Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Proaktif Belediye İstiyoruz

İki gündür bu köşede İstanbul'un sorunlarıyla ilgili bir şeyler yazmaya çalışıyorum. Aslında anlatmaya çalıştığım şey, reaktif ile proaktif arasındaki fark. Bizim belediyelerimiz de, hükümetlerimiz de bugüne kadar hep reaktif oldu. Artık proaktif yönetimler istiyoruz. En önce de İstanbul'da!

Radikal Gazetesi/İsmet Berkan



ki gündür bu köşede İstanbul'un sorunlarıyla ilgili bir şeyler yazmaya çalışıyorum. Aslında anlatmaya çalıştığım şey, reaktif ile proaktif arasındaki fark. Bizim belediyelerimiz de, hükümetlerimiz de bugüne kadar hep reaktif oldu. Artık proaktif yönetimler istiyoruz. En önce de İstanbul'da!
Nedir reaktif? Bir sorun ortaya çıkar.
Mesela, 50'li yıllarda kırdan kente göç olgusu başlar. Sonra yönetimler, belediyeler bu soruna çare aramaya başlarlar. Tam bir çare bulurlar (devlet kesesinden köylüye ve çiftçiye köyde kalmaya devam etmesi için destekleme alımı yoluyla para aktarmak) ama o sırada sorun biçim değiştirir, kırdan gelenler kentte arazileri işgal edip kendilerine ciddi rantlar sağlamaya başlarlar.
Aradan 50 yıl geçer bu soruna hâlâ bir çözüm bulunamaz, tam tersine bu sorunun devam etmesi birilerinin siyasette kalmasının yolu olur.
Rektif olmak budur. Sorunların arkasında kalmak, sadece 'reaksiyon' göstermek, yani 'tepki göstermek'tir.
Ama bir de bunun tam tersi olan proaktif tutum var. Burada, daha sorun doğmadan veya ağırlaşmadan ona bir çare bulmaya çalışmak esas olan. İşte Türkiye'de bizim ihtiyacımız olan yönetim biçimi bu. Daha sorunlar ortaya çıkmadan veya ağırlaşmadan ona çareler üretmeye çalışan bir yönetim.
Özellikle İstanbul'da proaktif bir belediye yönetimine ihtiyacımız var. Çünkü önümüzdeki dönemde İstanbul'a kırdan göç azalmayacak tam tersine artacak. O göç yüzünden de İstanbul'da ya yeni yeni alanlar işgal edilip gecekondulaşacak veya belediye bu işe şimdiden önlem alıp yeni gecekondu bölgeleri oluşmasına, yeni gettolar meydana gelmesine izin vermeyecek.
Bakın, kuş gribi nedeniyle iki ilçesinde bazı mahalleleri karantinada olan bir şehirden söz ediyoruz. Sözde burası Türkiye'nin en modern ve en zengin şehri ama bazı şehir sakinleri köydeki alışkanlıklarından kurtulmuş değiller, evlerinin bahçesinde kümeste tavuk besliyorlar.
Şehir şehir olarak planlanıp büyümediği için bazı bölgeleri köy olarak büyüyor. Allah aşkınıza bir gün Habipler'e gidin, epey bir nüfusu barındıran bu en yeni semtimiz size İstanbul gibi gelecek mi?
Habipler, İstanbul'a bağlı köylerden biriydi.
Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerdeydi. Ama şimdi ulaşılabilir hale gelince ansızın kendiliğinden imara açıldı. Bu köyün bütün tarlaları, yani tapulu arazileri üzerinde hiçbir planlaması olmayan sıkışık bir kent yükseliyor.
Yani bu bölge imara açılırken hiçbir özen gösterilmedi. Çoğu yapı da zaten ruhsatsız.
Nasıl eski Bağcılar köyünün etrafı zamanında (öyle tarihten önce değil, sadece 15 yıl önce) böyle plansız yapıldığı için bugün büyük sıkıntılar çekiliyorsa, Habipler'de de durum aynı. Ne yol var, ne otopark alanı ne de yeşil alan. Binalar alt alta üst üste.
Habipler, Esenler, Atışalanı ve kısmen de Gaziosmanpaşa son 15-20 yılın göçleriyle oluştu. Önümüzdeki 10 yılda İstanbul'da en azından 5 milyon kişi daha gelecek. Onlar için hazırlanan yeni mahalleler var mı acaba? Belediyemiz bakalım sadece reaksiyon mu gösterecek yoksa proaktif olmayı da başarabilecek mi?

http://www.yapi.com.tr/haberler/proaktif-belediye-istiyoruz_58308.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!