türkiye için bir başlangıç. Olumlu olduğunu baştan belirtelim. Bu adımın atılmasına katkı veren sivil çabaları, toplanan 170 bin imzayı kutlamak gerek.

Hükümet çevrelerinin, başta Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu olmak üzere, konuya, ‘yükümlülükler’ açısından yaklaştıkları gözleniyor. Aynı argüman TBMM Çevre Komisyonu üyesi AKP Milletvekili Haluk Özdalga tarafından da kullanıldı. Bakan Eroğlu’nun söylediği, özetle şuydu: “Kyoto’yu imzalamakla Türkiye’nin saygınlığı artacak, 2012 sonrası iklim rejimine yönelik yürütülen tüm müzakerelere katılım sağlayarak ülkemizin en uygun yerde bulunması sağlanacak. Bugünden bir yükümlülüğe girilmiyor, ihtiyatlı yaklaştık, uyum fonu gibi mali kaynaklardan yararlanma imkanı doğacak vs.”

Haluk Özdalga ise, “Onaylamanın 2012’de yeni bir protokol imzalanıncaya kadar Türkiye’ye maliyetinin sıfır olduğunu, 2012’de ortaya çıkacak protokole Türkiye’nin isterse imza atacağını, isterse hiçbir yükümlülüğe girmeyebileceğini” söyledi. Hükümet kanadında; “İmzalayalım, nasıl olsa bir yükümlülük getirmiyor” anlamına gelen bu sözler konuya pek samimi yaklaşılmadığı yorumlarına yol açtı.

Sevgili Ömer Madra haklı olarak, “Konuya yükümlülükler olarak bakmak abesle iştigaldir, çocuklarımızın yaşanabilir bir gezegene sahip olup olmaması meselesidir. İstiyor muyuz, istemiyor muyuz” diye sordu.

Etik yükümlülük

Her şeyden önce, bu onay kararı, karar alıcılara etik bir yükümlülük vazediyor. Etik yükümlülük, ulusal bir sorunla değil, tüm dünyayı ve gelecek kuşakları ilgilendiren bir sorunla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini kavramaktan geçiyor. Buna inanmalıyız. Bunun gereği olarak, konuya ilişkin yoğun çaba sarf eden sivil inisiyatiflere daha fazla kulak vermeli ve işin içine onları daha fazla sokmalıyız. Ekonomik kalkınma mı, çevrenin korunması mı tartışması/ikilemi artık sona erdi. Dünyayı saran ekonomik krizin salt finansal bir kriz olmadığı, kapitalizmin yapısal bir kriz yaşadığı, çevreci teknolojilere ve emek yoğun yatırımlara yönelerek krizin aşılabileceği gerçeğini görmeliyiz. Yoksulların alım gücünü yok eden mevcut tüketim alışkanlıklarımızı ve yığınları işsiz bırakan enerji kullanım hoyratlığını bitirmeliyiz.

İkinci olarak, atılması gereken somut adımlar var. Bunların bir bölümü mevzuata ilişkin. Başta 2872 sayılı Çevre Yasası olmak üzere, hukuk mevzuatımızın yenilenmesi ve eksik yasaların hızla çıkarılması gerekiyor. AB Çevre Mevzuatı ile uyum sağlayacak olan bu yasaların çıkarılarak uygulamaya geçilmesi Kyoto Protokolü ve 2012 sonrası için son derece önemli. Yenilenebilir Enerji Yasası, Katı Atık Yönetimi Yasası bu bakımdan sadece bir başlangıç.

Sera gazı salımı yüksek eski teknolojilerin kullanımını makul sürede sona erdirecek ya da kısıtlayacak mevzuat, sektörler olarak düşünüldüğünde;

- Halihazırda faal, yapımı süren ve sözleşme aşamasında olan termik santrallerle ilgili çok ciddi kaygılar olduğunu biliyoruz. Konu tamamen başıboş bırakıldı. Bu santrallerde emisyon yoğunluğunu düşürecek değişim ve adaptasyon çalışması hızla yapılmalı, yapılamayanlar kapatılmalıdır.
- Çimento, demir-çelik ve kireç fabrikalarında atık işlemleri için yeni kriterler getirilmelidir.
- Sanayi, ulaşım-motorlu taşıtlar ve ısınmada emisyon miktarını azaltmaya yönelik yasal çerçeve revize edilmelidir.
Desteklenmesi ve teşvik edilmesi gerekenler,
- Güneş, rüzgar ve jeotermal enerji gibi yenilenebilir enerji sektörlerinin geliştirilmesi.
- Biyoyakıt üretimi konusunda araştırma-geliştirme çalışmalarının teşvik edilmesi.
- Gündelik yaşamda kullanılan cihazlarda enerjiden tasarruf sağlayan teknolojilerin araştırılması ve geliştirilmesi.
- Ormanların korunması, ağaç dikimi ve ağaç takviyesine ilişkin yeni düzenlemeler.

Kısıtlama yapılacak alanlar ile teşvik edilecek ve desteklenecek alanlar listesi uzatılabilir. Başlangıç adımının ardından uzun bir yolculuğa hazır olmamız gerekiyor. Küresel ısınmanın etkilerinden kaçıp kurtulmamız için başka bir dünya yok. Alışkanlıklarımızı, ekonomik ve sosyal davranışlarımızı, bu davranışlarımızın ekolojik etkilerinin dünyamızı bir yıkımın eşiğine getirdiği bilinciyle sorgulamalıyız.

Hasan Sever / Hukukçu

ETİKETLER: yeşil
http://www.yapi.com.tr/haberler/kyoto-protokolu-ve-yukumlulukler_66877.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!