Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Yeşil Alanların Trajedisi

Yerel yönetimlerin parklarda yapılaşmayı azaltmak için yeşil alan kullanımında köklü paradigma değişimine gitmeleri gerekiyor.

Radikal İKİ
Yeşil Alanların Trajedisi Bornova'nın eski bir fotoğrafı.

ünyanın en saygın sürekli bilimsel yayınlarından Science dergisinin aralık 1968 sayısında (1), Kaliforniya Üniversitesi öğretim üyesi Profesör Garrett Hardin tarafından "Ortak Kullanım Alanlarının Trajedisi: The Trajedy of the Commons" başlıklı bir makale yayınlandı. Hardin, daha sonraki yıllarda çok önemli bir kaynak eser olacak makalesinde, okyanuslar, atmosfer, otlaklar vb. ortak kullanım alanlarının, nüfus artışı sonucu trajedik tahribini ele aldı.

Yazar, kaynakları sınırlı olan dünyanın, sınırlı sayıda insana yeterli olacağını belirtiyor, aynı anda iki ya da daha fazla değişkenin maksimize edilmesinin matematiksel olanaksızlığını vurguluyor.

Nüfus arttıkça ortak kullanım alanlarının tahribi hızlandı. Avlanma alanları ve otlaklar tarıma açılarak tahrip edildi. Okyanuslar, göller, akarsular vb. ortak kullanım alanları, atıkların rastgele boşaltıldığı ortamlar oldu ve günümüzde yaşadığımız trajedik çevre sorunları ortaya çıktı.

Gelişmiş ülkelerde, genellikle, evsel atıkların ortak kullanım alanlarına düzensiz boşaltılmasında önemli kısıtlamalar getirilmesine ve arıtma teknolojilerinin yaygınlaşmasına rağmen, ulaşım araçları, fabrikalar, tarımsal ilaç ve gübreler vb. kirleticilerin, ortak alanlarımız olan atmosferi, su kaynaklarını, okyanusları ve toprakları kirletmesi sorunu halen tüm hızıyla devam ediyor.

Ülkemizde kötü kullanılan ortak alanlara bir diğer önemli örnek kentsel yeşil alanlardır. Türkiye'de kentsel yeşil alanlar, yani parklar, yerel yönetimlerin mekânsal gereksinmelerini karşılamak ve özellikle, çay bahçesi, büfe, restoran vb. işletmeler yapılarak eş-dost-akrabaya rant oluşturmakta kullanılıyor. Böylece büyük bölümü bitkisel alan olması gereken parklar, yapılaşma ile gerçek işlevlerinden uzaklaşıyor.

Yeşil alanlar, sosyokültürel ve ekolojik işlevleri yanında, ulaşım araçları ve yerleşimlerden kaynaklanan yoğun salınımların belirli oranda emilmesi ve beton yapıların insanlar üzerinde oluşturduğu psikolojik baskı ve stresin azaltılması gibi önemli işlevlere de sahiptir.

Gelişmiş ülkelerde, bu işlevlerin önemini kavrayan yerel yönetimler, kentler ve büyük metropollerde, örneğin, New York'ta Central Park (340 hektar), San Fransisko'da Golden Gate Park (410 hektar), Londra'da Hyde Park (250 hektar) gibi çok geniş yeşil alanlar oluşturmuşlardır. Söz konusu parkların ortak nitelikleri, kent merkezlerinde içlerinde hiçbir beton yapı bulundurmayan, milyonlarca metrekarelik çim alanlar, açık su yüzeyleri ve koruluklardan oluşmalarıdır.

Bu geniş alanlar, kent insanlarının psikolojik baskı ve stresten uzaklaşmasını sağlar, yarattıkları mikroklima ile kentlerin akciğerleri olarak görev yaparlar. Yapılaşmadan korunan geniş yeşil alanlar, farklı türlerden kuş, sincap vb. canlılar için uygun yaşam ortamı yaratarak kent insanının doğa ile bütünleşmesini de sağlarlar.

Yağmalanan Bornova
İzmir'in Bornova ilçesi, 1960'ların sonlarına kadar bakımlı bahçeli evleri ve birçok kültür bitkisinin yetiştirildiği geniş tarım alanları ile tanınırdı. İlçe, yeşil dokusu yanında özellikle, 18. ve 19. yüzyılda Fransız, İngiliz, İtalyan asıllı Levantenler tarafından yaptırılmış ve içinde asırlık çam ve selvi ağaçları bulunan büyük bahçeli Levanten köşkleri ile özdeşleşmişti. Bazı Levanten köşklerinin, yüzlerce hektarlık büyük av koruları vardı.

Bornova'nın 1970'lere kadar fazla bozulmadan kalan yeşil ve tarihsel dokusu, bu yıllarda kırsal kesimden kentlere hızlı bir şekilde gerçekleşen göçten olumsuz etkilenerek, deyim yerinde ise yağmalandı. Tarihsel ve yeşil dokunun bozulmasında önemli etken, göç dalgası ile gelen ve bu kültüre çok yabancı olan, bazıları nefret eden yerel yöneticiler oldu. Diğer taraftan rant kaygıları, uzun süre bu kültürle yaşayarak içselleştirmiş kesimi bile olumsuz etkiledi.

