Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 

'Türkiye'de Gelişme Stratejisi Dengeli Olmalı'

ABD'nin eski Başkanı Bill Clinton döneminde Beyaz Saray Ekonomi Başdanışmanlığı yapan Nobel ödüllü ekonomist Prof. Dr. Joseph E. Stiglitz, dünyada ihracata dayalı büyümenin daraldığını belirterek, "Çin iç talebe yöneliyor. Bu, gerçeği görmektir. Türkiye'de de gelişme stratejisi dengeli olmalı" dedi.

yapi.com.tr
'Türkiye'de Gelişme Stratejisi Dengeli Olmalı'

DHA'nın haberine göre, Çukurova Genç İşadamları Derneği'nin (Çukurova GİAD), Adana'da gerçekleştirdiği 4'üncü Çukurova Zirvesi'ne Kalkınma Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Davut Kavranoğlu, CHP Adana Milletvekilleri Faruk Loğoğlu ve Ali Demirçalı, Büyükşehir Belediye Başkanı MHP'li Hüseyin Sözlü, ABD Adana Konsolosu John Espinoza, çok sayıda işadamı, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve ekonomistler katıldı.

Zirveye 'baş konuşmacı' olarak katılan Prof. Dr. Joseph E. Stiglitz, 'Global ekonomi ve 2015 beklentileri, Türkiye'nin önemi' konulu sunum yaptı. Çok sayıda işadamı, şirket yöneticisi, bürokrat ve sivil toplum kuruluşu temsilcisine seslenen Stiglitz, dünyadaki ekonomik gelişmeler ve sıkıntıların ciddi olarak takip edildiğini söyledi.

'Açıkları olan ülkeler etkilenecek'

Dünyanın değiştiğini ve ülkelerin dönüşüm içinde olduğunu anlatan Stiglitz, şöyle devam etti:

"Petrolde fiyatlar dramatik şekilde düşüyor. Petrol ihracat eden ülkeler kaybediyor, ithal edenler kazanıyor. Bu nasıl bir dengeye oturacak. Türkiye bu işten avantaj sağlayacak. Fiyat düşmesi iyi. Ortadoğu ve Rusya ticaret ortakları ve bu ülke ekonomik olarak zarar görecektir. Bu tür değişimlere bakınca etkiler simetrik değil. Petrol üreten ülkeler ithalat yapan ülkelerden daha fazla zarar görüyor. Çünkü negatif etki yaratıyor bu. Bütün dünya için olumsuz gelişme. Petrol fiyatları düştüğü zaman tüketici seviniyor sanki fiyatlar düşecek gibi. Petrol üreten şirketler bu değişikliklerden ABD'de çok etkileniyor. Para politikaları da ilginç bir mesele. Son 1.5 yıla kadar ABD'de odak noktamız bu politikalar üzerineydi. 'ABD'de bu para politikaları nedeniyle faiz aratacak mı?' sorusu soruldu. ABD'deki ve Avrupa'daki değişimler birbirini nasıl etkiliyor? Bu para politikasındaki değişimler etkiliyor iki tarafı da. 2008'deki krizden bu yana talep eksikliği var.

