Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 

"Yapılarda Çelik Kullanımı %50'ye Çıkıyor; Türkiye Bunu İyi Değerlendirmeli"

Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA) Başkan Yardımcısı H. Yener Gür'eş: Dünya genelinde üretilen çeliğin şimdiye kadar yüzde 30’u yapılarda kullanılırken, önümüzdeki dönemlerde bu oranın yüzde 50’lere çıkması hedefleniyor. Bunun, Türkiye tarafından çok iyi değerlendirilmesi lazım

yapi.com.tr
"Yapılarda Çelik Kullanımı %50'ye Çıkıyor; Türkiye Bunu İyi Değerlendirmeli"

36 ülkeden 200’e yakın profesyoneli buluşturan 8. Çelik Köprüler Sempozyumu, dün (14 Eylül Pazartesi) İstanbul'da başladı. Avrupa Yapısal Çelik Birliği (ECCS) koordinasyonunda Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA) tarafından düzenlenen organizasyon, birbirinden önemli konuşmacılarla yapısal çelik sektöründeki güncel gelişmeleri masaya yatırmayı ve bir gelecek projeksiyonu oluşturmayı hedefliyor. Bu tür etkinliklerin Türkiye’de yapılmasının ülke tanıtımı açısından önemine vurgu yapan Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA) Başkan Yardımcısı H. Yener Gür'eş; ihracata dayalı bir ekonomisi olan Türkiye için tanıtımın öneminin altını çizdi.

Katma değeri yüksek ihracat için çelik!

Sempozyum açılışı sonrası yapi.com.tr'ye açıklamalarda bulunan H. Yener Gür'eş, Türkiye'nin en rekabetçi sektörlerinden inşaatın katma değerini artırabilmesi için çeliğe yönelmesinin önemine işaret etti. "Betonarme bir binayı, o bölgedeki çimentoyu, malzemeyi kullanarak yapıyorsunuz. Dolayısıyla o projenin Türkiye’ye katkısı, kazancı kadar oluyor" diyen Gür'eş; çeliğin ise katma değeriyle burada imal edildiğini, gümrükten çıktığı anda bedelinin yüzde 70’inin tahsil edilebildiğini söyledi.

Türkiye'nin henüz çeliği katma değeri yüksek bir ürün olarak sunamadığını belirten Gür'eş, bu ve bunun gibi sempozyumların bu anlamda sağladığı katkıyı da şöyle özetledi:

"Aslında biz, çeliği çok basit şekliyle, saç, levha, profil olarak satıyoruz. Oysa bunu çelik yapı elemanına dönüştürdüğünüzde işin içine mimari, mühendislik, işçilik ve bir çok şey giriyor; katma değerini yükseltmiş oluyorsunuz. İnsanlar bilsinler ki Türkiye’de de dünyanın herhangi bir gelişmiş ülkesinde olduğu kadar kaliteli ve zamanında imalat yapılabilir, dünyanın herhangi bir noktasına ulaştırılabilir, mühendislik bir sorun olmaktan çıkmıştır. Sempozyumun tanıtım yönü çok önemli; ama bir faktör daha var. Hangi ülke olursa olsun, teknolojik gelişmişliği ne kadar ileri olursa olsun, hangi yönde ilerlediklerini, nasıl çalışmalar yürüttüklerini görmek için diğer ülkelerle dirsek temasını sürdürmeli. İşte sempozyum bize bu fırsatı veriyor; mühendislerimiz, mimarlarımız kendilerini yurtdışına tanıtırlarken, yurtdışındaki gelişmeleri de takip etme fırsatı bulabiliyorlar".

Dünya genelinde yapısal çelik kullanımı artıyor, artmaya devam edecek

Avrupa Yapısal Çelik Birliği (ECCS) olarak Dünya Çelik Derneği ile yaptıkları çalışmalara göre yüzde 30'larda olan yapılarda çelik kullanımının yüzde 50 seviyelerine çıkmasının beklendiğini kaydeden Gür'eş, bunun Türkiye tarafından çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. G20 ülkeleri ekonomi bakanlarının ekonomiyi canlandırmak için altyapı yatırımlarına yönelme işaretleri verdiğini anımsatan Gür'eş, ayrıca kıta Afrika'sının potansiyellerinin de iyi araştırılması gerektiğini sözlerine ekledi:

"Yakın geçmişte bizden de Ali Babacan’ın katıldığı G20 üyeleri ekonomi bakanları toplantılarında, altyapı yatırımlarıyla ekonominin ayakta tutulabileceği görüşü benimsenmişti. Bu, G20 ülkelerinin tamamında altyapı yatırımlarının hayata geçirilmesi anlamına geliyor. Altyapı dediğiniz zaman da ciddi bir çelik kullanımı söz konusu. Bu konuda bir çalışma yapıyoruz.

