Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 

Bu Ülke GEZİ'yi Yaşadı; Her Yerdeyiz!

Gezi direnişinin ikinci yıldönümü nedeniyle David Harvey'in de katıldığı bir basın açıklaması yapan Taksim Dayanışması, "Artık hiçbir şey eskisi gibi değil ve olmayacak; bedenimizle, ruhumuzla, kaybettiklerimiz ve sonsuza kadar yaşatacaklarımızla, aşkımız ve direngenliğimizle her yerdeyiz" dedi.

yapi.com.tr
Bu Ülke GEZİ'yi Yaşadı; Her Yerdeyiz!

David Harvey'in de kısa bir konuşma yaptığı ve TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi'nin Karaköy binasında gerçekleştirilen basın açıklamasında artık son iki yıldır farklı bir ülkede yaşadığımız vurgulandı; Gezi direnişi sırasında hayatını kaybeden Ethem, Ali İsmail, Abdocan, Mehmet, Medeni, Hasan Ferit, Ahmet ve Berkin anımsatılarak "Yaşıyorsak ve hala nefes alıyorsak, bilinmelidir ki o güzel çocukların gülen yüzü hürmetinedir" denildi.

"Bu ülke GEZİ'yi yaşadı; artık hiçbir şey eskisi gibi değil ve olmayacak" ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, "Bu ülkenin tarihinde ender rastlanacak halkın o kendi olduğu, kendini bulduğu, parkından, meydanlarından yola çıkarak bedenine, yaşamına, ülkesine, geleceğine sahip çıktığı o tarihi anların, Gezi'nin suretini tarihe aksettirdiği o takvim yaprağının yıldönümünde; bedenimizle, ruhumuzla, kaybettiklerimiz ve sonsuza kadar yaşatacaklarımızla, aşkımız ve direngenliğimizle her yerdeyiz" denildi.

Gezi 'etkinlikleri'

Gezi direnişinin ikinci yıldönümü dolayısıyla bir dizi etkinlik de yapılacak. 30 Mayıs Cumartesi günü saat 14.00'da Gezi eylemleri sırasında hayatını kaybeden gençlerin ailelerinin de katılımıyla, Mimarlar Odası Karaköy binasındaki 'Gezi Direnişi Tablosu'nun açılışı yapılacak. 31 Mayıs Pazar günü ise saat 13.00'da Gezi Parkı'nda buluşulacak; saat 15.00'da da Beşiktaş Abbasağa Parkı'nda ve Kadıköy Özgürlük Parkı'nda atölye, forum ve konserlerin olacağı etkinlikler yapılacak.

David Harvey: Artık şehirler zenginlerin yatırım yapacakları araçlar olarak şekilleniyor

Toplantıda kısa bir konuşma yaparak Taksim Dayanışması'na destek veren David Harvey de küresel eylemler atlasında eşşiz bir deneyim olarak tanımladığı Gezi direnişi sürecinin parkın boşaltılmasıyla sona ermediğini, hatta yeni bir dönemin başladığını ve diğer dünya şehirlerindeki pratiklerin de bunu gösterdiğini kaydetti. Farklı çıkış noktaları olmakla birlikte, Gezi, Sao Paulo, Ferguson gibi örneklerin, polis şiddetinin ve demokratik katılımın önündeki engellerin kent yaşamını ne hale getirdiğini ortaya koyduğunu belirten Harvey, sözlerine şöyle devam etti:

"Soru şu: Neden bunlar gibi gayet barışcıl eylemler polisiye / askeri yönetemlerle bastırılmak isteniyor? Ben ayrıca sermayenin bu şehirlerde ne yaptığını da soruyorum. Artık şehirler insanların yaşadığı mekanlar olarak değil; zenginlerin yatırım yapacakları araçlar olarak şekilleniyor. Örneğin mega projeler, sermayeyi çok heyecanlandırıyor ve bu mega projelerin ekolojik etkilerinin yanısıra yerinden etme, boşaltma gibi sosyolojik etkileri de söz konusu. 10 - 15 yıldır yaşadığımız eylemler, günlük kent yaşamı kalitesinin ne kadar düştüğünü gösterir nitelikte. Bu eylemlerin, artık yabancılaşamaya karşı da olduğunu söylemeliyim".