Global ekonomi sıkıntı yaşıyor. 2009'da kriz resmi olarak sona ermiş olsa bile gelirin artışındaki yüzde 95 en üstteki yüzde 1'e gitti. Tipik Amerikalı'nın geliri hala 25 yıl öncesinden daha düşük. Parasal genişleme Avrupa'da daha olumsuz diye düşünüyorum. Kredilerin kanalları daha fazla da ABD'den bloke oldu. Para politikası işe yaramış olsa likitide artar ve bu KOBİ'lere gider. Paraların daha fazla şirkete gitmesini ve daha fazla yatırım olmasını istiyoruz. Ama maalesef Almanya istemiyor. Avrupa'daki kredi kanalı bloke olduğu için paranın işe yarayacağı yerlere ulaşması mümkün görünmüyor. KOBİ'lerin sayısı Avrupa'da azalıyor. İspanya ve Yunanistan gibi ülkelerde daha da düşüyor. Bu sürpriz değil. Şaşırtıcı değil. Para politikalardan etkilenen ülkeler ekonomilerinde açık olan ülkeler, bütçe açık olan ülkelerdir. Türkiye bunlardan biri. Bazı ülkeler tedbir aldı. Mesela Hindistan faiz oranını düşürdü. Türkiye gibi ülkeler için o kadar çok enflasyon endişesi var ki. Deflasyon yüksek ateş gibidir. Deflasyon bir şeylerin yolunda gitmediğini gösterir. Deflasyon için neden endişe duymalıyız? Ekonomin zayıf olduğunu gösterir. Deflasyonun kendisi zayıflığı destekler. 2009'da ABD'de çok borç vardı, evler alındı. Borcun miktarı gelirden fazladır. Gelirinize bakarak borcunuzu kıyaslayabilirsiniz. 2010 yılında Yunanistan yüzde 110'luk milli hasılası vardı. Endişe ediliyordu. Almanya kısıtlama istedi. Belli bir politika için ısrar ettiler. Bunun amacı gerçek gelirin düşürülmesiydi. Nominal geliri düşürdüler böylece. Deflasyon vardı. Böylece Yunanistan'daki milli hasıla yüzde 60."

'Tek para birimi ile ülkeler birleşir sandılar'

Avrupa'nın özellikle ticari ortak olması nedeniyle Türkiye için çok önemli olduğunu anlatan Prof. Dr. Joseph E. Stiglitz, şunları kaydetti:

"Avrupa'nın ekonomisi, insan ve finans kaynakları, sermayesi, kurumları hepsi 2008'de olduğu gibi aynılar. Varlıklar var ama hala milli hasılası tuhaf, ekonomi tuhaf, çalışmıyor. Peki ne yanlış gitti? Sadece tek ve büyük bir hata yaptılar. Bu da Euro'yu getirmekti. Avrupa bir siyasi projeydi ve liderler tek bir para birimi olduğunda ülkeler birleşir sandılar. Euro, Avrupa'yı bölüyor şimdi, birleştirmedi. Avrupa'da ülkeler arasında fark yaratıyor. Tek bir para biriminin etkili olması için ülkelerin aynı olması gerekir ama öyle değildi. Ülkeler şimdi bunu fark etti ama tekrar bir hata yaptılar. Teşhisi yanlış koydular. Açıklar düşük olduğu zaman ülkeler aynı olur, para biri etkili olur dediler. Ama analiz yanlıştı. İspanya ve Yunanistan en ağır krizi yaşadılar. Almanya olup biteni anlamadı. Aynı politikaları tekrar etmeye çalıştılar ve işe yaramadı. Deflasyon iyi değildir, ama Almanya hala ısrar ediyor. Fiyatlar stabil kalsın istiyor. Euro büyük bir sıkıntı. Fakir ülkelerden paralar zengin ülkelere kayıyor. Bu konuyla ilgili uzun uzun konuşabilirim. Avrupa bütünsel bir politika içinde olmalı. Avrupalı siyasiler bunu gördüler ve 2011'de bir araya geldiler. Değişmesi gerektiğini söylediler ama 2015'e geldiler ama hala değişmedi. Euro bölgesinde durağanlık devam edecektir. Bu şekilde devam ederse daha kötü olacaklar. Avrupa'daki problemler birikmeye devam ediyor. Euro bana göre demokrasiyi bastırdı. Yunanistan'dakiler ekonomiyi beğenmeyip hükümetleri seçmiyor. Hükümetler ise aynı şekilde devam etti. Avrupa'da krizden bu yana ciddi gelir kaybı var. Gelir artışı krizden daha geride."

'Rusya daha da kötüye gidecek'

Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler ve Rusya ile Ukrayna arasındaki krizin dünyada tartışıldığını da kaydeden Prof. Dr. Joseph E. Stiglitz, şöyle konuştu:

"Krizin sona ereceğini sanmıyorum. Uzun süreli donabilir. Rusya'ya yaptırımlar devam edecek. İhlal edilenler Rusya açısından görmezden gelinemez. Ukrayna çok büyük ve çok önemli. Büyük bir ihtimalle yaptırımlar kaldırılmayacak. Bu Türkiye için çok önemli. Rusya ile ticaret var çünkü. Petrol fiyatlarının düşmesi ve yaptırımların sürmesi Rusya'yı etkiliyor. Bunun sonucu olumlu olmayacak, kötüye gidecek. Çinli öğrenciler ABD'ye gelen en iyi öğrencilerdi. Türkiye, Ortadoğu ve Afrika arasında merkez oldu. Türkiye ve Çin Afrika'da daha yoğun çalıştı, ABD ve Avrupa kendi işleriyle uğraşırken. Çin'de yüzde 10'a ulaşan büyüme yüzde 7'ye düştü. Çin'de neler olduğunu izliyoruz. Çin'de büyüme stratejisi ne olacak tam kestiremiyoruz."