Gelişmeler sonucunda ilçe ve genelde İzmir kenti, Türkiye'de yeşil alanı en az ve tarihsel dokusu hemen hemen tümüyle yok olmuş bir metropol durumuna geldi. Bugün İzmir'e turist gelmemesinden şikayet eden yerel yöneticiler, yeşil dokusunu ve tarihsel zenginliklerini koruyan ve yılda 8-10 milyon turist çeken Barselona, Prag'a bakarlarsa kent planlamasında yanlışları çok net göreceklerdir.

Günümüzde Bornova'da, yarım milyona yaklaşan nüfusun yararlanabileceği toplam 133,230 mç (13,3 hektar) park alanı bulunuyor (2). Bu alanın, 42,980 mç (4,3 hektar) ile yaklaşık üçte biri, 1930'lu yıllarda Levanten köşk bahçelerinden çok küçük bir bölüm ayrılarak oluşturulan Büyük Park'tır. Park, ilk onyıllarda nüfusu birkaç bin olan Bornova'nın gerçek anlamda yeşil alan gereksinimini karşılayabilen ve iki üç asırlık ağaçlara sahip, uygar bir ülkeye yakışan park alanı idi. Genç Cumhuriyet dönemi yaklaşımının ürünü olan Büyük Park'ın tarihsel önemi ve kimliğini, özellikle bu 200-300 yıllık ağaçların yarattığı siluet etkisi oluşturuyordu.

Büyük Park'ta büyük yapılar
Son yıllarda parkın bitkisel alanları hızla azalırken, kültür ve sanat merkezi, Adliye, Belediye ve Meclis binaları, trafik eğitim alanı, açıkhava tiyatrosu, halı saha, kafeteryalar, çay bahçeleri, büfeler, çocuk oyun alanı, otoparklar gibi yapı ve beton kaplı zeminler 25,000 mç ile toplam alanın yüzde 60'ına ulaştı. Bunlardan Uğur Mumcu Kültür ve Sanat Merkezi, büfeler, yeni belediye binası, otoparklar son 10 yılda yapıldı. Park olarak nitelenebilecek bir mekânın büyük bölümünün bitkisel alan olması gerekirken, toplam alanın ancak 18,000 mç'si (yüzde 40) bitkisel alan niteliğindedir.

İzmir'de birkaç yıl önce yeni Adliye Sarayı'nın hizmete girmesiyle, Bornova Büyük Park'ta Adliye Binası olarak kullanılan mekân boşaltılarak yıkıldı. Bu alana Bornova Belediyesi tarafından nikah ve meclis salonları bulunan çok amaçlı bina yapılması yönünde karar alındı. Yeni yapılaşma, park ve yakın çevresinin kaldıramayacağı ek trafik, otopark, görüntü ve gürültü kirlilik yükleri getirecektir. Uğur Mumcu Kültür ve Sanat Merkezi, aynı zamanda nikah salonu olarak kullanıldığından 50-60 m. yanına yapılacak çok amaçlı bina kaynak israfı yaratacaktır.

Diğer taraftan, İzmir Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliği'nin "parklarla ilgili düzenleme ve yapılaşma usulleri"ni tanımlayan 14-E-I maddesi, bu alanlarda sadece tuvalet, süs havuzu ve pergola yapılabileceğini belirtmesine ve parkların işlevlerini destekleyen kullanımlar dışında farklı amaç veya kullanımlara yönelik yapı kitlelerini yasaklanmasına rağmen yapılaşma kararı alındı.

Yerel yönetimlerin parklarda yapılaşmayı azaltmak için yeşil alan kullanımında köklü paradigma değişimine gitmeleri gerekiyor. Bu değişim, yeni yeşil alanların üretilmesi ve mevcut parkların niteliklerinin artırılması için ekonomik ömür ve işlevlerini tamamlayan yapıların yeşil alana dönüştürülmesi yönünde olmalıdır. Aksi takdirde, yeşil alanların, içlerinde az sayıda ağaç/ağaççık bulunan yerleşim alanları haline gelmeleri kaçınılmazdır.

Süer ANAÇ / Prof. Dr., Ege Üni., Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü

1. Garrett Hardin. "The Tragedy of the Commons". Science, New Series, Volume 162, Issue 3859, Dec. 1968.
2. Basın bildirisi. "Bornova Büyük Park'ta Yapılması Düşünülen Çok Amaçlı Bina Şehircilik ve Planlama İlkelerine Aykırıdır". TMMOB Peyzaj Mimarları ve Ziraat Mühendisleri İzmir Şubeleri ve Bornova Halkı Ortak Basın Bildirisi, Mayıs 2007.

ETİKETLER: yeşil
http://www.yapi.com.tr/haberler/yesil-alanlarin-trajedisi_54826.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!