Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

UIA 2005 İstanbul Dünya Mimarlık Kongresi'ne Doğru

Doğan HASOL
UIA 2005 İstanbul Dünya Mimarlık Kongresi'ne Doğru

-7 Temmuz 2005... Dünya mimarları bu tarihlerde İstanbul’da buluşacaklar. Uluslararası Mimarlar Birliği UIA’nın kurulduğu 1948 yılından bugüne her üç yılda bir düzenlenen, küresel gündemlerin tartışıldığı kongrelerden 22.cisinin teması: “Kentler: MimarlıkLARın Pazaryeri”. Bu buluşma bizim açımızdan üç bakımdan önemli. Birincisi, yabancılara İstanbul’u ve Türkiye’yi tanıtmak. İkincisi, 5 gün boyunca yoğun bir şekilde sürecek konferanslar, bildiri ve poster sunuşları, sergiler ve tartışmalara katılıp düşünsel düzeyde bunlardan yararlanmak. Üçüncü boyut bence hepsinden daha önemli: Bu buluşmayı topluma mal edip, kamuoyunun “mimarlık” üzerinde yoğunlaşmasını sağlamak. Kısacası bu fırsatı, Türkiye’nin mimarlık konusunda bilinçlenmesi doğrultusunda kullanmak.
Hazırlıklar kimi aksamalar olsa da sürüyor. Yapılmış hatalar var... Yapılmakta olanlar var... Zaman zaman yaşananlar, geçtiğimiz günlerde olduğu gibi, tartışma boyutlarını aşıp bunalıma dönüşebiliyor. Sorunların en büyüğü finansman yetersizliği... Mimarlar Odası’nın, organizasyonu yapacak konsorsiyumla imzaladığı anlaşma tutarsız. Doğal ki bunda parasal koşulların, yetersizliklerin zorlamasının da etkisi olmuş ve istemeden de olsa Konsorsiyumun dümen suyuna girilmiş. Şimdi parasızlık bunaltıyor. Bu nedenle de son günlerde Oda çevresinde, hoş karşılanmayan kimi gelişmeler yaşandı. Bilim Komitesi’nde yapılan tepeden inme değişiklikler, Kongre Başkanı Suha Özkan’ı istifa noktasına kadar getirdi; Kongre Vadisi Yarışmasını kazanan proje üzerinde yaşanan tatsız tartışmalar, altı ay kala ortamın iyice gerginleşmesine yol açtı.
İşin başından beri Bilim Komitesi’nin sekreterliğini gönüllü olarak büyük bir özveriyle yürütmekte olan Aydan Balamir, Mimarlar Odası MYK kararıyla bir anda görevden alındı. Bu işlemin Bilim Komitesi’ne danışmak inceliği bile gösterilmeden yapılması en azından yadırgatıcıydı. Bu işleme, Oda Başkanı Oktay Ekinci’nin örgüte gönderdiği bilgilendirme notundaki, Kongre Başkanlığına yönelik suçlama düzeyindeki eleştiriler de eklenince Kongre Başkanı Suha Özkan’ın istifası geldi. Neyse ki, gerilim daha da tırmandırılmadan tatlıya bağlandı ve istifa “şimdilik kaydıyla” geri alındı. Oktay Ekinci’nin aynı bilgilendirme notunda, Vadi Tasarım Yarışması da çeşitli yönleriyle eleştirilmekteydi. 99 projenin katıldığı Vadi Yarışması sonuçlanmış, Kültür Bakanı ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın da katıldıkları ödül töreni 10 Eylül 2004 günü, Tophane-i Amire Kültür Merkezi’nde yapılmış, projeler Cemal Reşit Rey Sergi Salonu’nda iki hafta süreyle sergilenmişti.

Ekinci’nin eleştirilerine karşı, mimarlardan yoğun tepkiler geldi. YAPI’ya gelen çok sayıdaki yazılardan birini geçen sayıda yayımlamıştık. Mimarlık topluluğu, sonuçlanmış olan bir proje yarışmasının kesinlikle uygulanması gerektiği; buna öncelikle de Mimarlar Odası’nın saygılı davranmasının zorunlu olduğu konusunda birleşiyordu. Bu sayıda da Oktay Ekinci’nin dergimize gönderdiği yazının yanısıra, anılan yarışma jürisinin ve birincilik ödülünü kazanan Fatih Erduman’ın görüşlerini yayımlıyoruz.
Yaşananları bir kez de burada tartışmak istemiyorum. Kongreye altı ay kala, gerilimleri körüklemek yerine, kongrenin yüzakıyla yapılıp sonuçlandırılması gerektiğini düşünüyorum. İlle de tartışmak isteniyorsa, bunları kongre sonrasında çeşitli ortamlarda yapabiliriz. Bunu da altı ay sonraya bırakmak büyük gecikme sayılmaz. Yazdıklarımı bir cümleyle noktalamak istiyorum: Yönetimler eleştirmez, yapar; yönetimlerin “eleştirmek” gibi bir lüksü olamaz.

