Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 

'Konutun Gücü' Konut Konferansı 2015'te Masaya Yatırıldı

Yapı-Endüstri Merkezi (YEM) tarafından bu sene altıncısı düzenlenen Konut Konferansı, "Konutun Gücü Adına!" sloganıyla sektör paydaşlarını 24 Kasım 2015 Salı günü YEM'de bir araya getirdi.

yapi.com.tr
'Konutun Gücü' Konut Konferansı 2015'te Masaya Yatırıldı

AKG Gazbeton, Blum TR ve Çuhadaroğlu ana sponsorluğunda ve ÇEDBİK, GYODER, ICVB, Piemonte Agency, SeSa Build, Türkiye İMSAD, ULI Türkiye’nin de destekleriyle düzenlenen Konut Konferansı 2015, YEM etkinlikler Yöneticisi Zeynep Gülşen'in açış konuşması ile başladı. Konut Konferansında bugüne kadar 103 konuşmacıyı ve 3000'in üzerinde katılımcıyı konuk ettiklerini belirten Gülşen, etkinlik sponsorlarına ve destekleyen kurumlara teşekkür etti.

YEM'den konutta bireyi ön plana çıkaran konferans

YEM Genel Müdürü Tolga Türkanık, Yapı-Endüstri Merkezi'nin yapı sektörü paydaşlarına 47 yıldır hizmet verdiğini hatırlatarak, Konut Konferansı'nın bu hizmetler içindeki yerine değindi. "Konut bizim için güven demek. Türkiye'de gelirimizin büyük bölümünü buna aktarıyoruz. Bu güveni elde etmek için sosyal hayatımızda feragat ediyoruz." diyen Türkanık, Konut Konferansı'nın bu sene konutun ekonomik boyutunun yanı sıra sosyal ve felsefi yönüne odaklanılacağını söyledi.

Konferansın bu seneki moderatörü olan Fortune Türkiye Yayın Direktörü Cüneyt Toros ise, 23 yıldır ekonomi gazeteciliği yaptığını belirtti ve takip ettiği mesleki toplantılar arasında, YEM etkinliklerinin bireyi ön plana çıkaran yönü ile fark yarattığını ekledi.

Konut, yaşam alanından ticari metaya dönüştü

Konferansın ilk konuşmacısı, "Bir Mimarın Güncesi" başlıklı sunumu ile Artu Mimarlık Kurucu Ortağı Murat Artu idi. Konut/ev konusuna felsefi açıdan yaklaşan Artu, "Mimarlıkta felsefeyi bina aracılığıyla yapamazsınız çünkü yapı somuttur. Yapı amaç mı, araç mı, önce buna yanıt vermeliyiz." dedi. Günümüzde konutun, insanın yaşaması için yapılan bir şeyden, gayrimenkul adı altında ticari bir metaya dönüştüğüne dikkat çeken Artu, "Konutu yaşamak için değil, satıp kâr elde etmek için alıyoruz. İnsana değil, yapıya daha çok önem veriyoruz." şeklinde konuştu.

MuratMurat Artu

'Mimarın hayalindeki ev' konusunu tartışırken evlilik kurumuna da değinen Murat Artu, "Mimarlığın evle ilgili sorunsalı, kadın-erkek-doğa ile nasıl bir ilişki kurulması gerektiğine yanıt aramaktır. Aile bireyleri artık bir arada değil, yan yana yaşamaktadır. Birliktelik yan yanalığa dönüştüğünde zorunluluk olmaktan çıkıp, özgür bir rejime dönüşür. Yapı amaç olmaktan çıkıp, size hizmet eden araç olur. Mimarlık ise bunu düzenleyen rejimdir." dedi.

Hangimiz masumuz?

"Hangimiz Masumuz?" başlıklı oturumda bir araya gelen fotoğraf sanatçısı - mimar Murat Germen ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Emrah Altınok, İstanbul'daki yoğun konut üretimini eleştirel bir perspektifle ele aldılar.