Öte yandan dünyanın gelişmekte olan ülkelerinde çok ciddi bir konut, yapı ihtiyacı var. Birkaç yıl önce HABİTAT’ın Doğu Avrupa ve Asya sorumlusu ile bir sohbetimiz olmuştu. O, insanların barınma ihtiyacının çok üzerinde duruyordu. Bu ihtiyacı göz önüne alırsak, Çin’de dahil olmak üzere, konut yapabileceğimiz çok fazla ülke var. Afrika’da da önümüzdeki yıllar için önemli bir köprü ihtiyacı söz konusu. Bunun doğru tespit edilmesi, ülke olarak gerekli temaslara başlanması gerekiyor. Belki de bizim bu köprülerin hangilerinin çelik, hangilerinin betonarme yapılabileceği yönündeki kriterleri gidip anlatmamız lazım; ki doğru seçim yapsınlar".


H. Yener Gür'eş'in dikkat çektiği diğer konu başlıkları şöyle:

Kısa açıklıklı köprüler de çelikle yapılabilir

Çelik köprüler konusu, Türkiye için önemli. Her ne kadar aklımıza 3. köprü, İzmit Körfez Geçiş Köprüsü, Nissibi Köprüsü gibi büyük projeler gelse de, kısa açıklıklı köprüler de çelikle yapılabilir. Çünkü planlamayı yapıyorsunuz, fabrikada üretiliyor, vinçle kaldırıyorsunuz ve yerine yerleştiriyorsunuz. Çelik köprüler, renovasyon sürecinde de birçok kolaylık sunuyor. Özellikle 20. yüzyıl başında yapılan demiryollarında çelik köprülere çok sık rastlıyoruz. Yanlış hatırlamıyorsam, Van tarafında inşa edilmiş galvaniz kaplı bir demiryolu köprüsünde, sadece üzerine çizilen kalp şeklinin etrafının paslandığını gördük. Köprü hala ayakta ve aktif. Onlar perçinli köprülerdi; ama artık kaynak teknolojisi o kadar gelişti ki, herhangi bir eksiklik olmuyor. Ama hala ‘kaynaklı köprü yapsak olur mu’ şeklinde bazı sorularla karşılaşıyoruz ve bunu özellikle demiryollarında daha çok görüyoruz. Bu da teknolojinin, Türkiye’nin nerede olduğunun yeterince anlatılamamasından kaynaklanıyor. Bu sempozyumlar, seminerler, bu anlamda bilgi paylaşımı açısından çok önemli. Türkiye’de yapılması gereken çok köprü var. Ama yapılacak projelerde sorunla karşılaşmamak için kontrol mekanizması çok önemli. Bizim, standartların kullanılması ve kontrol mekanizmaları konularında birçok eksikliğimiz var.

Körfez Geçiş Köprüsü’nde olan tamamen bir denetim hatasıdır

İntihar eden Japon mühendisin ne kadar onuruna düşkün olduğunu vurgulamak isterim; ama bize intikal eden bilgiye göre, hatayı görmüş olmasına rağmen zamanında müdahale etmemekten ya da rapor etmemekten duyduğu vicdan azabıyla intihar ediyor. Bu çok önemli bir konu; eğer hatalar, kazalar olmasaydı mühendislik hiç ilerlemezdi. Her hata, kusur, eğer ders alırsanız mühendisliğin ilerlemesi için bir motivasyondur. Dolayısıyla ‘bu Türkiye’de yapılmasın, yurtdışında yapılsın’ yaklaşımı fevkalade yanlıştır. Sorun, o ürünün Türkiye’de imal edilememesinden kaynaklanmıyor; yapılan üretimin yeterince kontrol edilmemesinden kaynaklanıyor.