Kentleşme biçimimizin yanlış olduğunun vurgulayan Harvey, bu anlamda kent içinde yabancılaşmamış, birbirinin yüzüne bakan yaşam alanları yaratmanın gerekliliğine işaret ederek, kendinin Gezi direnişinden anladığının da bu yönde bir çaba olduğunu sözlerine ekledi. "Elbette sahip olduğumuz şeyleri korumalıyız, ama ona yenilerini de eklemeliyiz" diyen Harvey, mevcut kamusal alanları korumanın yanısıra politik ve toplumsal taleplerin dillendirilebileceği yeni kamusal alanlar oluşturulması gerekliliğinin de altını çizdi.

Taksim Dayanışması'ndan Mücella Yapıcı ve "Gezi gibi toplumsal olaylar, tarihe nasıl yazılması gerekiyorsa öyle yazılır; tarih kendi notunu verir, damgasını vurur. Ve hayat, biriktirdikleriyle, kaybettikleriyle akar. Gezi, bu anlamda tarihteki yerini almıştır" diyen Ali Çerkezoğlu tarafından okunan Gezi direnişi ikinci yıl bildirisi ise şöyle:

***

Yaşıyorsak ve hala nefes alıyorsak, bilinmelidir ki o güzel çocukların gülen yüzü hürmetinedir!

HER YERDEYİZ!

Herkes biliyor, son iki yıldır artık farklı bir ülkede yaşıyoruz. Havası, suyu, sesi, kokusu farklılaştı bu ülkenin. İktidarı, muhalefeti, meslek odası, sendikası, genci, yaşlısı, işçisi, işsizi, Türkü, Kürdü artık farklı...

Kabul eden için de etmeyen için de hayat farklılaştı...

Bu ülke GEZİ'yi yaşadı. Haziran'ın sıcağını iliklerine akıttı. Milyonlar şarkılarını dillerinden düşürmeden kararlı ve direngen bir duruşu tarihin içinden geçerek yaşadılar. Cesur yürekli kadınların ve gençlerin büyük bir ağacın yapraklarına dönüşerek kara bir dumanı dağıttığı, nefes aldırdığı bir ülke artık burası...

Artık hiçbir şey eskisi gibi değil ve olmayacak...

Gezi'de Haziran sıcağında esen rüzgârın, madenlerde, fabrikalarda, atölyelerde, şantiyelerde direnen işçilerle; tarlalarda, derelerde, ormanlarda yaşamına sahip çıkan köylülerle buluşmaması mümkün mü?

Sınır boylarında, Antakya'da savaş çığırtkanlarına karşı barışı savunanların ellerindeki güvercinlerin Gezi'den havalanmadığını kim iddia edebilir?

Liselilerin, üniversitelilerin geleceğe dair umut ve haykırışlarının Gezi forumlarından okul bahçelerine taşındığını görmüyor musunuz?

Varoşların, yoksulların eşitsizliklerle baştan kaybettiklerine inandırılmaya çalışılan hayatlarına dair umudun ipuçlarını, genci ve yaşlısıyla Gezi'de yeniden bulduğuna inanmıyor musunuz?

Hepimiz, herkes biliyor ve görüyoruz. Yaşıyor ve hatırlıyoruz. Sesimiz ve bedenimizle, geçmişimiz ve geleceğimizle sahip çıkıyoruz.

Bu ülkenin tarihinde ender rastlanacak halkın o kendi olduğu, kendini bulduğu, parkından, meydanlarından yola çıkarak bedenine, yaşamına, ülkesine, geleceğine sahip çıktığı o tarihi anların, Gezi'nin suretini tarihe aksettirdiği o takvim yaprağının yıldönümünde;

Bedenimizle, ruhumuzla; kaybettiklerimiz ve sonsuza kadar yaşatacaklarımızla; aşkımız ve direngenliğimizle her yerdeyiz...

