Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

İstanbul, Müzesini Bekliyor...

5 Nisan'da mühür söküldü ve binalar Tarih Vakfı'na teslim edildi. Biz de Tarih Vakfı Başkanı Halim Bulutoğlu ile bu süreci ve vakfın etkinliklerini konuştuk.

Cumhuriyet DERGİ/Gökçe UYGUN
İstanbul, Müzesini Bekliyor...

br/>
















Türkiye'nin en köklü sivil toplum kuruluşlarından Tarih Vakfı, yıllardır yaptığı projeler, sergiler, konferanslar dışında bu kez başka bir konuyla gündemde; İstanbul Kent Müzesi... Vakıf, kendilerine "İstanbul Kent Müzesi" kurulması amacıyla 49 yıllığına devredilen Darphane-i Amire binalarından Kültür Bakanlığı'nca çıkartılmak isteniyor.

Tarih Vakfı'nın Darphane'deki müze kurma girişiminin önünü kesen ilk adım, 1996'da Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun, "Topkapı Sarayı arka avlusu ve alandaki tüm binalara Kültür Bakanlığı dışında kimsenin işlev veremeyeceği"ne hükmetmesi oldu. Bu durum, vakıf ile devlet arasında 10 yıllık dava sürecini de başlattı. Son olarak Kültür Bakanlığı'ndan "Vakfın altı yıl içinde İstanbul Kent Müzesi kurması gerektiği ancak bunu yapmadığı için binayı boşaltması gerektiği"ni bildiren bir yazı geldi.

Eminönü Belediyesi'nden gönderilen tebligatta da vakfın "yıkılma tehlikesi bulunduğu" gerekçesiyle Darphane'yi boşaltması istendi. 4. İdare Mahkemesi'nin, bu kararın yürütmesini durdurmasına karşın Darphane binaları 6 Şubat'ta mühürlendi. Son olarak 5 Nisan'da mühür söküldü ve binalar Tarih Vakfı'na teslim edildi. Biz de Tarih Vakfı Başkanı Halim Bulutoğlu ile bu süreci ve vakfın etkinliklerini konuştuk.

- Uzun bir yargı sürecinin ardından Darphane'ye döndünüz. Şimdi ne olacak? Oradan tekrar çıkartılma gibi bir endişe taşıyor musunuz?

Evet ciddi bir endişemiz var. Zaten mahkemenin yürütmeyi durdurması bir ara karar. Asıl karar işlemin iptali olacak. Bunun da lehimize sonuçlanacağını düşünüyoruz. Muhtemelen orada kalacağız, ama orada kalabilmemiz, -mekânın Topkapı Sarayı'na verileceğini söyleyen Kültür Bakanı'nın açıklamalarına bakarsak- İstanbul Müzesi'nin Darphane'de kurulmasının önünü açmıyor. Çünkü müze izni 12 yıldır olduğu gibi hâlâ verilmiyor.

- Neden? Bakanlık, müzenin kurulması için bir sivil toplum kuruluşu (STK) ile işbirliği yapmak mı istemiyor?

Taraflardan biri, ötekini kapı dışarı etmek için uğraşıp duruyor; hem projeden hem mekândan. Bunu da son derece anlamsız bir inatlaşma biçiminde yapıyor. Üstelik karşınızda derdi para kazanmak olmayan, gönüllülük üzerine kurulu bir STK var. Tarih Vakfı, Darphane kendisine verilirken orayı ticari bir alan olarak işletmeyi düşünmedi.

24 saat yaşayan bir müze...

- İstanbul Müzesi başka bir yerde kurulamaz mı?

Tabii ki olabilir. Biz illa ki Darphane'de olsun demiyoruz, ama başka yer olmadan bizi çıkarırlarsa İstanbul Müzesi'nin artık lafı bile edilmeyecek. Göstermelik bir müze yapılmaya kalkılacak. Müze için şehir merkezinde ve en az 10 bin metrekarelik bir alana ihtiyaç var. Bunu da ancak yerel yönetim ya da devlet bulabilir. Bize yeni bir yer önerilirse, Darphane'yi boşaltmaya hazırız. Olmazsa, tüm yasal haklarımızı kullanarak orada kalmaya ve müzenin önünü açmaya gayret edeceğiz.

- Peki varsayalım ki yer sorunu çözüldü. Kaynağınız var mı? İstanbul Müzesi ne zaman açılabilir?

Maddi kaynağın bir kısmı, İstanbul'un 2010 Avrupa Kültür Başkentliği için hazırlanan bütçeden karşılanır. Olmazsa da biz yurtiçi ve yurtdışı fonlar bulabiliriz. Ancak müzenin 2010'a yetişebilmesi için Darphane'de kurulması şart.