Zaten kontrol mekanizması tüm yapılar için sorun. Bina yapıyoruz, ehil olmayan insanlara binayı kontrol etmesi için yetki veriyoruz, onlar da kontrol ettik diye rapor hazırlıyor ve bina bitiyor. Oysa, tasarım, malzeme, imalat ve inşaat yani yerinde montaj safhalarının her birinde denetim olmalı. İzmit Körfez Köprüsü’ndeki hata, tamamen bir denetim hatasıdır. Eğer bu malzemenin tasarımında bir hata yoksa, imalat safhasında yeterince kontrol edilseydi o noktaya gelinmezdi; montajdan sonra gerekli kontroller yapılsaydı yine bu olmazdı. Sonra ne oldu? Malzeme İngiltere’de bir laboratuara gönderildi ve oradan bu hatanın neden olduğunun araştırılması istendi. Belki de kamuoyunu rahatlatmak için yapıldı; ama alınması gereken tedbir, ‘bu Türkiye’de değil de yurtdışında yapılsın’ demek değildir. Türkiye’de yapılsın, hatası bulunsun ve düzeltilsin. Eğer Türkiye imalat bilgisi ve teknolojisi açısından eksik ise ki olduğunu zannetmiyorum, onun da burada telafisi yapılsın. Aksi taktirde, her zorlandığımızda bu tür şeyleri yurtdışından alırsak, o zaman Türkiye’deki teknik insanlar, sanayici 'işe yaramıyoruz' diyerek kendilerini denize atsınlar. Böyle bir şey olmaz; en azından Türk devletinin bunu kabul etmemesi gerekir.

Yönetmelik, bir yasanın nasıl uygulanacağını açıklayan bir kamu dokumanıdır; bir standart değildir

Standart ve yönetmeliklerin çok şeffaf, açık ve birbirleriyle çok iyi koordine edilmiş olması gerekiyor. Türkiye’de bu konuda çok ciddi bir sıkıntı var. Yönetmelik, bir yasanın nasıl uygulanacağını açıklayan bir kamu dokumanıdır; bir standart değildir. Bazı üniversitelerimizde de bu karıştırılıyor; ABD’deki kod, Türkiye’de yönetmelik olarak algılanıyor. Oysa bir standarttır. Standartlar, belli akademik birikimler, deneysel çalışmalar neticesinde hazırlanır; yönetmelikse, bir bakanlığın bir şubesi tarafından. Bilimsel gerçekleri bir tarafa bırakın; yönetmeliklerin birbirleriyle çeliştiklerini görüyorsunuz. Ya da aynı konuda birden fazla yönetmelik olabiliyor. Dolayısıyla yönetmelikler birbirleriyle çelişmemeli; standart gibi teknik içerikli dokümanlar değil, hangi işin hangi standarda göre yapılması gerektiğini belirten amir hükümler olmalı. Ayrıca bütünlük açısından bir binanın yapılması için gereken tüm yönetmelik ya da disiplinlerin kapsanması gerekiyor; oysa bakıyorsunuz bir rüzgar, yüksek yapı yönetmeliği yok.

Biz de dedik ki, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin, meslek örgütlerinin de müdahil olacağı bir organizasyon tarafından bu yönetmeliklerin koordinasyonu yapılsın. Bu şekilde öncelikle eksik yönetmelik olup olmadığı, birbirleriyle çelişip çelişmedikleri tespit edilsin; bunların çözüm yoluna gidilsin. Eğer bunların içinde iki farklı meslek grubunun menfaat çatışması varsa da, üniversiteler bu konuda bilimsel çalışmalar yapsınlar ve hangisi doğru belirlesinler. Bu doğrultuda Türkiye İMSAD koordinasyonunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile bir çalışma yürütüyoruz ve Türk Yapısal Çelik Derneği de bunu destekleyen 29 dernekten biri.  

2006 yılında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’na ‘Çelik Yapılar Yönetmeliği’nin hazırlanması için bir başvuruda bulunmuştuk. Hatta 2007 yılında da Nesrin Hoca’nın (Yardımcı) imzasıyla Yüksek Fen Kurulu adına bir şartname hazırladık. 'Yapı Çeliği İşleri Teknik Şartnamesi' adındaki bu şartname, sadece Yüksek Fen Kurulu’nun kullanımı için hazırlanmıştı; ama sonra her yerde kullanılır hale geldi. Birçokları bunu refere etmeye başladı. Bakanlık bir yönetmelik çıkarmadı, ama biz taleplerimizi sürdürdük. En sonunda dönemin Müsteşar Yardımcısı Mücahit Demirtaş konuya çok ilgi gösterdi; Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü’ne sevketti. Onlar da İTÜ ile bir protokol yaptı ve ‘Çelik Yapılar Tasarım ve Yapım Kuralları’ adı altında 244 sayfalık çok güzel bir dokuman hazırlandı. Şimdi onun bir yönetmelik ekinde yayınlanmasını bekliyoruz. Çünkü yayınlamazsanız, bu kuralları şeffaf bir biçimde koymazsanız; insanlar, standartları kendi yorumlarına göre değişik biçimde uygulayabiliyorlar.

http://www.yapi.com.tr/haberler/yapilarda-celik-kullanimi-50ye-cikiyor-turkiye-bunu-iyi-degerlendirmeli_134052.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!