Kongre iyice yaklaştı artık... Hazırlıklar sürüyor, kayıtlar sürüyor. Kongreye katılacak herkesin ücretini ödeyerek kayıt yaptırması gerekiyor. Kongrenin tematik bölümleri, ana çizgileriyle şöyle: 1. Yaşasın Dünya Kentleri, 2. Kentlerde Mimarlık ve Yaşam, 3. Kentlerin Mimarisi, 4. Meslek ve Eğitimin Kentle Yüzleşmesi.

Kongreye sunulmak üzere yaklaşık 700 bildiri özeti geldi. Bunlar uzmanlarca incelendi, konularına ve niteliklerine göre gruplara ayrıldı. Bir bölümü temalarına göre gruplanmış olarak paralel oturumlarda sunulacak ve tartışmaya açılacak. Kimi bildiriler de poster, video ya da bilgisayar ortamlarında sunulacak. Bildirilerin kabulüne ilişkin sonuçlar 14 Ocak günü bildiri sahiplerine duyuruldu. Tam bildiri metinleri ve posterlerin teslimi için son gün: 15 Nisan 2005.

Uluslararası ünlü mimarların konferansları önemli bir yer tutacak. UIA 2005 İstanbul’a bu anlamda katılmayı kabul eden ünlüler arasında Shigeru Ban, Charles Correa, Zaha Hadid, Sumet Jumsai, Kengo Kuma, Fumihiko Maki, Glenn Murcutt, Mikhail Piotrovsky, Joseph Rykwert, Robert Venturi, Ken Yeang bulunuyor. Ayrıca, Uluslararası Mimarlık Eleştirmenleri Birliği CICA’nın toplantısı ile Asya Modern Mimarlık Ağı (m AAN) toplantısı da Kongre sırasında İstanbul’da yapılacak. Bütün sunuşlar ve tartışmalar eşzamanlı olarak Türkçeye de çevrilecek.

UIA 2005 öğrenci yarışması sürüyor. Konusu “extreme” (aşırı ve olağanüstü koşullarda mekân yaratmak) olan yarışmaya katılacak projeler 13 Haziran’a kadar gönderilecek, sonuçlar 3 Temmuz’da açıklanacak ve ödüller kongre sırasında 6 Temmuz günü verilecek.

2005 Dünya Mimarlık Kongresi’nin, çeşitli ülkelerden mimarları, ilişkili meslek gruplarından kişileri ve yakınlarını İstanbul’a çekmesi bekleniyor. Bu kongre 1996’da İstanbul’da toplanan Habitat II zirvesi ile kıyaslanabilecek boyutta. Habitat II’ye yaklaşık 5 bin kişi katılmıştı. Şimdi UIA 2005 İstanbul’un bunu aşması bekleniyor. Katılacakların sayısı kongrenin canlılığı kadar, sağlayacağı katılma gelirleri bakımından da önemli. Kongre etkinliği nedeniyle Mimarlar Odası’nın UIA merkezine toplam 500 bin dolar pay ödemesi gerekiyor. Bilindiği gibi UIA, ulusal kesimlerden aldığı ödentilerin yanısıra kongre gelirleriyle yaşamını sürdürebiliyor.

