Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

U2’nin Siyasi Radyasyonu

Sezer’in geri çevirdiği Nükleer Santral Yasası, Gül tarafından onaylandı. Artık Türkiye’nin de bir nükleer enerji pazarı var. Ama bunu ancak İran’ın sivil amaçlı nükleer programı için söylenenleri gözardı ederek, “uranyum zenginleştirmenin nükleer siyah kapasitesine erişmek” olduğunu yok sayarak yapabildik. Ulusal konsensüs, 60’lardan beri

Express Dergisi/Erdir Zat
U2’nin Siyasi Radyasyonu

ünya Kyoto Protokolü’nün küresel iklim değişimine karşı yetersiz kaldığını tartışırken, onu bile imzalamamış Türkiye’de nükleer yerine yenilenebilir enerjiyi savunmak ancak bu kadar etki yaratabilirdi. Ne toplumsal ekolojinin hayati uyarıları, ne uzmanların önerileri, ne de yaşam çevresine sahip çıkan yurttaşların sesi yasa koyucunun kulaklarında yankı bulabildi. Gereksiz, verimsiz, pahalı, riskli, ihtiyacı karşılamaktan uzak, alternatifsiz değil, atıkların nasıl saklanacağı tam olarak belirtilmiyor, kurumun teknolojisine tam olarak bir standart getirilmemiş, tedbir ve düzenleme konusunda yeterli düzenleme yok... Muhtemelen söylenebilecek her şey söylendi. Ama sivil toplumun dile getirdiği eleştiriler parlamento tarafından dikkate alınmadı. Onlar en çok “güvenlik” konusunu konuşmak istediler. Ya Çernobil gibi patlarsa! Çünkü çoğunluk nükleer enerjiyi “çağın bir gereği” olarak içine sindirmişti, bir “ulusal çıkar” olarak görüyordu. Ayrıca “Türkiye’nin zamanı” gelmişti. Yani esasta değil şekilde tartışıldı. Nükleer enerji piyasasını belirleyecek kurumların işleyişi, bu alana yatırım yapacak şirketlerde aranan kriterler, bunların denetimi gibi mevzuat detaylarında kalındı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, enerji plan ve politikalarına uygun bir biçimde elektrik üretimi gerçekleştirecek nükleer santralleri düzenleyen 5710 sayılı “Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun”u bekletmeden onayladı. 1960’lardan beri dört kez gündeme getirilip vazgeçilen yasa sonunda çıktı ve Türkiye apar topar nükleer kulübe katıldı. Artık hedef 2010-2020 yılları arasında 5 bin megavat gücünde üç nükleer santrali işler duruma getirmek. Bunların ikisinin yeri belli: Uluslararası Atom Enerji Kurumu’ndan almış yegane nükleer santral alanı olan Mersin’deki Akkuyu ve coğrafi uygunluk gerekçesine mağlup edilen Sinop. Üçüncü için muhtelif seçenekler var.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu güvenlik garantisi verdi. Yasanın yürürlüğe girmesiyle, nükleer enerji alanı özel veya kamu kesiminden girişimcilere açılacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, “Amacımız rekabetçi bir piyasanın oluşması, biz denetimini yapacağız” diyor ve kamu tarafından kurulacak nükleer santrallerin ileride özelleştirileceğini bildiriyor. Güler, ayrıca ekonomik tüketimi fazla olan demir, çelik ve tekstil sektöründeki yatırımcılara, birleşerek nükleer santral kurmalarını tavsiye ediyor. Yasanın ardından, bazı temaslar için Türkiye’ye gelen ABD Enerji Bakanı Samuel Bodman da nükleer projeye destek verdi. “Kongrenin onaylanması halinde Türkiye ile nükleer enerji teknolojisini paylaşacağız” dedi.

Sonuçta piyasa köktencileri bu alanda da geri kalmadı. Böylesine hassas ve geleceğimizi doğrudan ilgilendiren bir konuya bile neoliberal hokus pokusu karıştırdılar. Oysa mecliste konuşulmayan bir şey daha vardı. Yanıbaşımızdaki İran “sivil amaçlı nükleer programı” yüzünden dünyanın süper gücünün tehditlerine maruz kalırken, bizimki için neden aynı şey geçerli değil, diye sorabilirdik. Yani biz bu yaptığımızla İran için veya başkaları için bir “tehdit” olmuyor muyuz?

Herkes bilir ki, bu dünyada ülkeler ikiye ayrılır: Nükleer güce sahip olanlar ve olmayanlar. Sivil amaçlıda olsa elinde nükleer güç olan, düşmanlarını caydırıcı bir koz edinmiş olur. Yani biri çıkıp Einstein’in sözünü ters çevirerek, “Elektirik enerjisinden elektrikli işkenceyi anlayan bir ülkenin atom enerjisinden atom bombasını anlamayacağını nereden bileceğim” diye sorabilirdi. 301’i hala kaldırmamış olan, kaldırsa da ilk fırsatta onun muadillerini bulmaktan geri kalmayacak bir siyasi iradenin Einstein etiğini özümsemiş olduğunu filan sanmıyoruz herhalde. Meclistekiler, muhafazakarı, liberali ve milliyetçisiyle “ulusal çıkar” adına 1960’lardan beri heveslendiğimiz “nükleer caydırıcılık” avantajını sus işaretiyle, fısıltıyla, kaşgözle kabullendi.

Hayır, konuya hiç değinmemiş olamazlar. Zira hesap ortada. İçine girdiğimiz batağın nasıl bir şey olduğunu rakamlarla izleyebiliriz. Türkiye’nin çevresindeki ülkelerde faaliyet gösteren 51 nükleer santral mevcut. Ayrıca sekiz santral inşaat, 14 santral da planlama aşamasında. İşletmedeki santrallerin 31’i Rusya, 15’i Ukrayna, ikişer tanesi Bulgaristan ve Romanya’da, biri de Ermenistan’da yer alıyor. Yapımı süren santrallerden yedisi Rusya’da, biri İran’da bulunuyor. Ayrıca Rusya’da sekiz, İran, Bulgaristan ve Romanya’da ikişer santralin yapımı kesinleşti. Artık çok da uzak olmayan bir başka süper güç Çin, önümüzdeki on yılda tam 35 nükleer santral daha kurarak elektrik ihtiyacının çoğunu nükleerden sağlamayı hedefliyor.

1960’larda Küba’da füze krizi yaşanırken Türkiye, Sovyetler Birliği’ne karşı ABD’nin hiçbir zaman unutmadığı bir misyon edinmişti. Mehmet Ali Aybar, o dönemde tepemizde dolaşan U2 casus uçaklarına kayıtsız kalan solcu gençlere hayret ettiğini söylüyordu. Çünkü bu kayıtsızlık ABD emperyalizminden bir şey anlamadıkları ya da en azından hayli eksik bir fikre sahip oldukları anlamına geliyordu. U2 ve benzeri sorunların bugünkü muadili sayılabilecek nükleer enerji sorununu Aybar’ın murad ettiği derinlikte kavradığımızı iddia edemeyiz. U2 uçaklarının ta o zamanlar yarattığı siyasi radyasyonun etkisi hala geçmedi. Eğer nükleer enerji ve onun temsil ettiği her şeye karşı bir duruş geliştirmek gerekiyorsa, bu siyasi radyasyonun bertaraf edilmesinden başlamalı. Muhtaç olduğumuz kudret Aybar’ın U2’lere karşı verdiği mücadelede mevcut.

ETİKETLER: yeşil
http://www.yapi.com.tr/haberler/u2nin-siyasi-radyasyonu_58214.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!