Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 

Doğalgaz Siyasi Çözümü Bekliyor

Kıbrıs'ta çözümsüzlük, adanın çevresindeki havzalarda bulunan doğalgaz ve petrolün çıkarılmasının önündeki engel. Rum Yönetimi kendisine ait olduğunu iddia ettiği sahalarda arama faaliyeti yapıyor, Türkiye'ye göre bu hukuka aykırı.

yapi.com.tr
Doğalgaz Siyasi Çözümü Bekliyor

Al Jazeera Türk'ten Ece Göksedef'in haberine göre; jeoloji mühendislerince zengin doğalgaz ve petrol rezervlerine sahip olduğu tahmin edilen Doğu Akdeniz’de doğal kaynakların büyük kısmı, siyasi sorunlardan dolayı ticari olarak değerlendirilemiyor. Bölgedeki doğalgazın Avrupa’ya potansiyel iletim basamağı olan Kıbrıs'taki durum da, bunlardan biri.

Ada’nın güneyinde bulunan Rum Yönetimi, Akdeniz’de münhasır ekonomik bölgede arama faaliyetlerini, uluslararası petrol şirketleriyle anlaşarak yıllar önce başlattı. Uluslararası alanda Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanındığı için KKTC yönetiminin onayını almaya ihtiyaç duymadı. 

Bu noktada Türkiye devreye girdi ve münhasır ekonomik bölgede Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne göre hakkı olduğunu, bu anlaşmaları tanımadığını açıkladı. Hem KKTC hem Türkiye, anlaşmaların uluslararası hukuku çiğnediğini savunuyor.

Güney Kıbrıs, 2011 yılında Afrodit sahasında 147 milyar metreküp doğalgaz potansiyeli keşfetti. Bu rakam, dünya piyasaları için çok büyük bir rakam değil ancak Güney Kıbrıs’ın 100 yıllık doğal gaz ihtiyacını karşılamaya yetecek bir miktar. Kıbrıs adasının tümünün ise yaklaşık 60 yıllık ihtiyacını karşılayabilir.

Rum yönetiminin potansiyel doğalgaz varlığını ilan etmesinin ardından, KKTC yönetimi, Rum tarafına bir teklif götürdü: Sondaj, çözüm sonrasında yapılsın. Şimdi yapılmasında ısrar ederseniz de, süreç müşterek bir komite tarafından yönetilsin ve elde edilecek gelir Kıbrıs’ta yaşayan iki halk tarafından eşit şekilde paylaşılsın. 

Dönemin Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, bu teklifin reddedildiğini ve Türk tarafının aynı şekilde karşılık vermeye karar verdiğini söylüyor. “Güney Kıbrıs’ın Kıbrıslı Türkleri dışarıda bırakarak yaptığı arama faaliyetleri ve uluslararası firmalarla anlaşmaları vardı. Biz de girişimlerimizi başlattık” diyor.

2012 yılında KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanlığı ile Türkiye'nin 'milli petrol şirketi' Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) arasında, deniz ve karada araştırma ve doğal kaynakları değerlendirmede ortaklık sağlayan anlaşma imzalandı. Anlaşmayla, uluslararası alanda tanınmayan KKTC’nin gerek karadaki, gerek Akdeniz'de münhasır ekonomik bölgesindeki faaliyetlerini TPAO yürütmeye başladı.

24 Nisan 2012 tarihinde Kuzey Kıbrıs’ın doğusundaki Sınırüstü Köyü’nde ilk araştırma kuyusu açıldı. Türkiye’den gelen Piri Reis ve Barbaros Hayrettin Paşa Sismik Araştırma gemileri de sırayla Akdeniz’e, Adana, Mersin ve Antalya havzalarına indi.

KKTC Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, karada ve denizde yapılan çalışmaların ve Türkiye ile imzalanan anlaşmanın, Rum tarafının girişimlerine bir cevap olduğunu söylüyor: “Bizim verdiğimiz karar siyasi bir karardır. Sen beni oldu-bittiye getiremezsin, ben de aynı anlaşmayı sana sormadan Türkiye ile yaparım. Siyaseten tanınmayız, kendimiz faaliyet yapamayız, bunlar işin bir başka boyutudur. Ama Türkiye’nin bu anlamda işbirliğine girmesini de kimse engelleyemez. Biz burada Kıbrıslı Türkler olarak varız yoğuz, ama Türkiye’nin o güneydeki hidrokarbonla ilgili söz söyleme hakkı var.”

Aslında KKTC ile anlaşma imzalayan TPAO’nun araştırma yaptığı bölgelere de uluslararası şirketlerden talep var, bunlar Güney’le anlaşan firmalardan farklı. Ancak KKTC siyasi bir tavır olarak bunu reddediyor.

Denktaş, talepte bulunan şirketlerin işin hukuki ve siyasi boyutunu kendi yöntemleriyle yürütme girişiminde bulunduğunu; ancak Türk tarafının siyasi bir karar vererek bu şirketleri beklettiğini söylüyor.

Bu süreçte TPAO, Türkiye’nin de hakkı olduğunu söyleyerek, araştırma gemilerini Rum Yönetimi ile anlaşan firmaların çalışma yaptığı Güney Kıbrıs açıklarına da gönderdi. 

Adana-Mersin-Antalya havzalarında da zengin doğalgaz yataklarının olduğu tahmin ediliyor. ODTÜ’nün Kuzey Kıbrıs’taki yerleşkesinde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği bölümünden Prof. Salih Saner de, bu havzaların ‘iştah kabarttığını’ ancak yeterli teknolojiye sahip olmayan TPAO’yla sınırlı kalmanın bu doğalgazı elde etme süresini uzatacağını söylüyor ve ekliyor; “Siyasi koşullar sebebiyle büyük bir potansiyel bekletiliyor.”

Rum Yönetimi’nin araştırma yaptığı sahalardan çıkarılacak doğalgazın Avrupa’ya iletimi de, münhasır ekonomik bölge anlaşmasına göre tüm kıyıdaş ülkelerin onayından geçiyor. Yani doğalgazın Kıbrıs veya Türkiye’ye uğramadan batıya aktarılması için de Türkiye’nin onayı lazım. Doğalgazın güvenle çıkarılıp ihraç edilmesi için, iki yıl aradan sonra yeniden başlayan çözüm müzakerelerinin gidişatı daha da önem kazanıyor.


http://www.yapi.com.tr/haberler/dogalgaz-siyasi-cozumu-bekliyor_117164.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!