Murat Germen - Emrah Altınok

Göz ve söz teması bitti

Ticari metaya dönüştüğü ve ihtiyaç sahiplerine ulaşmadığı için eğitimini aldığı mimarlık ve planlama mesleğini yapmadığını belirten Murat Germen, "Gökdelen karşıtıyım, konuşmam da bunun üzerine olacak" dedi. İnsanların gökdelenlerde kopuk bir yaşam sürdüklerinden dem vuran Germen, bunun zararlı bir yaşam biçimi olduğunu dile getirerek şunları söyledi: "Türkiye'de son on yıllık dönemde kentsel dönüşüm adı altında sunulan rant odaklı inşaat eyleminin, kenti rant zonlarına ayırmaya yönelik olduğunu gözlemlemek zor değil. AVM'ler ve onlara erişmek için inşa edilen araba odaklı karayolları gibi kenti bölen ya da insanları sokaklardan iç mekanlara yönlendiren projelerin yanında, kentin istisnasız her yanını işgal etmekte olan konut projeleri insanlar arasındaki iletişimin kesilmesine yol açacak şekilde inşa ediliyor. Önceleri alçak katlı yapıların arasında insani ölçekli açık alanlarda birbirleri ile göz ve söz teması kurabilen hemşehriler, yüksek katlı yapılara yerleştirildiklerinde birbirlerinden kopmaya başlıyorlar."

"Zonlama ayrıştırmak için değil, doğru birliktelikler kurmak için yapılır,  bizde ise tersine işliyor" diyen Germen sözlerini şöyle tamamladı: "Bizdeki yüksek yapılar, Hong Kong ya da New York'ta olduğu gibi kent yaşamının ve karakterinin bir parçası değil. Gündüz ancak güvenlik gözetiminde erişim sağlanabiliyor, gece erişim sağlayabileceğimiz gökdelen sayısı ise çok az."

Kentsel yıkım mı, kentsel devrim mi?

Yeni kentleşme deneyiminin yarattığı açmazlara değinen Murat Germen'in ardından, makro süreçlere odaklanan Emrah Altınok ise, Türkiye'de 2000 sonrası konut üretimini, TOKİ örneği özelinde mercek altına altı.

TOKİ'nin Avcılar, Başakşehir, Küçükçekmece ilçelerini kapsayan su havzasına inşa etmekte olduğu yeni yerleşim alanı, Zürih büyüklüğünde dört şehrin barınabilecek büyüklüğe sahip. Altınok bu projeden hareketle, ekonomi-politik bir aygıt olarak konutun gücünü, iç tutarlılıklar ve iç çelişkiler ekseninde değerlendirdi.

İç Tutarlılıklar:
1.
Karşılanabilir konutun ekonomi politiği (Ucuz Konut -> Refah Devleti / Sosyal konut -> yaratıcı bir popülizm aygıtı)
2.
Bir hegemonya yaratım süreci olarak 'mülklü'leştirme (Borçlanma yoluyla sisteme adapte olma, istikrara bağımlı hale gelme)
3.
'Kolektif tüketim'in aracısı olarak Toplu Konut
4.
Aşırı birikim krizlerine uzun dönemli çözümler - Kentsel Mekan Üretimi (Kentsel mekanın yeniden organizasyonu / Uzun dönemli emlak ve altyapı yatırımları)

İç Çelişkiler:
1.
Sınırsız mekan üretiminin iç çelişkileri (Minimum maliyet - Maksimum kâr = Düşük yaşam kalitesi)
2.
Sınırsız mekan üretiminin iç çelişkileri (Üretim alanının daralması ve ekolojik çöküş)
3.
Yatırımlar coğrafyasında 'Kör Alan' (Tüketim kapasitelerinin öngörülememesi)
4. Mekansal sabitlerin limitleri (Hantallaşan Sermaye)
5. Aşırı Yatırım - Devalüasyon - Kredi Balonu
6. Mekansal parçalanma - Sosyal ayrışma

Biri Beni Durdursun!

Konut Konferansı’nın üçüncü oturumunda “Biri beni durdursun” başlığı altında, riskli alan ilan edilen ve  İBB’nin kentsel dönüşüm projeleri ile tartışmaların alevlendiği Sarıyer’de bulunan Derbent mahallesi masaya yatırıldı. Gecekondu tarzı yapılaşma ile öne çıkan Derbent mahallesinde yaşanan süreçlerin anlatıldığı oturuma Bir Umut Derneği’nden şehir plancısı Gizem Kıygı ile kentsel aktivist ve mimar Sinan Logie konuşmacı olarak katıldı.

