Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Avrupa Kültür Başkenti mi? 'Hadi Canım Sen de!'

2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, bu şehri bir Avrupa şehri yapma konusunda ne kadar çok proje üretip hayata geçirirse geçirsin, bir yararı olmayacak gibi görünüyor. Çünkü İBB başta olmak üzere Beyoğlu Belediyesi, bu şehri ellerinden geldiğince bir Asya kasabasına çevirmeye çalışırken, 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nın bir Avrupa Kültür

Zaman Gazetesi
Avrupa Kültür Başkenti mi? 'Hadi Canım Sen de!'

Ernst-Robert Curtius, 1941 yılında J.Benoist-Mechin tarafından Fransızcaya, Sabahattin Eyüboğlu tarafından 1935 yılında da Türkçe'ye çevrilip 1953 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi yayınları arasında 'Fransa Üstüne Deneme' adıyla çıkan kitabında, 'Paris['in] altmış seneden beri bir hayli çirkinleşti[ğini]' belirtir ve şunları yazar:

"Les Marges mecmuasının 1919'da açtığı bir anket büyük başarı kazanmıştı: 'Paris'in en çirkin âbidesi hangisidir? En çirkin heykel hangisidir?' En fazla rey alan Grand Palais, Trocadero ve Gambetta âbidesi oldu. Tuhaf ve manidâr bir istatistik bize Paris'te dokuz yüz kadar heykel olduğunu öğretiyor. Bu heykeller mesleklerine göre şöyle tasnif ediliyor: iki bahçıvan, üç riyaziyeci, üç 'dinî ihtiras kurbanı', beş ihtilâlci, beş kral, on iki siyaset adamı, on üç kimyager, otuz yedi yazar ve elli şair. Generallerden eser yok!'"

Curtius'un Paris'in çirkinleşmesine ilişkin olarak sözünü ettiği 'altmış sene', yaklaşık 1870 ile 1930 yılları arasıdır. Bugün Paris'in daha da çirkinleşip çirkinleşmediğini gösteren bir istatistik var mıdır, bilmiyorum. Ama önemli olan, Paris halkının, 1919 yılında da olsa, şehrin estetiği konusunda bir hassasiyeti olduğudur.

Bir başka önemli nokta da, Paris'te 1930'lu yıllardaki heykel sayısıdır. Curtius, bu dokuz yüz heykelin sadece 150'sinin mesleklerini gösteren bir istatistik yayınlamıştır ve dikkate değer olan, en fazla sayıda heykelin şair ye yazarlara (87 heykel) ait olmasıdır. Curtius uyarıyor: 'generallerden eser yok!' Demek ki koskoca Paris'te, o yıllarda bir tek general heykeli bulunmuyor!

Şimdi ister istemez bir mukayese gerekli: İstanbul, son altmış yılda ne kadar çirkinleşti? İstanbul'un en çirkin anıtı hangisidir? En çirkin heykel hangisi? Ve elbette İstanbul'da kaç heykel var ve bunların mesleklerine göre tasnifi, bize nasıl bir istatistik sonuç veriyor?

Bana sorarsanız, İstanbul, baştanbaşa bir çirkinlik anıtıdır. Daha önce de yazmıştım: İstanbul için artık şiir yazılmıyor olması, bu şehrin lirik bir tahayyüle imkân vermeyen bir sefaletle malül olmasından dolayıdır ve şairin, Eagleton'un ifadesiyle, 'bakışlarıyla şehri estetize etmesi' imkânı ortadan kalkmıştır. Olsa olsa Ahmet Muhip Dıranas'ın o ünlü 'Yağma' şiiri gibi, İstanbul'un bir çöplük, pislik ve gürültü şehri olduğuna dair acı şiirler yazılabilir;-o kadar!

Çirkin anıtlara gelince, hangisini saymalı bilemiyorum: Beşiktaş Meydanı'ndaki o kazık çakılmış gibi duran Demokrasi Anıtı'nı mı, Fatih'teki Fatih Sultan Mehmet heykelini mi? Geçelim. İstanbul'a dikilen az sayıda da olsa eli yüzü düzgün heykellerin bile ya ortadan kaldırıldıklarını, ya kırılıp tahrip edildiklerini bilmiyor muyuz? Prof. Dr. Nurettin Sözen'in İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu 1989-1994 yılları arasında, İstanbul'un muhtelif semtlerine dikilen heykellerin birer ikişer yok edilmesi karşısında, Sanat Tarihi doktoru unvanını taşıyan Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş niçin sesini çıkarmaz? Topbaş, geçen haftaki yazımda da belirttiğim gibi, büyük bir metropol olduğu iddia edilen İstanbul'un en büyük meydanının bir taşra otobüs garajına çevrilip çirkinleştirilmesine nasıl bigâne kalabilir? Yaya kaldırımları otoparka çevrilen bir şehrin, bırakınız Avrupa Kültür Başkenti, bir Avrupa şehri olması mümkün müdür? Vs. vs...

2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, bu şehri bir Avrupa şehri yapma konusunda ne kadar çok proje üretip hayata geçirirse geçirsin, bir yararı olmayacak gibi görünüyor. Çünkü İstanbul Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere Beyoğlu Belediyesi, bu şehri ellerinden geldiğince bir Asya kasabasına çevirmeye çalışırken, 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nın bir Avrupa Kültür başkentine dönüştürme çabaları, maalesef, bir yapıştırma bıyık gibi kalmaya mahkûmdur. Fonda ya da arka planda, şehrin bu sefil görünümü bütün çirkinliğiyle sırıtırken, Ajansın bunca masrafla gerçekleştireceği etkinlikler, ne yazık ki, bu iptidailiği örtmeye yetmeyecektir...

2010 Avrupa Kültür Başkenti mi? İsmet Paşa gibi söyleyeyim: 'Hadi canım sen de!..'

http://www.yapi.com.tr/haberler/avrupa-kultur-baskenti-mi-hadi-canim-sen-de-_75379.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!