Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Baran idil: “Muhalefetin İstanbul Adayı Olsa İdim”

Kent Plancısı ve Mimar Baran idil; “Muhalefetin İstanbul Adayı Olsa İdim! Bir Mimar ve Kent Plancısı Olarak Neler Söylerdim?” başlığı altında, İstanbul ile ilgili konulara yönelik önerilerini aktardı.

Baran idil, Kent Plancısı/Mimar
Baran idil: “Muhalefetin İstanbul Adayı Olsa İdim”

Uzun süredir, ülkemizde, özellikle halka hitaben yapılan konuşma ve basın haberlerinde, yalan ile gerçeğin, doğru ile yanlışın iç içe geçtiği bir ortamda yaşıyoruz. Yaşamakta olduğumuz yerel seçimler sürecinde ise, bu durum daha da yoğun bir şekilde sürüyor. Bu durumun İstanbul’un sorunları ve çözümleriyle ilgili, yapacağımız açıklamaları zorlaştırmasını beklemiyor değildik. Ancak kentin ve kentsel yaşamın ülkenin çok kapsamlı siyasi sorunlarına göre çok daha somut ve anlaşılabilir olması, bu ifade zorluğumuzu hafifletecektir diye düşünürken, Sayın Cumhurbaşkanımız imdadımıza yetişti ve işimizi çok kolaylaştırdı. Sayın Cumhurbaşkanımız gerek kültür ve sanata, gerekse İstanbul’a ait öyle değerlendirmeler yaptı ki, artık ‘konuya ve söze nereden girersek, nasıl ifade edersek, halkımıza kendimizi daha kolay anlatabiliriz’ gibi bir endişemiz kalmadı.

Öncelikle Sayın Cumhurbaşkanımızın söylemlerini hatırlatmakta yarar var: “…İstanbul’a çok ihanet ettik, bunda benim de payım ve sorumluluğum var” ve “…Kültür ve sanat ülkelerin yaşamında en az ekonomi kadar önemlidir. Ancak Ak Parti döneminde, kültür ve sanat alanında başarılı olamadık ve bu durum içimde acı veren bir uhdedir” diyordu Sayın Başkan. Sayın Cumhurbaşkanımızın, tamamına katıldığımız bu saptama ve değerlendirmeleriyle, bize yaptığı yardım için teşekkür ediyoruz. Bundan sonra bu değerlendirmelerin açılımını yapıp, İstanbul’un sorunları ile ilgi ve ilişkilerini açıklamaya çalışacak, başka bir söylemle bu iki genel değerlendirmenin altını doldurmaya çalışacağız.

Yukarıda değindiğimiz ‟İstanbul’a ihanete ait konu ve hususlar” şöyle özetlenebilir;
- En karmaşık ve bütünsel şehircilik sorunlarına, tek adam olarak tanı ve değerlendirme yapmak ve bunun sonucu ‟bilimselliğin en çok gerektiği, gerek planlama kurumunu, gerekse planlama kavramını dışlamak.
- Kent ulaşımını, ‘özel oto’nun egemen olduğu bir yaklaşıma mahkûm etmek.
- Ulaşımda toplu taşımaya, özellikle metroya duyulan ihtiyacın yıllarca farkında olmamak ve onlarca yıllık gecikmelere neden olmak.
- İstanbul’un deniz ve kıyı potansiyeli olanaklarına hiç ilgi göstermemek.
- Rantı, her çeşit ulaşım, arazi kullanma ve yapılaşma kavramlarında temel belirleyici etmen olarak kullanmak.
- Aslında, bir sağlıklaştırma aracı olan ‟kentsel dönüşüm” kurumunu, kentsel dokuda yoğunlaştırıcı ve paralize edici bir araç haline getirmek.
- Genelde kent gelişimine bir vizyon getirmediği gibi, kendi yaptırdığı ulaşım planlarında dahi yer almayan ve kentsel dağılmayı tetikleyen, kontrolden çıkaran 3. Boğaz Köprüsü, havaalanı ve Kanal İstanbul gibi yatırımlara karar vermek.
- İstanbul’un kültür ve sanat yaşamının üretici ve besleyicileri olan opera, konser salonu, şehir tiyatroları vb. mevcut kurumları işlevsizleştirmek ve gelişmesini engellemek.
- Kendi kültür kapasitesini ve beğenilerini esas alarak İstanbul kent mekânının mimarilendirilmesini oluşturmaya kalkmak. (çakma Osmanlı tasarımları vb.)
- İstanbul’un en güzel coğrafi etmenlerinden olan orman dokularının kemirilmesi ya da yok edilmesine ilgisiz kalmak.
- İstanbul’un eşsiz siluet değerlerini yaralayan gökdelenleri teşvik etmek.
- Kentin açık alanları ve meydanlarını niteliksiz tasarımlara peşkeş çekmek.
- İmar disiplininin yok edilmesini oluşturan girişim ve kakofoniyi teşvik etmek ve destek vermek.
- Geniş taraftar kitlesinden oy almak amacıyla, ancak gerek yer seçimi gerekse araştırmasızlıktan kaynaklanan bilgisizlikle, atıl kapasiteli (çoğu seyircisiz) stadyum yatırımlarına karşın, oy getirisi yeterli görülmeyen, hiç bir kültür ve sanat yapısı yapmamak.
- Yeterince geliştirilmemiş ihale yöntemleriyle her yapıyı (alt ve üst yapı) en az 2-3 katı fazlaya mal etmek ve halkın, dünyanın en pahalı kalkınma maliyetleriyle boğuşmasına neden olmak. (geleceğe ipotek koymak)
- Uzunca süredir ülkenin ve İstanbul’un yaşamakta olduğu ekonomik krize rağmen, kentin özellikle işsizlerine ve alt gelir gruplarına yönelik hiçbir girişimde bulunmamak.
- Bir yandan İstanbul’u dünyanın kültür ve sanat başkenti yapacaklarını söylerken, kültür ve sanatın olmazsa olmazı olan kaliteyi tüm yaklaşımlarından dışlamak.

vb. onlarca sorun bu dizgiye eklenebilir. Bu konulara ait açılımları biraz ayrıntılandırarak ve sorunların değerlendirmesiyle önerilerimizi bir arada sunmaya çalışacağız.

Haberin devamı için ilerleyiniz.

TÜMÜNÜ GÖSTERSONRAKİ SAYFA HABERİN DEVAMI:   1  |   2  |   3  |   4
http://www.yapi.com.tr/haberler/baran-idil-muhalefetin-istanbul-adayi-olsa-idim_171598.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!