GizemGizem Kıygı - Sinan Logie

“Kendisi”ne sahip çıkan mahalle: Derbent

Kıygı, kent politikalarından bahsederek, son yıllarda kentlere rant odaklı yaklaşıldığının altını çizdi. Kıygı, sermaye lehine yönetilen, yıpratıcı bir kent politikası sürecine girildiğini vurguladı. Derbent’in de lokasyon itibari ile bu rant odaklı politikaların merkezine yerleştiğini kaydeden Kıygı, Derbentliler’in bu politikaların kıskacından kurtulma süreçlerine değindi. Derbent’in 1930’larda kurulan gecekondu tipi yapılaşmaya sahip bir mahalle olduğunu söyleyen Kıygı, mahallenin riskli alan ilan edilerek, kentsel dönüşüm projeleri ile göçe ve değişime zorlandığının altını çizdi. Kıygı, bütün bu süreçlerin ardından mahallede yaşayanların kendilerini varlık mücadelesi içinde bulduğunu kaydetti. Kıygı, Derbent’in sahip olduğu nüfus itibari ile seçimden önce politikacılar tarafından oy deposu olarak görüldüğünü belirterek, “tapular bagajda” denilerek seçim zamanı uğranılan bir yer olarak görüldüğünü söyledi. Mahallelinin varlık mücadelesine, kendi konut politikalarını kendilerinin üretebildiği bir kooperatif kurarak başladığını ifade eden Kıygı, bu kooperatifin tamamen ranta kapatıldığını anlattı. Ardından Derbentliler’in benzer sorunlar yaşayan diğer Sarıyer mahalleleri ile birleştiklerini belirten Kıygı, devletin kendilerini tanımladığı “yok sayılma, işgalci” konumundan çıkıp, yeni bir mülkiyet ve çözüm üretme aşamasına geldiklerini söyledi.  Kıygı, “Derbentliler bize farklı bir mahalle ve kent siyasetinin olabileceğini gösterdi. Var olma mücadelesinden kendi talep mekanizmalarını kuracak bir duruma geldiler. Diğer insanlarla dayanışma içersinde kendi sokaklarına, mahallelerine sahip çıktılar”dedi.

Kıygı’dan sonra sözü alan Sinan Logie, Derbent mahallesi için yapılan çalışmalardan bahsetti. Bölgede incelemelerde bulunduğunu belirten Logie, mahalle sakinlerinin mahalleden memnun olduğunu ve taşınmak istemediğini kaydetti. Derbent’te organik toplumsal bir yapılaşma olduğunu ifade eden Logie, sokak aralarındaki geometrilerin sağladığı ortak sosyal yaşam alanlarını anlattı. Logie, mahalleliler için oluşturulan atölyelerde mahallelinin yaşam alanları için kendi düşlerini hayata geçirme fırsatı bulduklarını söyledi. Logie, kente sadece imar ya da emsal odaklı bakılmasının yanlışlığına vurgu yaparak, bu tür kent politikalarının kenti yaşanmaz hale getireceğini söyledi. 


Konut alımında cephe tasarımı faktörü

Çuhadaroğlu Alüminyum Sistemleri Pazarlama Müdürü Halit Güral, "Konutta Cephe Aranıyor!" başlıklı sunumunda, güncel projeler ve gelecek senaryoları üzerinden cephe tasarımının konut satışına etkisini ele aldı. Yapı maliyetini belirleyen en önemli girdilerden birinin lokasyon olduğunu hatırlatan Güral, konut alırken öncelikle ulaşım kolaylığı, depreme dayanlıklılık / sağlamlık ve sosyal çevrenin dikkate alındığını, cephenin ise alım motivasyonu açısından henüz bir parametre olarak yer almadığını belirtti.

