Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

O Binayı Niçin Frank Gehry Yapmak Zorunda?

Benim anlamadığım; niçin bu işi Frank Gehry adıyla tanınan Ephraim Goldberg’in yapmak zorunda olduğu… Sanırım, benim gibi mimariden anlamayan İstanbullulara, İstanbul’un bu mülkü üzerine binayı yapmak isteyen İnan Kıraç yanıt verebilir…

Akşam Gazetesi
3 O Binayı Niçin Frank Gehry Yapmak Zorunda?

Tamam, anladım; İnan Kıraç şehre Suna Kıraç’ın adını yaşatacak bir kültür merkezi hediye etmek istiyor…

Tamam, anladım; Kadir Topbaş da, İstanbul’a bir anıt bina yaptırmayı kafasına koymuş…Tamam, anladım; bunun için en uygun alan, Tepebaşı’nda bulunan o çirkin TRT binasının yeri. Şehrin öteki ‘anıt bina’larına, Ayasofya ve Sultanahmet Camii’ne tepeden bakıyor…

Tamam, anladım; TRT Genel Müdürü o arazideki hissesini gerçek fiyatının altına satmaya bir türlü yanaşmadığı için, takas türü çözümler bulunuyor…

Tamam, anladım; sesleri de çıkmadığına göre, doğrudur, dünya ölçeğinde anıtsal bina yapabilecek bir tek Türk mimar yok…

Tamam, anladım; Hürriyet yazarı Eyüp Can ve Milliyet yazarı Aslı Aydıntaşbaş projeye sonsuz destek veriyor…

Tamam, anladım; konu çok önemli, o yüzden bir mimar, elinden tutulup, ikide bir Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüştürülüyor…

Ama benim anlamadım; niçin İstanbul’un ortasına dekonstrüktivist, şehrin mimari dokusuyla uyumsuz bir bina yapılmak zorunda olduğu…

Benim anlamadığım, İnan Kıraç’ın ifadesiyle, ‘Ayasofya ve Sultanahmet Camii ile konuşacak’ bir bina yapılma fikrinin nereden çıktığı… İki dinin dinsel yapılarıyla bir ‘Kültür Merkezi’nin niçin konuşturulacağı…

Benim anlamadığım; bu iş için niçin dünyada 300 mimar arasında yapılan bir ankette ‘dünyanın en çok abartılan 2. mimarı’ unvanına kavuşan bir isim üzerinde ısrar edildiği…

Benim anlamadığım; New York Times mimari eleştirmeni Herbert Muschamp’ın, bu mimarın, ‘denizden çıkmış ölü bir varlık’a benzettiği yapıtlarına niçin Paris’in, Londra’nın, Viyana’nın tarihsel dokuları içinde yer verilmezken, İstanbul’da pekala yer verilebileceği…

Benim anlamadığım; niçin bir konkur açılmadığı, neden başka mimarlara da ‘Ayasofya ve Sultanahmet Camii ile konuşacak’ bir eser üretme imkanı tanınmadığı…

Benim anlamadığım; niçin bu işi Frank Gehry adıyla tanınan Ephraim Goldberg’in yapmak zorunda olduğu…

Sanırım, benim gibi mimariden anlamayan İstanbullulara, İstanbul’un bu mülkü üzerine binayı yapmak isteyen İnan Kıraç yanıt verebilir…

Fakat bir dakika, onu Frank Gehry’e yönlendiren bizzat Kadir Topbaş imiş…

O zaman soruyu Kadir Topbaş’a sormak durumundayız: İstanbul neden ‘Ayasofya ve Sultanahmet Camii ile konuşacak’ bir dekonstrüktivist (yapı sökümcü) ‘anıt bina’ya ihtiyaç duyuyor?

Ve bu binayı niçin ve muhakkak surette Frank Gehry yapmak zorunda?

Kendisi de bir mimar olan, Kadir Topbaş, bu sorulara muhakkak surette tatmin edici bir cevap verecektir.

Evet, bu tür projelerin, düşük profilli şehirlere kaktıları vardır. Örneğin Gehry’nin yaptığı Bilbao Müzesi’nin Bilbao’ya katkısı olmuştur. Ancak, yüksek kültürel profilli kentlerin merkezlerinde ‘tarihsellik dışı’ anıt binaların, bozma fonksiyonu da olabilir. Bu yüzden o müze, Barcelona’da değil, Bilbao’da yapılmıştır. Avrupa Kültür Başkenti konusunda da benzer bir karışıklık yaşanmadı mı?

Macaristan’ın Peç, Almanya’nın Essen gibi küçük şehriyle birlikte İstanbul Avrupa Kültür Başkenti ilan edildi…

Oysa, bu şehirlerin muadili Bursa veya Edirne olabilirdi. Ve bu projenin Bursa veya Edirne’ye çok büyük katkıları olurdu.

Sanırım, İstanbul’un klasmanı da şaşırılıyor. Gehry binası da böyle bir kategori şaşkınlığının sonucu olabilir.

Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bu konularda da söyleyecekleri vardır, muhakkak…

Sayın Başkan’a bu konuda sorular yöneltebileceğim bir mülakat yapmayı çok isterim doğrusu.

http://www.yapi.com.tr/haberler/o-binayi-nicin-frank-gehry-yapmak-zorunda_76717.html

Read Comment Section
3 Yorum Yorum Yaz
  • Sayın Atılgan Bayar'a teşekkür ediyorum. Tepebaşındaki alana yapılacak bina kütlesi olası resimlerini gördüğümde şaşırmıştım. Yapılacağı çevreye bu kadar uyumsuz bir kütle nasıl İstanbul prestij yapısı olarak sunuluyor diye. Sayın Frank Gehry'nin Bilbao müzesinin -ki Bilbao yerel halkının ''kek kalıbı ''diyerek önce karşı çıktığı sonra benimsediği söylenilen binanın kopyası değil İstanbul için özel tasarlanmış yapısını, İstanbul'un yeni gelişen alanlarında görmek isteriz. YANITLA
  • Sayın Bayar'a katılıyorum. Umarım bu konuda bir kamuoyu oluşturulmaya başlanır ve konu -kültür merkezinin kime yaptırılacağı- kültür, sanat ve mimarlık ile ilgilenen herkes tarafından tartışmaya açılır. Kanaatimce Gehry, her belediye başkanı tarafından talep edilen patates baskısı yapısını gösterilen yere kondurmaya hazır. Bunun bir kente Mc Donalds gibi bir markayı getirmekten farkı var mı? İstanbul buna mı layık? Gözümüz şimdiden bu Gehry yapisini dünyanın çeşitli yerlerinde özgünlükten yoksun seçicilerin neticesinde görmekten yoruldu. Onu neden bir de İstanbul'da görmek isteyelim ki? Ancak "yersizliğin" bir simgesi olabilecek bir yapıyı İstanbul'un tarih ve kültür simgesi olabilecek seviyede görmek pek doğru gözükmüyor. YANITLA
  • İçimden geçenleri dile getiren metnin yazarına teşekkürlerimi sunuyorum. Hakikaten İstanbul'un, Essen ve Pecs ile aynı kefeye konmuşluğuna benzer talihsizliği yaşıyor bu çevresiyle alakası olmayacak Gehry yapısı fikri de... Bir de Zaha Hadid'in 'dönüştüreceği' -ama neye dönüştüreceği- Kartal var tabii... Daha nice soru var sorulacak, onca 'kentsel dönüşüm'den dahiyane ulaşım planlamalarına. YANITLA
3 yorumdan 3 tanesi gösteriliyor. 
Yorumunuzu ekleyin
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!