Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 

İstanbul Çerçevesinde Hukuk, Mülkiyet ve Muğlaklık

28 Kasım tarihinde düzenlenen Çarşamba Seminerleri’ne konuk olan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Tuna Kuyucu, "Hukuk, Mülkiyet ve Muğlaklık: İstanbul'un Düşük Gelirli Konut Yapılarının Yeniden Yapılandırılmasında Hukuksal Muğlaklıkların Rolü" konulu bir konuşma gerçekleştirdi

yapi.com.tr / Zeynep Bâlâ Tunçer & Türkü Tunceri
İstanbul Çerçevesinde Hukuk, Mülkiyet ve Muğlaklık

Hukuk, mülkiyet ve muğlaklık kavramlarını İstanbul çerçevesinde açıklamak adına "Kentsel Dönüşümün Hukuksal Boyutu" adlı doktora çalışmasından yararlanan Tuna Kuyucu, konuşmasına özel mülkiyet kavramını açıklayarak başladı. Özel mülkiyetin hukuksal olarak sistemdeki bazı açıklıkları kapattığına dair argümanlar ortaya koyan konuşmacı, bu kavramın uygulanmasıyla kimin neye sahip olduğu bilgilerinin daha iyi bilinebilmesi, kontratların yerine getirilmesi ve planlardaki bilgi eksikliklerinin giderilmesi adına devletin insanları özel mülkiyete yönlendirdiğini söyledi. Aynı zamanda özel mülkiyetle beraber sahip olduğu alana başka kimsenin müdahale edememesi durumunun insanları yatırım yapmaya da teşvik ettiğini belirtti.

Kuyucu konuşmasına ünlü iktisatçıların gecekondulaşma ve özel mülkiyete ilişkin yorumlarından örnekler göstererek devam etti. Hernando de Soto’nun gecekondulaşmanın önlenmesi üzerine söylediklerinin üzerinde duran Kuyucu, düşünürün gecekondu problemini çözmek için buralardaki insanlara hukuksal güvence sağlanması gerektiği ve böylelikle insanların üzerinde yaşadıkları mekanları iyileştirmekten kaçınmayacağı argümanını savunduğunu anlattı.

Argümanın daha iyi anlaşılabilmesi için konuşmasına örneklerle devam eden Kuyucu, boş bir araziye yerleşen göçmen bir ailenin oraya ev yaptıktan sonra üzerine hak iddia etmesi ve o evin yapıldığı arazinin kimseye ait olmaması durumumun; devlet, özel kurumlar ve halk arasında gerginlik yarattığını belirtti. Kuyucu, bu hukuksal belirsizlik karşısında halkın büyük ölçüde özel kurumlar ve devlet tarafından ezildiğini vurguladı.

Bu durum karşısında “Kimin hakkı?” sorusuna değinen konuşmacı, hukuki muğlaklığın gerçekte nasıl çözümlenmekte, karar verilme aşamasında belirsiz bir durumdan nasıl bir kesinlik yaratıldığı sorularının öneminden bahsetti. Özel mülkiyet ve gecekondu alanlarının ilişkisine dair önemli sorulara değinmeye devam eden Kuyucu; özel mülkiyet hukuki karmaşaları çözmek için sihirli bir araç mıdır ve gecekondu alanlarını belirleyen bu hem hukuki hem mekansal esneklik bir anda nasıl yok edilip katı bir sisteme dönüşecektir sorularını sordu. Bir çözüm yolu gibi düşünülen bu kavramın aslında sağlıklı bir uygulamayla yapılmadığını ve çözüm olmadığını anlatan Kuyucu, Karl Marx’ın “Özel mülkiyet kendi yaratılma tarihini reddeden bir fetiştir” sözünü hatırlattı.

Kendi Tarihi ve Yaratılış Sürecini Reddeden Bir Mülkiyet Rejimi

Konuşmanın ikinci yarısında konuyu İstanbul'daki kentsel dönüşüm projelerinin gelişiminden örnekler vererek ele alan Tuna Kuyucu, Başıbüyük Mahallesi, Ayazma Mahallesi, Olimpiyat Stadı, Bezgirganbahçe Toplu Konutlar ve Kayabaşı Toplu Konut Bölgesine özellikle değindi. Aktörü, niyeti ve sonucu belli olmayan kentsel dönüşüm projelerindeki muğlaklığın ismine de yansıdığını ve neden isme yenileşme veya düzenleme değil de "dönüşüm" gibi ucu açık bir tanımın verildiğini anlamlandıramadığını söyleyen konuşmacı, kentsel dönüşüm projelerinde aşırılıkların ve suiistimallerin olduğunu ve bu yeni yaratılan özel mülkiyet rejiminin etik olarak doğru olmadığını belirtti. Bu projeleri "Yeni Yasalardaki Muğlaklık ve Keyfilikler", "Proje Alanlarının Geleceğine Dair Muğlaklıklar" ve "Hak Sahipliğinin Belirlenmesindeki Muğlaklıklar" başlıkları altında inceleyen konuşmacı, sistemdeki bu açıklıklara örnekler verirken Belediye Yasası, 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun’a, TOKİ’nin yetkilerine ilişkin yasalara ve gündemde sıkça tartışılan Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’a özellikle değindi.

Proje uygulayıcılarının keyfi ve tek taraflı kararlar vermesine ve proje detaylarını değiştirme yetkilerine değinen Kuyucu, bir diğer önemli konunun -Ayazma örneğinde olduğu gibi- proje yapılacak alanlarda yaşayanların proje belli bile olmadan yerlerinden edilmesi olduğunu belirtti. Bu alanlarda bağlantılarıyla kendine kazanç sağlayabilen kesimin yanında kaybeden kesimin daha da aşağı çekildiğini vurgulayan Kuyucu, kazanç ihtiyacı ve hırsın halk içinde kolektif direnişi zayıflattığını söyledi.

Tuna Kuyucu, bu projelerin sonunda; son derece eşitsiz ve hiyerarşik bir piyasanın yaratıldığını, devlet eliyle mülkiyetin yeniden tanımlandığını ve transfer edildiğini, ciddi boyutlarda mülksüzleşme ve yoksullaşma gerçekleştiğini, daha da ayrışmış kentler oluştuğunu, kendi tarihini ve yaratılış sürecini reddeden bir mülkiyet rejimi oluştuğunu söyleyerek konuşmasını tamamladı.

 

http://www.yapi.com.tr/haberler/istanbul-cercevesinde-hukuk-mulkiyet-ve-muglaklik_103233.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!