HalitHalit Güral

Eğitim ve gelir durumuna göre cephe özelinde enerji verimliliğinin öne çıktığını söyleyen Güral, konut birim satış fiyatlarını cephede kullanılacak malzeme ve sistemlerin belirlediğini ekledi. Halit Güral, alüminyum cephe sistemlerinin sunduğu hizmetleri ise şöyle sıraladı: Rüzgar dayanımı, hava ve sus sızdırmazlığı, ısı yalıtımı, güneş kontrolü, ses yalıtımı, doğal havalandırma.

Yeni çağın yapı malzemesi gazbeton

AKG Gazbeton Pazarlama ve Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sırrı Güvenç, "Sayende Kendimi Hafiflemiş Hissediyorum" başlıklı konuşmasında, konutlarda gazbeton kullanımının avantajlarına değindi. İnşaatta en önemli etkenin güven olduğunu söyleyen Güvenç, bu bağlamda dayanıklı ve sağlıklı konutlar üretmenin önemine dikkat çekti. Yeni deprem yönetmeliğinin binaların ayakta kalmasının ötesinde minimum hasarı hedeflediğini ifade eden Güvenç, "Biz de üreticiler olarak buna önem veriyoruz.

SırrıSırrı Güvenç

AKG Gazbeton Ar-Ge ve İnovasyon Merkezi'nin kurulumunda son aşamaya geldik." dedi. Gazbetonun yeni çağın yapı malzemesi olduğunu ifade eden Sırrı Güvenç, "Akademik araştırmalara göre çok katlı yapılarda deprem güvenliği açısından tavsiye edilen yapı malzemesi, gazbeton. Bu anlamda kentsel dönüşüm projelerini bir fırsat olarak görüyoruz. Gazbeton kullanımı projelerde %22'ye varan tasarruf sağlarken, deprem dayanımı, yangın güvenliği ve ekoloji özellikleriyle de öne çıkıyor." şeklinde konuştu.

Evin yeni kalbi mutfak, konutlarda fark yaratıyor

Oturma Odası Artık "Benim" başlıklı konuşmasında, markalarının 53 yıllık gelişim sürecinden bahseden Blum TR Satış Danışmanı mimar Banu İşcan Kamaşoğlu, daha sonra markanın sunduğu inovatif çözümleri detaylı bir şekilde aktardı.

BanuBanu İşcan Kamaşoğlu

Kamaşoğlu, günümüzde mutfak alanında öne çıkan trendleri şöyle sıraladı: Büyük konut projelerinde azalma, yenileme projelerinde artış, Konutlarda "Open Space" mutfak ve yaşam alanlarının iç içe tasarlanması, Açık mutfakların artışı, Kolay erişim ve iyi alan kullanımı, Artan kulpsuz veya gizli kulp trendi, Tasarımlarda daha yalın ve düz çizgiler.

"Amacımız fark yaratmak"diyen Kamaşoğlu, mutfakların iyi planlanmasının konut satışlarına da katkıda bulunacağının altını çizdi.


“Mahallen için Günübirlik Dönüşüm Rehberi”

Konut Konferansı’nın 4. oturumunda “Mahallen için Günübirlik Dönüşüm Rehberi” başlığı altında Amerika’daki mahalleleri dönüştüren “Better Block”un öyküsü anlatıldı. Better Block kurucu ortağı Andrew Howard, deneyimlerini ve dönüşüm projelerinin amaçlarını konferans izleyicileri ile paylaştı. Howard, “Bütün dünyada insanların kendilerini rahat hissedebileceği mekanlar yaratmak istiyorum” diyerek sözlerine başladı. Howard, insanların şehirlerde artan trafik ve nüfus yoğunluğundan korktuklarını ifade ederek, son 20 yılda konut ve kent politikalarının bu doğrultuda oluşturulduğuna dikkatleri çekti. Amerika’da dönüşüm için bürokrasi ve kurallar karşısında sert mücadele verdiklerini belirten Howard, hem konut hem de trafik açısından farklı tasarımlar gerçekleştirdiklerini kaydetti. Amerika’da yapacakları dönüşüm için öncelikle “buradaki nasıl kuralları kaldırabiliriz” sorusuna kafa yorduklarını ifade eden Howard, dönüşüm için toplum liderlerini, şehir konseyini davet ettiklerini anlattı.

