Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
BÖLÜM SPONSORU

Baran idil: “Muhalefetin İstanbul Adayı Olsa İdim”

Kent Plancısı ve Mimar Baran idil; “Muhalefetin İstanbul Adayı Olsa İdim! Bir Mimar ve Kent Plancısı Olarak Neler Söylerdim?” başlığı altında, İstanbul ile ilgili konulara yönelik önerilerini aktardı.

Baran idil, Kent Plancısı/Mimar
Baran idil: “Muhalefetin İstanbul Adayı Olsa İdim”

Ulaşım, Planlama ve Yeniden Örgütlenme Organizasyonları
İlk ve hemen yapılacak ve daha sonraki yıllarda da incelemesi, çözüm arayışları sürdürülecek proje konusu, kuşkusuz trafik ve ulaşım sorununa ait olacaktır. Ancak unutulmamalıdır ki, her kentsel sorun gibi ulaşım da hem kent planlamasından, hem de bilimsel uzmanlıktan soyutlanamaz. Bir zincirin halkaları gibidirler. Yani, gündelik trafik disiplininden başlayarak yol, metro, köprü, otopark vb. ulaşım konularına ait proje kararlarını, ne belediye başkanları ne cumhurbaşkanı ne de herhangi bir birey kendi başına veremez. Yöneticilerin ve siyasilerin alınacak kararlara katılımları elbette önemlidir. Ancak bu kararları üretecek olan, ‟yeterli bilimsel özerkliğe sahip, planlama ve ulaşım organlarıdır”. (Akademik güçlerle de destekli komite, üst kurul vb.) Örneğin; Sayın Cumhurbaşkanı’nın bahsettiği ihanet suçlarından biri olan 3. Boğaz Köprüsü ve kuzeydeki ormanları yok eden çevre yolları, Cumhurbaşkanı’nın kendi yaptırdığı planda yer almıyordu. Ancak unutulmamalı ki, bu kararın benzerini hangi birey verseydi durum değişmeyecekti. Yeni havaalanı ve Kanal İstanbul projeleri de bundan farklı değildir. Bu projelerin İstanbul’a bilimsel olarak ne kazandırıp neler kaybettirdiğini, halkımız - en gelişmiş Avrupa halklarında olduğu gibi – bilemez, fakat bu tür yatırımlar halkımızın bireylerine hayal ve gönüllerini okşayıcı gelebilir. Ancak İstanbul halkının artık Avrupa halklarından bir farklılığı olduğunu düşünüyoruz. Artık İstanbul sokaklarında dolaşan sıradan insanlar dahi bu bilimsellik dışı icraatlarla “daha fazla kan, daha fazla gözyaşı” geldiğini, yaşadığı ulaşım ve trafik kaosunda görmeye başladı. Özetle yapılacak ilk icraat belediyenin iç örgütsel yapısında bu amaca uygun bir reorganizasyon yapmaktır. Bu asla bir siyasi örgütlenme değil, üst düzey bir uzmanlık örgütlenmesi olacaktır. Bu üst düzey uzmanlık organizasyonun ilk işi iki temel aks üzerinde gelişecektir:

3. Boğaz Köprüsü

1. Aks, İstanbul’un vizyonunu belirlemektir. Bu işlem için öncelikle kentin sırtına yük olan sorunların uzmanca incelenip değerlendirilmesine yaslı olarak, “olabilecek hedef nüfus ve alan gereksinimlerini ve gelişme stratejilerini saptamak” gelmelidir. Mevcut nazım plan ve kritik kentsel alanların kontrolünü de kapsayan bu çalışma yeni yapılacak alan çalışmalarına dayanak sağlayacaktır. Bu çalışma kapsamında İstanbul yaşamını sağlıklaştırmaktan başlayarak, kısa orta ve uzun vadeli hedefler ve politikalar belirlenmelidir. Özetle yeni bir planlama süreci başlayacaktır.
2. Aks, kısa dönemde (5 yıl) ve kentin günübirlik yaşamındaki sorunları kaldırmak ya da en aza indirecek müdahale biçimlerini saptamak ve uygulamakla ilgili olmalıdır. Örneğin; bu bağlamda ele alınacak proje konuları şöyle sınıflandırılabilir.
A. Ülke genelinden soyutlanmayacak sosyo-ekonomik sorunlar: Aslında belediyenin asal görevleri içinde doğrudan yer almasa da yaşadığımız dönem çok özeldir ve bir ülke nüfusuna sahip İstanbul kenti, bu sorunlarla gündelik yaşamında çok derinden etkilenmektedir. Üstelik yaşanan bu krizin önümüzdeki yıllarda sürme olasılığı güçlüdür. Böyle bir durumda açlığa, fakirliğe, işsizliğe, üretim ve pazarlamaya ait müdahale biçimleri oluşturulması kaçınılmazdır. Kuşkusuz bu işlemler de ciddi uzmanlık konuları olup siyasileştirilmeden oluşturulmalıdır. Fakir halk kesimleri kadar öğrenciler de bu yaklaşımının hedefindeki topluluktur.
B. Ülke genelinden soyutlanamayacak sosyo-kültürel sorunlar (ya da kültürel yoksunluk): Sayın Cumhurbaşkanımızın defalarca ifade ettiği “…Ak Parti olarak kültür ve sanat konusundaki başarısızlığımız, içimde bin uhdedir” tespiti bizce de çok doğru olup, bu durum, İstanbul için işlendiği söylenen ihanetlerin en önemlilerinden biridir. Örneğin, Ak Parti’nin yakın geçmişe kadar dile getirdiği iddialar vardı; “İstanbul’u Avrupa’nın değil, dünyanın kültür ve sanat merkezi yapacağız” diyorlardı. Gerçekten de bu çok saygı duyulacak ve kutsanacak bir vizyonu ifade ediyordu. Ayrıca bu çok da gerçekçi bir karar idi çünkü İstanbul, yerleştiği eşsiz coğrafi mekânlarıyla da, içerdiği sanatsal ve tarihsel değerleriyle de böyle bir hedef için büyük bir potansiyele sahipti. Ancak kültür ve sanattan nasibini almamış geçmiş Ak Parti yönetimleri, kültürel kapasitesizliklerinin doğal sonucu olarak, rantın öyle etkisindeydiler ki, kentin güzelim ormanlarını, çok sınırlı sergi mekânlarını AVM ve ticarethanelere tahsis etmekte, Süleymaniye gibi şaheser anıtların siluetlerine, hatta Boğaziçi’nin eşsiz siluetine gökdelenlerle tecavüz edilmesine ön ayak oldular.

