Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Tarlabaşı’ında ‘Ruh’ ve ‘Beton’

“Betonsuz bir karış yer kalmasın!” Bu başlığı görür görmez okuduğum makalenin yazarı Pakize Suda’ydı... Bizim milletin “beton sevgisi”nden yakınırken sözü “Tarlabaşı projesi”ne getirmesi ise “dahiyane”ydi... Projenin bilgisayar resimlerindeki sözde “eski”leri yaşatan(!) yeni binaları görünce, benim de aklıma “Bu da bir tür betonlaşma değil mi?”

Cumhuriyet Gazetesi
Tarlabaşı’ında ‘Ruh’ ve ‘Beton’

“Betonsuz bir karış yer kalmasın!” Bu başlığı görür görmez okuduğum makalenin yazarı Pakize Suda’ydı... Bizim milletin “beton sevgisi”nden yakınırken sözü “Tarlabaşı projesi”ne getirmesi ise “dahiyane”ydi... Projenin bilgisayar resimlerindeki sözde “eski”leri yaşatan(!) yeni binaları görünce, benim de aklıma “Bu da bir tür betonlaşma değil mi?” sorusu takılmış, ama -ayıp olmasın diye- yazıya dönüşmemişti...

Pakize Hanım’ı benden daha cesur olduğu için kutluyorum. Tarlabaşı’nın “şu andaki” görünümü ile “mimarların elinden çıkmış gelecekteki hâli”ni kıyaslarken diyor ki; “Evet, binaların canına okumuşuz, dökülüyorlar falan da.. kimse kusura bakmasın, tasarlanmış Tarlabaşı’na tercih ederim. Korku filmi dekoru gibi olmuş yeni hâli...”

Neden mi? Okuyalım;

“Her şey yerli yerinde ama bir şey var rahatsız eden... Ruh yok! Şimdi bekle 150 yıl geçsin ki Tarlabaşı’na ruh gelsin...” (Hürriyet-08 Temmuz 2008)

Başımdan geçenlerden

Bu tür eleştirilere “Suç yuvası olmaya mı ruh diyorsunuz” diyenler ya benim yerimde olsalardı!.. Son zamanlarda ardı ardına 3 kez “Tarlabaşı gerçeği”ni yaşadım. İlkinde, arabam için Dolapdere’deki servise yürüyerek inmeyi yeğlemiştim. Yokuşun sonlarında bir el arka cebime yapıştı; ben de o ele... Cüzdanı alamadan elimden kurtulan delikanlı zıpkın gibi köşeyi dönüp kayboldu. “Geçmiş olsun” diyenler arasında “buralarda dikkatli olmalısınız” diye nasihat edenler de vardı...

İkicisinde, öbür dik yokuştan Beyoğlu’na bu kez arabamla çıkarken çarpıldım. Bir ara tıkanan trafikte, yine bir delikanlı arka kapıyı açarak koltuğun üzerindeki el çantamı alıp aşağılara doğru kaçtı. Polis ve herkes “Neden kapılarınızı kilitlemediniz” diye beni azarlarken, çantayı “boşaltılmış” olarak bir arsada buldular...

Üçüncüsünde ise restore edilen Süryani Kilisesi’nin açılışına davetliydim. Karakolun kapısındaki polise yolu sorduğumda dedi ki: “İlk sokaktan sola dön ama omzundaki çantaya dikkat et..!” Sola dönerken köşedeki kasaba da “Kilise burada mı?” dediğimde, çantama bakarak “ne yapmam gerektiği”ni söylemişti; “Evet; ama istersen geri dön, Taksim’e doğru yürü.. oradan aşağı in.” Sonunda aynı törene giden polislere rica ettim de arabalarına aldılar ve kasabın “aferin” anlamındaki gülümsemesini de selamlayarak kiliseye “çantam”la birlikte varabildim...

İşte bütün bunlara rağmen yine diyorum ki: “Tarlabaşı’ndaki suç ortamını, ruhsuz ve çıkarcı projelerinize bahane etmeyin...” Çünkü gençleri kapkaççı olmaya iten, yok edeceğiniz özgün mimarî doku ve insansız bırakacağınız sokaklar değil; yıllardır kentlerimizin kimlik değerlerini yıkıp apartmanlaştıran “insanlık yoksunu” rant politikalarıdır. Nice kültür mirasını “arsa”laştırıp imara açanlar, arabamdan çantamı alıp kaçan gençten bin kat daha fazla soyguncu değiller midir?...

‘Zaman’ı anımsatabilmek

Projeye gelince...

Eski binaların ve “görmüş geçirmiş semtler”in onarımlarında uygar dünyanın gözettiği temel ilke öncelikle; “yaşamlarını uzatma”yı hedeflemek; bunun için “zamanı algılatan tüm izlerin ve yansımaların geleceğe aktarılması”nı sağlamaktır. Yani yenileme ya da dönüşüm adına, yine zamanın yarattığı “oraya has” kimlik değerlerinin yok edilmesi mimarlık değil, “kültürel soykırım” olarak kabul ediliyor...

Hele eski cepheye modern katlar çıkmak; yaşanmışlıkların gizlerini barındıran iç mekânları silip atmak; “turist için”, özde değil sözde korumanın parlak uygulamalarına kapılmak, acaba nasıl tanımlanabilir?

Kent ve kültür alanındaki en duyarlı gazetecilerimizden Ersin Kalkan, 5 Temmuz tarihli Hürriyet Cumartesi’de yayımlanan “Tarlabaşı 9 Ünlü Mimara Emanet” başlıklı sayfalarında, keşke bu gerçeğe de yer verebilseydi...

http://www.yapi.com.tr/haberler/tarlabasiinda-ruh-ve-beton_62559.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!