Kongre, öncesinde ve sonrasında yer alacak programlarla 30 Haziran-10 Temmuz 2005 tarihleri arasına yayılacak. Ana tartışma oturumları, sözel ve görsel sunuşlar, panel ve forumların yanısıra çok sayıda sergi de yer alacak. Sergiler arasında, Poster sunumları, UIA Sergisi (bölgeler, ulusal kesimler, UIA Çalışma Grupları sergileri), UIA 2002-2004 Yaşasın Kentler Yarışması sergisi, UIA 2005 Öğrenci Yarışması sergisi ve çeşitli başka sergiler ile Mimarlık ve Yapı Malzemesi sergisi bulunuyor. Ayrıca, serbest kürsü alanları, sohbet odaları, tartışma platformları, dia ve film sunuşları ve diğer kültürel etkinliklerin yer alması planlanıyor. Harbiye’deki Konferans Vadisi’nin yanısıra çok sayıda açık ve kapalı sergi mekânları ile parklar, kimi sokaklar ve meydanların da UIA 2005 etkinliklerine ayrılması düşünülüyor. Bu arada, Yapı-Endüstri Merkezi’nin Mimar Vedat Tek’in projelerini bir araya getiren sergisi de kongre sırasında Dolmabahçe Sarayı’nda açılacak. Sergi, Suha Özkan’ın Vedat Tek ailesinden devraldığı proje koleksiyonuyla, Dolmabahçe Sarayı arşivindeki Vedat Tek koleksiyonundan oluşuyor.
Şehrin tümüne yayılan etkinliklerle mimarlığın, İstanbul’la ve halkla buluşacağı bir büyük “uluslararası şenliğe” dönüşmesi amaçlanıyor.
İşte bütün bunlar için de her türlü çekişmeyi bir yana bırakıp güçbirliğiyle çalışmak gerekiyor.

Türkiye’de Kaç Mimarlık Okulu Var?
Geçen sayıdaki yazımda 2004 yılını özetlerken Türkiye ve KKTC’deki mimarlık okullarından da söz etmiş ve sayılarını 38 olarak vermiştim. Daha sonra bu sayının doğru olmadığını öğrendim. Doğrusu şöyleydi: Türkiye’deki mimarlık okullarının sayısı 28. Ayrıca, KKTC’de
5 mimarlık okulu var. Bunlara yurtdışında bulunan ve yine YÖK sistemi içinde yer alan 3 okulu, Bakü’deki Azerbaycan Mimarlık ve İnşaat Üniversitesini, Kişinev’deki Moldova Teknik Üniversitesini ve Vilnius-Litvanya’daki Gediminas Teknik Üniversitesi’ni ekleyebiliriz. Yalnızca Türkiye ve KKTC’deki okulları dikkate alırsak toplam sayı 33 oluyor.
Bilindiği gibi, bu okulların öğretim kadroları, tesisleri, olanakları birbirinden çok farklı. Ancak sayıları, herhangi bir standart aranmaksızın hızla artmakta. Buna karşılık Avrupa Birliği’nin üzerinde en çok durduğu üç meslekten biri mimarlık. Ötekilerse, tıp ve hukuk. Avruplalılar bu üç mesleğin insan yaşamındaki önemini dikkate alarak bunlara ilişkin eğitim ve uygulama esaslarının saptanıp yaygınlaştırılması üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Yaşam kalitesi standartlarının mimarlıktan geçtiğinin bilincindeler. Bilinçlenme sırası bir gün herhalde Türkiye’ye de gelecek. Nitekim Mesleki Yeterlilik Yasası, 17 Aralık 2004 sonrasının gündeminde bulunan ilk 8 yasanın arasında..

Bunları düşünürken, geçtiğimiz ay içinde Başbakan 15 yeni üniversite açılacağını müjdeledi(!). Buna ilişkin olarak, eğitim konusunda uzman gazeteci Abbas Güçlü’nün yazdıklarından bir alıntıyı aktaralım (1): “Yeni üniversite açacağız diyenler kervanına, sonunda Başbakan Erdoğan da katıldı. Yakında TBMM’den bu konuda kanun çıkacakmış. YÖK Yasası’nı nasıl değiştirdiler! Bunu da bir çırpıda hallederler.

Erdoğan’ın yükseköğrenim konusundaki danışmanları kim, çok merak ediyorum. Bu konularda ayaküstü konuşulmaması gerektiğini kendisine hatırlatmaları gerekir.

Yasa çıkarmakla üniversite açılıyor olsaydı, bina, araç gereç ve öğretim kadrosu yokluğu nedeniyle öğretime başlayamayan yüzlerce enstitü, fakülte ve yüksekokul, şimdiye kadar açılmış olurdu.

Mevcut üniversitelerin çok büyük sıkıntıları varken, yasal süreçleri tamamlandığı halde eksikler nedeniyle öğretime başlayamayan yüzlerce yükseköğretim kurumu sırada beklerken, yeni üniversiteler açmak, siyasi rant sağlamanın ötesinde hiçbir işe yaramaz.

YÖK Kanunu ve ÖSS’ye yönelik düzenlemeleri bir başka bahara erteleyen hükümetin, af yasası ve yeni üniversitelerle kamuoyunun tepkisini azaltmaya yönelik bu operasyonu ters teper.”