Kültür adına yaptıklarına gelince, bunlar dini siyasete alet ettikleri cami mimarileriyle sınırlı kalmasına rağmen, bütünüyle olumsuzdular. Örneğin, Çamlıca mekanını yok eden Çamlıca Cami ya da Taksim mekan kimliğine uymayan, Taksim Camilerinin mimarlık kalitesi, mimarlık konvansiyonlarında dünyanın en kötü mimarilendirilmiş dini yapıları olarak değerlendiriliyor. Yakın geçmişte Ankara Kocatepe Cami ve Adana Sabancı Cami de bu utanç verici değerlendirmelere muhatap olmuştur. Oysa daha iyilerini yapamaz mıydık? Elbette yapardık... Tabii daha iyi mimarlarca yapılsalardı. Örneğin Vedat Dalokay’ın İslamabad Cami, Turgut Cansever’in Karataş Cami, Emre Arolat’ın Sancaklar Cami gibi örneklerimiz var. Geçmişten bugüne her dini inanca sahip toplumlar, en kutsal saydıkları dini yapıların mimarilendirilmesinde aynı hassasiyeti göstermişler ve onlara ait yapılarını en üst düzeyde mimarilendirmişlerdir. Hala da durum aynıdır. Örneğin, Fransa’da ki Ronchamp Kilisesi, komünist ve ateist olduğuna bakılmaksızın Le Corbusier’e yaptırılmıştır. Bizden çok geri olmakla nitelendirdiğimiz Pakistan’da, küçük mescit ve camiler İngiliz mimarlarına, başyapıtları ise bir Türk mimarına yaptırılmıştır.

Sancaklar Cami

İstanbul cami mimarlığına ait bu konuları fazla uzattığımızı düşünebilirsiniz ancak bu konu yalnızca mimarlık sorunu değildir; “İstanbul’un turizm ekonomisi ve mekânsal kimliği” sorunudur. Şöyle ki İstanbul, bütün dünyada - Rio De Janeiro’nun dev İsa heykeli, Paris’in Eiffel Kulesiyle anılması gibi - tarihi yarımadada yer alan Sultan Ahmet, Ayasofya ve Süleymaniye camileriyle taçlandırılan siluetiyle anılır. Bunlar İstanbul’un simgeleridir ve yabancı turist İstanbul’un ayrıcalığını bu mimariyle algılar. Yani cami mimarlarının İstanbul’daki ağırlık ve önemi mimarlıktan öte bir şeydir. Bu nedenle İstanbul’da sıradan cami mimarlıklarını uygulamak bu kadar kolay olmamalıdır. Ne İstanbul ne de Türkiye’nin böyle bir ayıbı hak etmediğini ve bu davranışa daha fazla izin vermeyeceğimizi söyleyebiliriz…

Ancak bundan daha vahim olan şudur
Cumhurbaşkanının yaptığı Ak Parti’nin kültür konusundaki başarısızlık tespitinin, Ak Parti yönetimini hiç de etkilemediği görülmektedir. İstanbul’un, Avrupa’nın ancak 500-800.000 nüfuslu kentlerinin sahip olduğu kadar kültürel donanıma sahip olması, buna karşın yıllardır harabeleştirilen opera, konser ve bale yapılarına ek olarak, şehir tiyatrolarını engelleme, orkestraların başarılı sanatçı kadrolarını dondurma gibi işlemler sürüyor. Bu politikaların temelinde, İstanbul halkının önemli bir kesiminin içine düştüğü ekonomik ve barınma öncelikli sorunlarıyla uğraşırken, kültür ve sanata ait sorunlara eğilememesi olgusu yatıyor. Bu durumu politikalarının en önemli dayanaklarından biri olarak belirleyen Ak Parti yönetiminin İstanbul kültür ve sanatına bir şeyler kazandırması elbette beklenmemektedir. Ancak bu konuları dert edinen bizim gibiler de bu engeli aşma doğrultusunda kültürel bilgilendirme yollarını aramak zorundayız.

Haberin devamı için ilerleyiniz

TÜMÜNÜ GÖSTERSONRAKİ SAYFA HABERİN DEVAMI:   1  |   2  |   3  |   4
http://www.yapi.com.tr/haberler/baran-idil-muhalefetin-istanbul-adayi-olsa-idim_171598.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!