ABD'yi anlattı

ABD'nin zor bir ülke olduğunu söyleyen Prof. Dr. Joseph E. Stiglitz, bununla ilgili de şunları anlattı:

"ABD, hiçbir zaman Avrupa'nın yaşadığı olağan dışı şeyleri yaşamadı. Ekonomisi etkilendi ama o kadar kötü olmadı. ABD'de yine de istihdam zayıf bir konu ve işsizlik var. Birçok genç insan yarı zamanlı çalışıyor. ABD'de dünya popülasyonunun yüzde 5'i ABD'de yaşıyor ve dünyadaki tutukluların yüzde 25'i de ABD'de bulunuyor. Hapishanedekiler için harcama yapılıyor. Üniversiteden çok hapishanelerimize para harcıyoruz. Böyle olmaması gerekir. Olmamız gereken ve olduğumuz yer arasında ciddi fark var. Kişi başı milli gelir ortalaması 25 yıl öncesiyle aynı. Tam zamanlı çalışan birinin geliri 40 sene önceki geliriyle aynı. İnsanların çoğu mutlu değil çünkü paraları yok. Amerikan rüyası var ama 40 senede işçilerin geliri aynı kalmış. Fırsat eşitliği saçmalık. Yok öyle bir şey. Diğer ülkelerle kıyasla imkan ve fırsat eşitliği yok denecek kadar az diğer ülkelere kıyasla. Krizden önceki büyümeyi yakalayamadık hala ve gelir kaybı çok yüksek. Ekonomik istatistikler Avrupa'dan iyi ama olması gereken noktada değil."

Türkiye'yi değerlendirdi

Rusya, Ortadoğu, Avrupa ve Afrika arasında bağlantısı olan Türkiye'nin komşularında sorun olduğunu bildiren Prof. Dr. Joseph E. Stiglitz, şunları vurguladı:

"İhracat piyasası zayıfladığında ihracat yaparak büyüme modeli işe yaramayacaktır. Bu nedenle Çin iç talebe yöneliyor. Bu, gerçeği görmektir. Türkiye ve gelişmekte olan piyasalar iç talebi nasıl tetikleyebilir? Dikkatli olmalı. İç talebi emlak ve altyapıya dayandıramazsınız. Altyapı eksikliği, gelişmekte olan ülkelerde etkili oldu ama liman varsa bir şeyler satmalısınız. Üretim yöntemleri kullanarak limanları ve altyapıları kullanacaksınız. Bu gelişme stratejisi dengeli olmalı. Dengeli bir üretim dağıtımı konusunda piyasalar, çevre, eşitlik, sağlık gibi konulara eşitlik göstermek zorunda. En başarılı ülkeler bunu gördü. Çok aktif bir rolü var hükümetlerin bu alanda. ABD ekonomisinin dinamik sektörleri ileri teknolojiydi. Peki bu alandaki yenilikleri hükümet geliştirdi. ABD hükümeti bu noktada kilit rol oynadı. Bu sektörleri destekledi ve sonra geri adım atarak özel sektörleri desteklemeye başladı. IMF'ye göre gelişmiş ekonomilerin yüzde 2.3, ABD'nin yüzde 3 ve Avrupa'nın yüzde 1.3 büyümesi bekleniyor. Ekonomik öngörülere göre politik öngörüler daha kötü. 2015'te olumsuzluklar kadar fırsatlar da olacaktır. 2015 yılı global ekonomi için aslında iyi bir yıl da olabilir."

http://www.yapi.com.tr/haberler/turkiyede-gelisme-stratejisi-dengeli-olmali_127924.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!