Belediye Başkanlarının Sivri Projeleri
İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanları ilginç(!) tasarılarıyla gündeme geldiler. Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek Ulus Meydanı ve çevresinde bulunan Ankara Belediyesi’nin Ulus binası ile Ulus Halinin, Modern Çarşı ve Tekel Gümrük Müsteşarlığı binalarının yıkılacağını, bunların yerine modern bir Ulus Çarşısı yapılacağını söylemiş. Yeni yapılacak Ulus Çarşısı dev bir Ankara evi biçiminde olacakmış. Tekrarlayalım: “Dev bir Ankara evi biçiminde modern bir çarşı(!)...” Ayrıca, Ulus’taki Atatürk heykeli çevresinde yer alan 100. Yıl Çarşısı, Ulus İş Hanı ve Anafartalar Çarşısı binaları da yıkılarak yeşil alana dönüştürülecekmiş. Böylece Ankara, bir “kent meydanı” kazanacakmış.

Bu tasarı sözde kalmıyor. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi tasarıyı onaylamış bile. Ulus Tarihi Kent Merkezi’nin bir yarışma sonucunda elde edilmiş onaylı bir imar planı varmış... Yıkılanların neredeyse tümü Türk mimarlık tarihinde yeri olan, henüz ekonomik ömrünü doldurmamış yapılarmış... Hiçbiri önemli değil.

İstanbul Belediye Başkanı Dr. Mimar Kadir Topbaş ise Sivriada’ya İstanbul’un simgesi olarak 110 metre yüksekliğindeki bir semazen heykeli yaptırmak istediğini açıkladı. Milliyet’in 8 Ocak günlü haberine göre Topbaş şunları söylüyordu: “Kimseye angaje olmuş değiliz. Yap-işlet olarak vermeyi düşünüyoruz. O nedenle maliyeti konusunda şimdiden bir açıklama yapmam doğru olmaz. Heyecanı olan yatırımcılara açık olduğunu söylüyorum.

‘Heyecanlı yap-işlet yatırımcılarına açık’ olan ‘şey’ bir heykel.. İçinde cami, sinagog, kilise bulunan ‘camlı göbeğinde’ bir de restoran çalıştırılacak olan bir ‘anıt’..

Marmara Denizi açığından kente gelirken ilk algılanacak anıt olarak ortaya çıkacak ve sonra İstanbul’un asıl silueti belirecek.”Başkan’ın Semazen heykeli düşü medyanın sert duvarına çarptı. Pek çok yazar, konuyu ele alarak sert bir üslupla eleştirdiler: İstanbul’un tek eksiği 110 m yüksekliğinde bir heykel miydi? İstanbul’un yol, trafik, su, kanalizasyon, aydınlatma, gecekondu, kaçak yapı, deprem önlemleri, doğanın ve tarihin korunması sorunları çözülmüştü de şimdi sıra “simge”nin yapımına mı gelmişti? İstanbul’un simgesi “semazen” mi olurdu? Bir simgeler şehri olan İstanbul’un yeni bir simgeye gereksinmesi mi vardı?..

Kadir Topbaş daha önce de Haliç üzerine yapılacak metro köprüsüyle gündeme gelmişti. Köprünün tasarımını kendisinin yaptığını söylüyor ve bunun bir sürpriz olduğunu belirtiyordu. Sürpriz hâlâ sürprizliğini koruyor. Sonucun acı bir sürpriz şeklinde gerçekleşmesi olasılığı beni korkutuyor.
Belediye başkanlarının önce karar verip sonra düşündükleri gibi bir kaygım var. İstanbul Ankara’dan daha kritik konumda: başkanı bir mimar... Üstelik mimarlığıyla övünüyor. Hem avantaj, hem sakınca... İstanbullular kendisini mimarlık yapması için değil, başkanlık yapması için seçtiler. Ne var ki kendisi bunun pek farkındaymış gibi görünmüyor. Doğrusunu isterseniz, mimarlığı profesyonel mimarlara bırakmalı, kendisi iyi bir başkan olmalı. Başarırsa hep birlikte övünürüz, işin içine mimarlığı da katarak başaramazsa hepimiz altında kalırız.

1. Abbas Güçlü, YÖK Oyunu Seviyor, Milliyet,
16 Ocak 2005.

Yapı, 288

ETİKETLER: yeşil
http://www.yapi.com.tr/haberler/uia-2005-istanbul-dunya-mimarlik-kongresine-dogru_61046.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın
Haftanın ürünü Newlux PC Modüler Paneller

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!