- İstanbul Müzesi, klasik müze formatında olmayacak diyorsunuz. Ziyaretçiler ne bulacaklar?

Çok farklı, yaşayan bir müze olacak. En çok gezilen Topkapı Sarayı'nınki kadar ziyaretçi çekebilecek. Hatta daha ilk yıldan bir milyon ziyaretçi geleceğini hesaplıyoruz. Üstelik müzeleri genelde yabancılar gezerken, İstanbul Müzesi'nde durum farklı olacak, çünkü yerli halk, orada kendini bulacak. Hatta müze kent tarihinde iz bırakan kişileri tanıtan "İstanbullular" sergisiyle açılacak. Klasik müze gibi bir gezmeyle bitmeyecek, 24 saat açık kalacak.

Barışcıl bir tarih anlayışı

- Tarih Vakfı 16 yılı geride bıraktı. Bunca yılda neler yaptınız? Türkiye'de hangi boşluğu doldurduğunuza inanıyorsunuz?

Tarih Vakfı, kurulduğu dönemde bilimsel tarihçilik alanındaki boşluktan yola çıkmış bir kuruluş. Hem popüler tarihi, hem bilimsel tarih yayıncılığını, hem de ansiklopedik ve periyodik yayıncılığı geliştirdik. Bu işe başladığımızda tarih kitapları neredeyse hiçbir yayınevinin gündeminde yoktu, ama şimdi en çok satan 10 kitaptan beşi tarihle ilgili. Tarihçilikten kastımız sadece kuru, sıkıcı, politik tarihçilik değil. Bize, ders kitaplarından miras kalan şudur; devletler kurulur, yıkılır, liderler vardır, onların tarihlerini ezberleriz... Oysa tarih çok daha renkli, zevkli bir alandır. Tarihin bu yönünün fark edilmesinde önemli bir kurum olduk.

- Bu noktada, sözlü tarih çalışmalarınızın etkisi de büyük oldu.

Vakfımız, Türkiye'de sözlü tarih çalışmalarını başlatan kurum. Son 40 yıldır Batı tarihçiliğinde çok kullanılan, giderek daha fazla kabul gören sözlü tarih alanında konferanslar düzenledik, yayınlarımız oldu, projeler yaptık.

- Nasıl bir tarih anlayışını savunuyor ve resmi tarih anlayışında neyi değiştirmeyi çalışıyorsunuz?

Önyargılardan uzak, barışçı bir tarih anlayışını savunuyoruz. Milliyetçiliği, ayrımcılığı körükleyen, insanların birbirlerine öteki olarak bakmasını getiren ve birlikte yaşama kültürünü aşındıran tarihçiliğe karşı duruyoruz. Kof böbürlenmeci, kendini kahraman ötekini düşman varsayan o algılamanın reddini öngörüyoruz.

- Ders kitaplarında insan hakları konulu bir projeniz var. Ders kitaplarındaki tarih anlatımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ders kitaplarında, önyargılı ifadelerin kullanılmamasını, kitapların insan hakları açısından sorunlu söylemlerden arındırılmasını amaçlıyoruz. Bu kapsamda Balkan ülkelerinde ders kitaplarının iyileştirilmesi projesini yaptık. Örneğin Yunanistan'da Türkler hakkında ötekileştiren, düşmanlık ve öfke yaratan tanımların bir kısmı ayıklandı. Türkiye'de ise bunu maalesef gerçekleştiremedik. Başka ülkelerin bize karşı söylemlerine tepki gösterirken, kendi bahçemizi temizlemiyoruz.

- Tarih Vakfı,Türkiye'nin köklü sivil toplum kuruluşlarından. Bu açıdan bakınca STK'lerin devlet ve toplum tarafından kabullenilmesinde nasıl bir yol açtınız?

Çok önemli bir yol açtık. Sivil toplum açısından öncü bir kurum niteliğindeyiz; STK sempozyumu düzenledik, STK rehberi hazırladık, diğer STK'ler ile ortak projeler yürütüyor, bu alanının önünün açılması için girişimlerde bulunuyoruz. Türkiye'de sivil toplum, sorunlu bir alan. Dernek ve vakıfların kapatılması, üzerlerindeki baskı, örgütlülüğün cezalandırılması düşünülürse Türkiye'nin geçmişi temiz değil. Devlet ve yerel yönetimin "sivil toplumun geliştirilmesi" söylemi olsa da aslında bunun pek benimsendiği söylenemez. Bu konu, AB sürecinde yasalara girdi, ama uygulamada yol alınmadı.

http://www.yapi.com.tr/haberler/istanbul-muzesini-bekliyor-_53726.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!