İstanbul'da ve ülkenin dört bir yanında şehirlerin PARKlarında ve MEYDANlarındayız. Gezi'yi yaşadığımız ve anımsadığımız yerde ve her yerdeyiz...

Gezi Parkında ve Taksim Meydanındayız. Gezi'den dört bir yana yayılan park forumlarındayız.. Ankara'nın, Adana'nın, Antakya'nın, Eskişehir'in, İzmir'in

Edirne'nin, Samsun'un, Diyarbakır'ın, Antalya'nın... Her şehrin ve ilçenin MEYDANlarında ve PARKlarındayız, her yerdeyiz...

Bizler; işçiler, işsizler, emekçiler, güvencesizler, göçmenler, öğrenciler, halklar, görmezden geldikleriniz.. Görüyor musunuz, biz her yerdeyiz...

Parkta direnen "kırmızılı kadınlar", Taksim Meydanında sabaha kadar piyano çalan sanatçılar, duran adamlar, Toma suyu karşısında bedenini siper edenler, ağaçlara sarılan gençler olarak her yerdeyiz...

Kararlı duran milletvekilleri, çocuklarını almaya değil yanında olmaya gelip zincir kuran anneler, duvar yazılarıyla, yaratıcı zekalarıyla dostu düşmanı hayran bırakan ve yeniden geleceğe umut aşılayan gençler olarak her yerdeyiz...

Penguen kanallarının önünden ayrılmayan plaza çalışanları, meydanlarda kandil kutlayan, yeryüzü sofraları kuranlar, paranın geçmediği, dayanışmanın esas alındığı komünleri, yemekhaneleri, kütüphaneleri, emzirme çadırlarını, dilek ağaçlarını yapanlar ve gecenin üçünde bunları korumak için barikat kuranlar olarak her yerdeyiz...

Kentine, doğasına, bedenine, kimliğine, emeğine yani yaşamına sahip çıkanlar, kadınlar, LGBTİ'ler olarak her yerdeyiz...

Türkler, Kürtler, Ermeniler, Araplar, Lazlar, Çerkesler, sosyalistler, aleviler, anti-kapitalist müslümanlar, işçiler, işsizler, taraftarlar, bu ülkenin tüm renklerini ve seslerini yansıtanlar olarak her yerdeyiz...

Gezi Direnişinin içinden şarkılar söyleyen, direnişin bestelerini yapan, her fırça darbesinde, her dizede direnişin öyküsünü yaşatan sanatçılar, tiyatrocular, sinemacılar, , yazacak gazete, yayınlayacak TV bulamasalar da haberin hem öznesi hem takipçisi olan gazeteciler olarak her yerdeyiz...

Pala sallayan değil kapısını, mutfağını, dükkanını açan esnaflar, evinin kapısını açık tutmak için çırpınanlar olarak her yerdeyiz...

Hukuksuz ve kent katili imar planlarına davalar açan, itiraz eden mimarlar, mühendisler olarak her yerdeyiz...

Binlerce yaralıyı parkta, camiide, sokakta tedavi etmeye koşan hekimler, hemşireler, sağlık emekçileri olarak her yerdeyiz...

Soru soran, sorgulayan, biat etmeyen, baskıyı kabullenmeyen, özgürlük isteyen, başı örtülü, başı açık, liseli, üniversiteli ya da işsiz ; Gezi'nin gerçek yaratıcısı, bu ülkenin umudu gençler olarak her yerdeyiz...

Ethem-Ali İsmail-Abdocan-Mehmet-Medeni-Hasan Ferit-Ahmet ve Berkin'in adlarının anıldığı ve suretlerinin yansıdığı her yerdeyiz...

HER YER TAKSİM... HER YER DİRENİŞ...

TAKSİM DAYANIŞMASI

http://www.yapi.com.tr/haberler/bu-ulke-geziyi-yasadi-her-yerdeyiz_131210.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!