Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Shenzen Binası




Pratiğinin son dönemdeki en prestijli ve büyük ölçekli işi olan Shenzen binası hakkında Julien De Smedt şunları yazıyor:

"Neden kentsel büyüme, kamusal mekanın ve doğanın silinmesini gerektirir? Boyut, umut vadeden bir mimarın ıslak rüyası gibidir. Mimarların dünyasında 'düşey şehir' tabiri ise klişeleşmiştir. Bizler (mimarlar, filmciler, karikatürcüler, yazarlar...) bir zamanlar düşey bir kentselleşme yaratmanın hayalini kurardık.

Yakın zaman önce Çin, Shenzhen için bir iş yapmamız istendi. Shenzen Hong Kong’a bakıyor. Shenzhen anakarada, tamamen Çinli ve etkileyici miktarda üretim tesisini barındıran kentsel bir merkez: Çin’in pek çok diğer yeri gibi 'dünyanın fabrikası'. Ancak Shenzhen değiştirilmek isteniyor. Burada 2007’de Hong Kong’a bir köprü inşa edilmiş. Bu yeni bağlantı bölgedeki ticareti ve dolayısıyla yaşam şartlarını değiştirmiş. Şirketler artık kolaylıkla ulaşılabilen bu anakara geçmiş ve yönetim binalarını arazi fiyatları bakımından çok daha ucuz olan söz konusu topraklara taşımışlar.

Biz ise bu spekülasyonları takiben Shenzhen’de yeni bir yönetim binası teklifi aldık.

5 milyon metrekare olmak zorundaydı.

666 metre yüksekliğinde olmak zorundaydı.

Ve/veya 888 metre!

Aslına bakarsanız, 1111 metre yüksekliğinde olmalı...

Ve burkulmuş.

Feng Shui, bu.

Bu istek ve koşullar Batılı, pragmatik mimarlar olarak bizlere tamamen soyut geliyor. Söz konusu taleplerin keskinliği aslında pek bir şey ifade etmiyor. Hepsinin söylediği tek bir şey var: Bu, büyük olmalı!

Büyük olmaları amacıyla büyük nesneler üzerine çalışmanın garip bir tarafı var. İlginç olan tarafı ise ölçeği değil, o ölçeğin ortaya çıkardığı olanaklar oluyor. Ancak ölçek kafanızı karıştırıyor: Mesele, gelmiş geçmiş en büyük binayı tasarlamak mı? Yoksa bu ölçekte, aslında tasarladığınız şeyin bir bina değil, tüm bir şehir olduğunu kavramak mı? Sayısız yararsız girişimden sonra anladık ki, görev araziye cepheleri takmak değil, sosyal ve ulaşımsal olarak işleyen düşey bir kent ortaya çıkarmak...

Bu noktadan itibaren her şey çok daha bariz hale geldi. En azından hatalarımız bir yere çıkıyordu. Anlamamız gereken ise düşey bir şehir gerçekleştirmenin, bir kule inşa etmek olmadığı idi! Bir şehir karmaşık sosyal ve mekansal bağıntılar setleri sunar; kule ise genellikle tek bir durumu: Tekrarlayan bir dizi katı birbirine bağlayan bir asansörü. Asansör herkese ve her şeye bağlantınızdır; bu nedenle her hangi biri ile karşılaşma şansınızın olduğu tek yer. Bu nedenle gökdelenlerde yaşamayız. Buraları mümkün olduğunca az kullanırız.

Kendi kütlemiz içerisinde kat tekrarından fazlasını kapsamak için boşlukları çakıştırmaya ve böylelikle -yapılı içeriği öncelikli hale getirmek yerine- kentsel çeşitliliğe yer açmaya karar verdik. 350 metre derinliğinde bir bina gerçekleştirmenin imkansızlığı bizi, bir kentin tüm bileşenlerini içerecek komşu hacimleri mümkün kılan 'oyuk'lar üzerinde çalışmaya itti.

1986’dan 1996’ya Shenzhen çevresi, dağlar ve ormanlardan oluşan bir peyzajdan bitimsiz yoğunluktaki bir şehre dönüştü. Kentsellik her şeye hakim oldu! Doğa yaşamını sürdüremedi. Bu nedenle söz konusu düşey maceranın, Çin’in en ikonik doğa ögesinin yeniden sunulmasına dair gelişeceği belliydi. Bu proje, bahsedilen karşıtlıkların tekrar barıştırılması için bir girişim oldu."


http://www.yapi.com.tr/haberler/shenzen-binasi_96118.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!