AndrewAndrew Howard

Yaptıkları dönüşüm projeleri ile insanlara yaşadıkları şehirleri düşünmesini, buralara projeler üretmesini sağladıklarını ifade eden Howard, insanların yaşayacakları şehirleri, sokakları kendilerinin yaratmasına öncülük ettiklerini söyledi. Dallas’ta bulunan bir sokağın dönüşüm öyküsünü izleyicilerle paylaşan Howard, bu projenin şehir politikalarının orada yaşayanlar lehine değiştirilebileceğini gösteren bir çalışma olduğunu belirtti. Better Block’un diğer ülkeler için de projeler ürettiğini kaydeden Howard, İran’da yaptıkları bir dönüşüm projesini anlattı. Kendi sokaklarına sahip çıkmanın insanları bambaşka biri haline dönüştürdüğünün altını çizen Howard, yaratılan ortak sosyal alanlarda insanları bir araya getirmenin önemine değindi.

Better Blok’un nasıl inşa edileceğinden bahseden Howard, tek bir mekan üzerine odaklandıklarını, ardından orada yaşayanları bir araya getirdiklerini söyledi. İnsanların kendi yaşadıkları alanlar için sevdikleri ve sevmediklerini, isteklerini yazdıklarını belirten Howard, ardından projenin yürümeye başladığını kaydetti. Howard, Better Block ile şehirlerin geçicilikten kalıcılığa geçişlerinin sağlandığını ifade etti. Howard, insanları mutlu eden Better Block ile devletin konut üzerinde nasıl hareket etmesi gerektiğini gösterdiğini de sözlerine ekleyerek, “Yukarıdan aşağıya yani devletten halka kent ve konut politikaları üretilmesi son derece yanlış. Aşağıdan yukarıya doğru kent ve konut politikaları üretilmeli” dedi.

“Akıllı Kentlilik-İstanbul’un kentsel alanlarından öğrenme”

“Akıllı Kentlilik-İstanbul’un kentsel alanlarından öğrenme” başlıklı oturumda Studio Bohle’nin kurucusu Hendrik Bohle, İstanbul’un özgün yapılarına ve kamusal alanlarına dair gözlemlerini dinleyiciler ile paylaştı. Bohle, İstanbul’un da diğer dünya kentleri gibi soylulaştırma, turistikleştirme gibi pek çok süreç yaşadığını ve pek çok sorunla boğuştuğunu söyleyerek, İstanbul’da farklı yapılaşmalar içindeki farklı yaşam biçimlerinden bahsetti. Konutu besleyen kamusal alanların önemine değinen Bohle, İstanbul’da kamusal alanların farklı kullanımlarından da örnekler verdi. Kamu alanlarının daha ilgi çekici hale getirilmesinin dünyada kent politikalarına yansıdığını söyleyen Bohle, yüzyıllardan beri İstanbul’un kamu alanlarının bir cazibe merkezi olduğunu ve bunun böyle devam ettiğini belirtti.

HendrikHendrik Bohle

Bohle, İstanbul’daki konut tasarım örneklerini yorumladığı konuşmasında, gayriresmi binaların kentin yüzü haline geldiğini belirtti. Gayriresmi kent mekanlarının farklı sınıflardaki insanları bir araya getirip kaynaştırdığını ifade eden Bohle, bu tür mekanların sosyalleşme üzerinde oynadığı rolden bahsetti. Bohle, kent bahçelerinin toplum içindeki birleştirici rolünün önemine değinerek, kent bahçelerinin konut çözümlerinin bir parçası olması gerektiğini kaydetti. Bohle, “Kentler oluşur, ardından deforme olur ve ardından yeniden oluşur. Yeniden oluşturma sürecinde birlikte müzakere etmek çok önemlidir” dedi. Kent politikalarında modernizmin artık bittiğine vurgu yapan Bohle, yeni kent politikalarında katılımcılığın, paylaşımcılığın önemine değindi.

TÜMÜNÜ GÖSTERSONRAKİ SAYFA HABERİN DEVAMI:   1  |   2
http://www.yapi.com.tr/haberler/konutun-gucu-konut-konferansi-2015te-masaya-yatirildi_138329.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın
Haftanın ürünü Newlux PC Modüler Paneller

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!